Vatan şairimiz devletten iade-i itibar bekliyor

26 Aralık 2017 Salı

27 Aralık Türk milleti için, vatanını seven, bu vatana hizmet verenlere gönül bağı olanlar için önemli bir gün. Bu tarih, “vatan şairi” Mehmet Akif Ersoy’un vefat ettiği tarih. Şimdi birkaç anma programı ve birkaç süslü cümle ile “hatırladık” diyeceğimiz Mehmet Akif’e hâlâ ödenmemiş bir borcumuz olduğunu hiç düşündünüz mü?

Milli şairimize sürgün!

O Mehmet Akif ki; vatanını çok sevdiği, İstiklal Marşını bu duygularla kaleme aldığı ve verilen ödülleri dahi kabul etmediği bir ülkeden “sürgün” olarak, hem de kendi rızası ile sürgün olarak Mısır’a gönderildi. 1925-1936 yılları arasında bir daha vatan topraklarına dönmemek üzere giderken, dostlarından Şefik Konyalı’ya bu gidişin gerekçesi olarak “Arkamda hafiye gezdiriyorlar. Ben, vatanını satmış ve memlekete ihanet etmiş adamlar gibi muamele görmeye tahammül edemiyorum. İşte, bundan dolayı gidiyorum” sözleriyle açıklamıştı.

Yeniden dirilişin sembolü Akif’tir! 

Bu açıklamayı, günümüz şartlarında değerlendirecek olursak, ülkemizin “Hasta adam” olarak adlandırıldığı dönemde dirilişinin sembolü olan marşın yazarını yok etme çabaları olarak adlandırmak fazla mı hayalcilik olur. Üstelik karşımızda oğlu Emin’in askerde koğuş arkadaşlarına Kur’an öğrettiği ve okuduğu için dışlanması ve Beşiktaş’ta bir çöp bidonunda öldürülmüş olarak bulunması gerçeği hâlâ aydınlatılmamıştır. Faili meçhul cinayetler serisinin içinde değerlendirilmelidir aslında failler belli. Bugün olduğu gibi açıklandı ama gününü beklemektedir. Biz o günlerin geldiği kanaatindeyiz inşallah yoksa faili meçhuller devam edecektir!  

Âkif’in cenazesini hükümetin müdahalesine rağmen Asım’ın nesli kaldırmıştır!

Cenazesi getirildiğinde dahi bu düşmanca tavır devam ettirilmiş ve cenazeye katılanlar arasında “gizli güçlerin emri doğrultusunda” devlet erkânından kimse olmamıştır. Dönemin Başbakanı, bakanları milli şairimizin cenazesi olduğu halde, resmi olarak katılan görevli bir memura sonradan ceza vermiştir.

Şimdi bunları bilmeden, gerçeklerle yüzleşmeden okullarda her gün İstiklal Marşı’mızı söylesek ne çıkar. Tarihin tekerrür etmemesi için, tarihten dersler çıkartmak gerekir. 

Bunun için de tarihi tozlu raflarda saklamak yerine yüzleşmek gerekir. 

Bir devlet düşünün ki; vatan şairi, yoksulluk içinde hastane kapılarında, mezarına getirecek adam bulunmuyor, hak ettiği halde emekli maaşını bile alamıyor....!

“Hükümet tarafından takip ettiriliyor”

Sonra gelenler onun yazdığı marşı aşkla şevkle okuyor. Sadece dilleriyle tabii ki; kalpleriyle okumadığı da bu işin iadeii itibar yapılmadığından ortadadır…

Vatan şairimiz hiç hak etmediği davranışlara maruz kalırken dahi vatan sevgisinden en ufak eksilme olmamış, hatta bugün dahi kanayan yara, kangren haline getirilmek istenilen Ortadoğu ve Mısır için dahi daha o zamanlarda, günümüzde Başkan/Cumhurbaşkanımız Sayın Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi dünyanın 5’ten büyük olduğunu şu sözlerle özetliyordu;

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var,

Ulusun korkma nasıl böyle bir imanı boğar,

Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.

Biz milli şairimizi hayırla yâd ediyoruz. 

“Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” 

Vatan, millet, bayrak, devlet, din uğruna mücadele eden, eser veren bütün alim ulemanın, şairlerimizin, milli insanlarımızın ruhları şad olsun Allah’a (c.c) rahmet eylesin diyoruz…

Asım’ın nesli olarak bizler bu bayrağı taşımaya ve milli ruhumuzu sadece kalemizde değil, halimizle de yaşamaya ve yaşatmaya devam edeceğiz inşallah. 

100 yıl sonra da hainler, hükümet de hâlâ iş başında! Milli ve yerli Asım’ın nesline saldırıyor, takip ve tehtid ettiriyor, cezalar yağdırıyor...!

Bizleri engellemek isteyen halen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Hükümeti’nin ve yerleşik teknokratlar içinde sapı bizden adı bizden olan baltalar, hainler, devşirmeler, dönmelere de vatan şairimizin dörtlüğü ile bir cevap verebiliriz;

Arkadaş, yurdunu alçaklara uğratma sakın.

Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın,

Doğacaktır sana vaat ettiği günler Hakk’ın,

Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.

Mücadelemiz o günler için!

Son sözümüz; Rabbim bizi Kendisine kul, habibine ümmet, bu necip milletin torunlarına hizmette daim ve kaim eylesin âmin…

Akif, Asım’ın iktidarındaki Tayyip Erdoğan neslinden iade-i itibar edileceği günleri bekliyor!

İrtibat ve ihbar whatsapp hattı; 0 530 200 00 96 

 

YORUM YAZ

  • MAKTANMAKTAN7 ay önce
    Görünenler üzerinden konuşuyorum: Sayın Maranki, buyrunuz güç sizde! Ne yapmak istiyorsanız yapın ama sonra keşke Atatürk'ün yolundan gitseydik bu çileleri çekmezdik, bugün Almabya gibi olurduk demeyin! Oturalım, seyredelim: Bakalım sizin 70 senedir özellikle de son 16 senedir kontrolünüzdeki bu ülkenin başına neler gelecek. Müslüman Osmanlı'nın başına neler geldiği çok çabuk unutuldu...