ABD’nin “küre”sel planı tıkır tıkır işliyor

09 Kasım 2017 Perşembe

Her şey, geçtiğimiz mayıs ayında ABD Başkanı Donald Trump’ın, göreve geldikten sonraki ilk yurtdışı gezisi olması hasebiyle büyük önem taşıyan Suudi Arabistan ziyaretiyle başlamıştı. Söz konusu ziyarette ABD ile Suudi Arabistan arasında110 milyar doları silah olmak üzere 350 milyar dolar tutarında anlaşma imzalanmış, taraflar, ABD tarihinin en büyük silah anlaşmasını “kılıç dansı” yaparak kutlamıştı. Hatta Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz, Trump’a ülkesinin en büyük sivil onur madalyası olan Kral Abdülaziz madalyasını bile takdim etmişti. 

Riyad’da 55 ülkenin katılımıyla gerçekleşen ABD-Arap ve İslam Ülkeleri Zirvesi’nin ardından ise senaryo yavaş yavaş şekillenmeye başlamıştı. Suudi Arabistan Kralı Selman, ABD Başkanı Trump ve Mısır’ın cuntacı Cumhurbaşkanı Sisi, Uluslararası Radikal Düşünceyle Mücadele Merkezi’nin açılışı sırasında alandaki ışıkları kapattırmış, korku sinemasını andıran bir karede Trump, Sisi ve Kral Selman’ın etrafında toplandığı “dünyayı temsil eden” kristal bir küre, üç kafadarın el basmasıyla birden bire aydınlanmıştı... 

O günlerde söz konusu pozla ilgili pek çok senaryo üretilmiş, ABD’nin, etkisi “küresel” olacak bir krizi başlatmanın sinyalini verdiği pek çok çevre tarafından dillendirilmişti.

Nitekim söz konusu iddiayı dillendirenlerin yanılmadığı çok geçmeden ortaya çıkmış; Katar, ABD’nin kuklası konumundaki Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır’ın ambargosuyla karşı karşıya bırakılarak tecrit edilmeye çalışılmıştı. 

ABD’nin, Katar ambargosuyla birlikte “küre”sel bir planı devreye sokmaya çalıştığı artık iyice günyüzüne çıkmıştı.

(Tam da burada Katar’ın, Arap Baharı’ndan sonraki siyasi değişimde karşı cephede yer aldığını, üstelik ABD’nin “küre”sel dostu Sisi ve S. Arabistan ile BAE’nin “terörist örgüt” olarak tanımladığı Müslüman Kardeşler’e destek verdiğini, bu sebeple de hedef tahtasına oturtulduğunu hatırlamakta fayda var.) 

¥

“Katar kuşatması”nın ardından uzunca bir zaman geçti, tam “Körfez’de sular galiba duruluyor” görüşü hakim olmaya başladı ki, bu defa da Suudi Arabistan’daki sözde “yolsuzluk operasyonu” patlak verdi. 4 Kasım gecesi 11 prens, 4 muvazzaf bakan, eski bakanlar ve ülkenin en ünlü işadamlarının da aralarında bulunduğu onlarca kişi “yolsuzlukla mücadele” kisvesi altında tutuklandı. Üstelik ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve Orta Doğu’daki iş takipçisi Jared Kushner’in (tuhaf bir şekilde) operasyondan saatler önce Suudi Arabistan’da olduğu ortaya çıktı. 

¥

Peki Suudi Arabistan’da yaşanan bu sıra dışı gelişmeler ne anlama geliyor?

Tabii ki “Mevcut yönetime ve ABD’ye muhalif olan isimler tasfiye ediliyor, arta kalan ‘uysal koyun’larla yola devam edilmek isteniyor” anlamına geliyor...

Bunun böyle olduğunu, tutuklama talimatlarını veren yolsuzlukla mücadele komisyonunun başındaki Muhammed bin Selman’ın “portre”si de ortaya koymuyor mu?

Öyle ya, “Suudi Arabistan’ın 17-25 Aralık”ı olarak nitelendirebileceğimiz operasyon, Trump’ın bir başka “küre”sel dostu olan ve yakın bir zamanda tahtı bırakması beklenen Kral Selman bin Abdulaziz’in oğlu Prens Muhammed bin Selman’ın başkanlığındaki komisyonun talimatıyla gerçekleştirilmedi mi?

Peki, bir süre önce “veliaht darbesi” ile göreve gelen ve kral olması durumunda uzunca bir süre ülkeyi yönetmesi beklenen Muhammed bin Selman’ın en büyük özelliği ne?

Tabii ki tıpkı “peder bey” gibi ABD tarafından çok seviliyor olması.

Nasıl sevilmesin ki?

Daha iki hafta önce “ılımlı İslam’a geçeceklerini” açıklayan, Suudi ekonomisinin belkemiğini oluşturan enerji devi Saudi Aramco’yu borsaya açmayı vaat ederek uluslararası sermayeye selam çakan, İran’a karşı ABD’nin yanında yer alacağını ihsas ettiren biri ABD tarafından pek tabii ki sevilir.  

ABD’deki başkanlık yarışı sırasında Donald Trump için “Amerika’nın yüz karası, rezil” diyerek başkanlık yarışından çekilmesi çağrısında bulunan, Trump’ın ise “Budala prens, babacığının parasıyla Amerikalı siyasetçileri yönlendirmeye çalışıyor. Ben seçilince böyle bir şey olmayacak” sözleriyle tehdit ettiği Suudi Arabistan’ın en zengini olan El Velid bin Talal’ı tutuklayanlar tabii ki ABD tarafından baştacı edilir...

“Küre”sel planını tıkır tıkır işleten ABD’nin kuklası olmakta bir beis görmeyenlere yakışan da tam olarak budur.

 

  • hamidohamido12 gün önce
    Şu hale şu işe bak arkadaşbu ahmaklar zelil rezil perişan olup sürünmeye bile müstahaklar. Peygambr yurdun da Allah ın verdi nimet ile ne hale getirdiler kendilerini .Bunlar bizim içimizdeki gavur aşıklarından da daha çok gavur aşığı imiş. Bunların Alçaklına ahmaklına bir müslüman olarak söyleyecek söz bulamıyorum Rabbime havale ediyorum. Tuu abd ve ingliz yalakarının suratına.