THY- Euroleague

Genç yaşta ölen işadamları, sanatçılar, sporcular.. ve N.Süleymanoğlu!

21 Kasım 2017 Salı

“Bulgaristan’da evim de vardı, arabam da. Ama Bulgaristan’da şampiyon olmaktansa Türkiye’de çöpçü de olsan daha hayırlıdır diyerek Türkiye’ye gelmeye karar verdim.” Bu sözler, ilk madalyasını 15 yaşında alan Süleymanoğlu’na ait. Bir hatırası daha vardır. Bulgaristan’da dinlemiştik. Bir şampiyonada Türk sporcularına “Bana bir dahaki gelişinizde bir Kur’an getirin” diyerek Bulgaristan’da yaşadıkları zulmü de özetlemişti. Naum Şalamanov adıyla anılmaktaydı. Çünkü o zaman Ahmetler Mehmetler Ayşeler yoktu. İsimler bile değiştiriliyor ve buna isyan etmişti Sydney Olimpiyatları’nda Türk Büyükelçiliği’ne sığınan Naim Süleymanoğlu, o zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın gayretiyle ve o zamanın parasıyla 1 milyon $ verilerek skandal önlenmiş ve Türk vatandaşlığına kabulü sağlanmıştı. İşte Özal da böyle biriydi. 

İstanbul Güreş ihtisas kulübünde yıllardır Türk güreşine hizmet eden, eski polis müdürlerinden kadim dostum ve büyüğümüz Saadettin Tantan’ın Başkanlığı devraldıktan sonra yaklaşık 50 yıldır İstanbul Güreş İhtisas Kulübü’nde Türk sporuna ve aslında kendimiz de spora katkı yaparak bugüne kadar judo, tekvando, Şihatsu sporlarına hizmet etmenin mutluluğunu yaşarken, yüzlerce şampiyon yetiştiren İstanbul Güreş İhtisas Kulübü’nde beraber olmamız belki de hayatımızın en büyük kazanımlarından biriydi. Halen de bu hayatımız devam etmektedir değerli başkanımızla beraber!

Evet gelelim Naim Süleymanoğlu’na neden şampiyon olmuş büyük sporcular, hayatlarının son yıllarında beklenen yaşın altında karaciğer yetmezliği ve birtakım çözümsüz hastalıklarla yok olmaktadırlar? Ben bunun incelenmesini istiyorum ve burada bir sporcu olarak bunun hayat tarzından ve yaşantıdan kaynaklandığını düşünmekteyim. Bizim doktorlarımızın yaptığı çekaplarda en az on kişinin dördünün hepatit taşıyıcısı olduğu görülmektedir. Eskiden bu gibi hastalar intaniye servislerinde karantinalarda tedavi edilirdi! HIV, hepatit, herpes gibi hastalıkları olanlar şimdi sokaklarda canlı bomba gibi dolaşıyorlar.

Naim Süleymanoğlu gibi, çok değerli dostum kardeşim dava arkadaşım, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcılığı da yapmış Mehmet Gül de aynı hastalıktan muzdarip olmuş, aynı şekilde karaciğer nakli yapılmış maalesef onu da kaybetmiştik. Bu örnekler çoğaltılabilir. Peki, bu kişilere başka bir metot uygulanamaz mı? Bu insanlar niçin hastalanıyorlar? Niçin ülkemizde ölenlerin yaklaşık %40’ı kalp damar dolaşım, %20’si kanserden ölmekte. 

Sağlık Bakanlığı bununla ilgili bir çalışma yapmıştı. Prof. Dr. Yıldırım Aktuna dönemiydi. Kendisi ile eşimin müdürlüğünü de yaptığı için, bir hukukumuz vardı ve dedim ki “gel bu tamamlayıcı tıp ile bir çalışma yapalım, en azından herhangi bir zararı yok. Tabii herkes nasibini yaşayacak.” Aklına yatmış ki, ilk gezisini Çin’e yaptı ve orada benim bildiğim kadarıyla bitkisel noktada birtakım uygulamalarda da bulundu. Tabii biz Çin’de değiliz ve adımız Ahmet! bize kıymet verenler, nasibi olanlar geliyor. Hepsi şifa buluyor, gelmeyenler de hastane kapılarında kalan ömürlerini eksik organlarla sürdürmeye devam ediyor! Bu da kader! Hepimiz kaderimizi yaşayacağız ben diyorum ki “bu Naim Süleymanoğlu meselesinde, o zaman da söylemiştim. Bir insanın simasına baktığınızda, “sima ilmi denen bir ilim vardır” bu kişinin neresinden nasıl ne kadar hasta olduğu bellidir. Bu bir ferasettir bu bir ilimdir. İbrahim Hakkı Hazretlerinin “marifetname”sini de okusalar yeter. “Marifetname”de de her şey var. Ama bunları ne üniversiteler ne de bilim adamları görmedikleri gibi adını andığınız da sizin için “bilim dışı” deyip soruşturma açtıklarını, tuz yalayın dediğimizde cezalar yağdırdıkları bir Türkiye’deyiz Yanlış duymadınız Türk bilim adamları bu işlerle uğraşıyor.

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, duyarlı davranarak araştırma üniversiteleri kurdu. Orada birtakım şeyler araştırılacak, belki tuzunun şifası, içindeki 84 mineral, niçin tuz mübarektir? Sorularına cevap bulunacak. Dinimizde sağlığını korumak için araştırma üniversiteleri kurulmasını emrediyor ve bu üniversiteler kuruluyor. Peygamber efendimizin buyurduğu tuzun hikmetini, yüksek bir enerji kaynağı olduğunu, tuzun aslında “uz” yani akıl sözünden kaynaklandığını ne zaman anlayacağız. Rusya’da bütün gıdalarda “Kaya tuzu” kullanıldığını, 15 yıla yakın bölgelerde yaşayan biri gibi biliyoruz. 

Sayın Cumhurbaşkanım, tuz ve diğer tamamlayıcı tıbbın metotlarını ve insan sağlığı konusunda ciddi desteklemeniz halinde insanlar sizi hayırla yâd edeceklerdir yoksa sadece çalışmaları tamamlayıcı tıp yasasını çıkarmak yetmez.

 Bu yerleşik düzenin kucağında, meclisin çaresiz koridorlarından hiçbir netice alınmayacağı aşikardır.

Haltercimiz Naim Süleymanoğlu’nun ölümü de bunun bir göstergesidir. Kainat Şifahanesinde en az 50 çeşit bitkilerle terapi de karaciğer rahatsızlıklarına siroza ve yüzlerce kanser hastalarının çözümüne çareler dün vardı bugün var yarın da olacaktır. 

Yeter ki bu işin yolu açılsın Ve bu işin yaşayan duayenlerinden istifade edilsin!

 Bu işte size düşüyor sayın Cumhurbaşkanım!

Araba cam filmine gösterdiğiniz hassasiyeti bu necip milletin ve Türkiye ekonomisinin geleceği olan sağlık sistemine de aynı hassasiyeti göstereceğinizi 1 milyonun üzerindeki üyemle birlikte sizden bekliyoruz! Arz olunur…

 

YORUM YAZ