Arap ülkeleri Kudüs için keşke sessiz kalsaydı

10 Aralık 2017 Pazar

Taa geçtiğimiz yıl gündeme gelen bir iddia vardı: “Arap ülkeleri ABD ve İsrail’le ‘Kudüs pazarlığı’ yapıyor” deniliyordu.

Meğer gerçekten de öyleymiş.

Hakikaten Arap ülkeleri, ABD ve İsrail’le “Kudüs pazarlığı” yapıyormuş. 

Hatırlayın…

Geçtiğimiz yılın haziran ayıydı…

Arap ülkelerinin ABD ve İsrail’le “pazarlık” yaptığını zımnen de olsa doğrulayan ilk isim İsrail Dışişleri Bakanlığı Genel Direktörü Dore Gold olmuştu. Öyle ki, ülkesinin Körfez ülkeleri ile ortak çıkarlara dayalı bir işbirliği içerisinde olduğunu açıklamış, ancak görüşmelerin gizlilik esasına dayandığını belirterek “daha fazla ayrıntı vermekten” kaçınmıştı. Gold’un İsrail’le Arap ülkeleri arasındaki ilişkiyi tarif eden en can alıcı cümlesi ise “Bu buzun altından şu an sıcak sular akıyor” olmuştu.

Daha geçtiğimiz ay da İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz, tıpkı Gold gibi, ülkesinin birçok Müslüman ve Arap ülkesiyle gizlice görüştüğünü ifade etmiş, bu iletişimi neden gizli tuttuklarını ise “Görüştüğümüz ülkeler öyle istiyor” şeklinde açıklamıştı.

Yine geçtiğimiz ay içerisinde Ürdün Kralı Abdullah ile Bahreyn Veliaht Prensi Selman bin Hamad el Halifa ABD’ye giderek bir dizi “gizli” görüşmede bulunmuştu.

Peki Kral Abdullah ve Prens Selman Washington’da kimlerle bir araya gelmişti?

Bu yıl içinde 4. defa Washington’ı ziyaret eden Kral Abdullah, ünlü siyonist lobi grubu AIPAC’in bundan tam 9 ay önce düzenlediği toplantıda, Trump’ın ABD’nin İsrail elçiliğini Kudüs’e taşımayı “ciddi şekilde düşündüğünü” söyleyip kamuoyunu gayrimeşru karara hazırlayan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile buluşmuştu.

Evet, Ürdün Kralı Abdullah, “Trump yönetimi her zaman İsrail’in yanında duracaktır… İsrail’in davası, değerleri ve kavgası ABD’nin de kavgasıdır. Yahudiler kendi kaderlerinin efendileri oldukları gibi tüm egemen ulusların da efendisi olmalı” ifadelerini kullanan ve Trump Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan konuşmayı yaptığı sırada arkasında İsrail bayrağının renklerinden oluşan kravatla arz-ı endam eden Pence ile bir araya gelmişti…

Üstelik Abdullah’ı Pence de kesmemiş, Washington’da Trump’ın Yahudi damadı Jared Kushner ve ABD’deki Yahudi lobisinin çatı örgütü AIPAC’tan yetkililerle de görüşmüştü.

Peki ya Kral Abdullah’tan bir gün sonra ABD’ye ayak basan Bahreyn Veliaht Prensi Selman bin Hamad el Halifa?

O da Körfez’den okyanus ötesine geçip Trump başta olmak üzere, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Savunma Bakanı Jim Mattis ve diğer yetkililerle bir araya gelmişti. 

Hatırlayacaksınız, kasım ayının başında da ülkesinde yaptığı gözaltılarla Trump’ın övgüsüne mazhar olan Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın sağ kolu Körfez İşlerinden Sorumlu Bakan Samir es-Sebhan da Washington’da üst düzey görüşmelerde bulunmuştu.

Bu gelişmelerin tamamı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan gayrimeşru kararının öncesindeki gelişmeler… 

Peki ya Trump’ın kararı sonrasında ne oldu?

Olan şuydu:

İsrail Ulaştırma ve İstihbarat Bakanı Yisrael Katz malumu ilam etti, “ABD yönetimi, Kudüs’ü ‘başkent’ yapma kararını bazı Arap ülkeleriyle koordineli olarak aldı” ifşaatında bulundu.

İsrailli eski bir bakan bundan taa yıllar önce ne demişti?

“Bizi Arap ülkelerinin sessizliği cesaretlendiriyor” dememiş miydi?

Keşke İsrailli bakanın dediği gibi olsaydı.

Keşke Arap ülkelerinin liderleri, Filistin konusunda sessiz kalmayı tercih etselerdi!

Evet, keşke sessiz kalsalardı, ama “sahibinin sesi” olmasalardı…

 

YORUM YAZ

  • KaracoğlanKaracoğlan4 ay önce
    herşeyin sahibi var.herşey ona dönecek.imtihanda hoca müdahele etmez.kağıdına ister şiir yaz ister resim yap ister imtihan sorusunu cevapla.şu an imtihandayız defterlerimiz doluyor.ne yapıyoruz biz ya hu.hakkaten ve hakikaten ne yapıyoruz....