Türkiye’yi 100 yıldır kimler idare etmiş! Halen ediyor mu?

17 Ekim 2017 Salı

Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı rahmetli Turgut Özal bir televizyonda konuşuyor! “Malatya’da ilk okuldayım. Tarih dersinde sesli olarak ezber yaparken Osmanlı padişahları hain, vatana ihanet vs.vs. Dedem de beni dinliyor...” Hep aynı kötüleme ile kitapları biz de okuduk hiç sesimiz çıkmadı ve şefkat tokatları yiye yiye bugünlere geldik. 

Turgut Özal kimdi? Türkiye’de kalsaydı Belki bir mühendisten öteye gidemeyecekti. Belki de kurtuluşu yurtdışında oldu. Orada gerçekleri gördü.

Uzatmayalım… Neticede Özal çok büyük badireler atlatarak yerleşik düzene rağmen nasıl mı cumhurbaşkanı oldu! Kısaca hayatı ile ödedi belki ama takıyye yaparak o unvanı alabildi! Belki de takıyyeler diyelim. Çünkü “Siz kendinizi nasıl Allah›a kul habibine ümmet olmak için yaşadığınızı düşünüyorsanız Özal›ı da öyle düşünün”  diyen hocamın sesi hâlâ kulaklarımızdadır.

 Kendisine yapılan tenkitler de, “Efendim size bir sözümüz yok ama işte karınızın hali! Kızınızın davulcu ile ilişkisi! Menfaat elde edilmesi vs.vs.” ve Özal›ın sözü, “Siz benim karıma, kızıma, damadıma değil, benim yaptığım işlere bakın!Allah (cc) bize yaptığımız işlerden dolayı ecir veya azap verecek”!

Turgut Özal gerçeği gördü!

Dedem o zaman derdi ki! “Oğlum sen bu kitaplara inanma bu kitaplar yalan söylüyor.” Ben de dedeme derdim ki, “Dede sen mi biliyorsun kitap mı doğru söylüyor” yıllar sonra anladım ki «bu yazılanlar ve yapılanlar hep maksatlı ve yanlışmış dedem haklıymış.”

 Peki bu duruma nasıl geldik?

 Cumhuriyet kurulurken büyük kumandan Gazi Mustafa Kemal’in birinci Meclisi kurup ve ölümüne kadar ki başarılı icraatlarından sonra, yerine  görev alanlara ve halen de görev yapanlara baktığımızda pek çok kurumun ve bilhassa sağlık alanında hastanenin en iyi bölümlerinde bu bölüm Rotary, Lions Kulüpleri tarafından tamir edilmiş veya yapıldığını görürüz. Hatta pek çok vakıf ve derneklerin başta “Soros” olmak üzere teşvikiyle yapıldığını da 80’li yıllara kadar verildiğini hepimiz biliyoruz. Elimdeki resmi kaynaklı “Yahudilik Masonluk ve Devlet” adlı bir araştırmanın sonucunda hakikaten karşımıza çok enteresan bir sonuç çıkıyor: Osmanlıyı yıkanlar sonra Cumhuriyeti kuranlar, 1950’li yıllara yani rahmetli Menderes’in asıldığı yıllara kadar göreve gelenlerin ilginç isimlerden seçildiğini görüyoruz. Zaten rahmetli Menderes’in mason olmayan üç bakanı vardı onlar da asıldı. Buradan da anlıyoruz ki devlet hakimi ve hadimi tamamen bu kadrolardan oluşmuştu.

 1980’li yıllarda ihtilaller yapıldı, sağlı sollu bu ülkenin yetişmiş gençleri telef edildi, yurtdışına göçe zorlandı!

Zaman zaman ithal bakanlarla ekonomik birikimlerimizi tarumar edildi!

 15 Temmuz’lu 2016’lı yılların yaşatıldığı günlerde de, hep yerleşik düzen bütün gücüyle hakim.. Günümüze kadar da, bu gücünü muhafaza etti!

Yıl Ekim 2017 değişen hiçbir şey yok !

Cumhuriyet kurulduktan sonra meşhur olan, sokaklara meydanlara adı verilen, kitapları yayınlanan ve günümüze kadar da okutulan bu kişileri lütfen bir araştırın. Bu ülkeye ne yapmışlar; bir ağaç mı dikmişler? Dehşete düşeceksiniz ve bugünlere nasıl gelindiğini ve maalesef bugün de değişen hiçbir şey olmadığını ibretle müşahade edeceksiniz!

Peki bundan sonra ne olacak? Bu ülkede milli ve yerli insanlar hiçbir zaman bu ülkede görev alamayacak mı? 

Hiçbir şey değişmeyecek mi? 

Çünkü 100 yıldır Hiçbir şey değişmedi…

Milli ve yerli olanların hali!

Benim konum her ne kadar siyaset. Prof. olsak da siyaseti yapanlar belli olduğu için yine başarılı olduğum sahalarda iddia ettiği tarım ve sağlık ve turizm alanındaki konularda 100 yıl önce yapılan kanunlarda “100 dirhem” bir değişiklik yapılmadığını bunu yapmayanların da yerleşik düzenin hiç değişmeyen teknokrat ve bürokratları olduğunu ve davalarına büyük bir inançla hizmet ettiği ve başındakileri de bugün de kesin ikna ettiği kanaatindeyim.

Bu teşhise nereden varıyoruz? Türkiye’de tamamlayıcı tıbbın önündeki engeller ve kuruluş metotlarla baktığımızda bu işin güdük halka düşman bir şekilde insanları meydanlara dökecek şekilde olması ve bunun bir işareti son pazar günü katıldığımız “Türkiye Hacamatçılar Federasyonu”nun konuşmacısı olarak davet edildim. Pek çok akademisyen de konuşmacı olarak orada konuştu. Benden de bitkilerin şifacılığı noktasında konuşmam istendi. Bir de gördük ki Sağlık Bakanlığı’nın ilgili birimleri polis nezaretinde denetim almışlar ve kaydı alıp izliyorlar. Federasyon yetkililerine, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yasalarına uyacaksınız, bu yasalar 1219 sayılı yasa hasta tedavi etmeyi doktorlara vermiştir. Burada sizin yaptıklarınız anayasal bir hakkınız olsa da uygulamada zorluklar yaşanacaktır” dediler. 

1219 sayılı yasa Türkiye’de hasta ya müdahaleyi ancak doktorlara vermiştir. Bunun hakkında konuşmak kanunları tartışmaktır. Bu da bizim işimiz değil!

Tabii ki bu şartlar altında biz de sadece maydanozun faydalarını anlattık, Kur’an’dan ayet ve hadisle konuyu bağladık. Yapacak bir şey yok! Şeriatın kestiği parmak acımaz derler.

Kanunlar karşısında boynumuz kıldan ince. 

Hedefimiz bu 100 yıldır bir türlü değişmeyen kanunların 21. yüzyılın şartlarına Avrupa Birliği’ne giren ülkemize ve dünya konjonktürüne uygun olarak revize edilmesi, dünya örnekleri ile “haypraktik” sisteminin Türkiye’de uygulamaya sokulması ve geleneksel tıbbi metotların ehil ellere verilerek halkın hizmetine sunulmasının “resmi ve kanuni yolları “ mutlaka en kısa sürede tamamlanarak halkla hükümeti karşı karşıya getiren bu uygulamalardan bu zor günlerde kaçınılmalıdır! İşte bunu yapanlar yerleşik düzen hâlâ gücünü devam ettiriyor ve burada rahmetli Turgut Özal’ın “Demek ki, Dedem haklıymış” sözü ve biz de bugün diyoruz ki, “halen de bizleri aldatıyorlar !..”

Kısaca bana göre Türkiye’de yerli ve milli insanlar için zulüm artarak devam ediyor ve değişen hiçbir şey yok vesselam…

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan on binlerce tamamlayıcı tıp mensubunun ve Hacamatçılar Federasyonu’nun bir talebi var: Tamamlayıcı tıbbın dünya örneklerinde olduğu gibi ülkemizde de insanımızın hizmetine sunularak hedefine ulaştırılması için talimatlarını bekliyoruz!

“Hacamatçılar Federasyonu”nun da dünyadaki bütün mağdur ve mazlumların da artık tek umudu seçilmiş Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan!

Arz olunur! 

 

  • U ÖzkanU Özkan16 gün önce
    "..Filvaki doksan yıla yakın geçmişiyle Kemali din, Türk milletinin uyuşturucu-aptallaştırıcı afyonu olmuştur.." Ş.T. DURALI / Omurgasızlaştırılmış Türklük