Eğitimde başarının sırrı: Milli ve dini yerli ruhun yeniden inkişâfı!

12 Eylül 2017 Salı

Milli ruh: Bir insanın eğitilmesi; öğretimle olduğu söyleniyor. Anne karnında bazı bilgiler alır, doğar, komşular, arkadaşlar derken anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise üniversite hayat mektebi böyle devam eder.

Evlilik, çocuklar, torunlar ve ebedi saadeti kazanıp kaybetme mücadelesi ile kabrin arkasına doğru yolculuk devam eder...

Binlerce yıllık şanlı bir tarih ve sonrası!

Peki, bu üç kıta yedi iklimden 22 milyon km²’de 70’e yakın devlet kurulan Osmanlı İmparatorluğu’nun coğrafyasında, binlerce yıldır adalet dağıtan bu necip milletin torunları neden bugün “ruh”suz olmuş.

Ne Kafkaslardan haberi var ne Balkanlar’daki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu topraklarını misak-ı milli sınır ve vatan kabul ediyor!

Bulgaristan’ın Kırcaali’sinden haberi olmadığı gibi Musul’dan Kerkük’ten bîhaber. 

Hatta bugün gidemediğimiz Kudüs’ün tapusunun dahi bizim olduğundan hiç haberi yok. 

Müslüman kardeşlerimize, soydaşlarımıza sahip çıkalım, mazlumlara kucak açalım, insanlık adına bunları yapalım dediğimizde bizim bunlarla ne alakamız var diyebilecek kadar alçaklaşan bir “güruh “yani “ruhsuz” insanlar topluluğu var!

Türkler çok kolay olmasa da “çadırdan devlete” dünyaya adalet dağıtan örnek bir devlet kurmuşlar!

Sadece Balkanlar’da Bulgaristan’da 545 sene adalet dağıtmış medeniyet sembolü olmuşlardır!

TSK’nın yaşı milattan önce 209’da Metehan’la başlar!

Şair diyor ki; tarihini, atasını bilmeyen kendini ne bilir...!

 Bu kendini bilmez «ruhsuzlar”ın yönetiminde vatan topraklarımız 22.000.000 km²’den 780.576 km²’ye hapsedilmiş ve çevresinde kan gözyaşı dinmiyor!

İşte bunun sebebi; milli adı verilen aslında yabancılar tarafından programlanan karışık -Ruh-u alınmış eğitim öğretimdir...!

Japon milli ruhu!

Peki, bu işi başaranlardan bir örnek paylaşmak istiyorum sizinle. Nasıl mı, gelin size Japonların milli ruhu nasıl aşıladıklarını bir anlatmaya çalışayım! Japonlar çocukları doğduklarında onları ilk defa Japonya’nın en büyük tesisleri ve hızlı trenlere bindirirler, otomobil fabrikalarında yani kısaca kendilerinin gücünü gösteren yerleri tamamen ezberletirler!

Daha sonra da bütün çocukları Amerika’nın en büyük düşman olduğu Hiroşima’nın atom bombası atılan, yıllardır ot dahi bitmediği alanları tek tek gezdirirler ve derler ki: Eğer siz çalışmaz, bilinçlenmez, tarihinizi öğrenmez, çalışmazsanız, üretmezseniz teknoloji devleri sizi böyle yıkar sonunuz böyle olur...!

Türkiye’nin hali!

Peki, biz ne göstereceğiz, Hiroşimamız yok ki diyenlere yedi düvelin şehit kanlarıyla vatan edindiğimiz bu topraklarımızı elimizden almak için bize saldıran Çanakkale’yi, Kurtuluş Savaşı’nı en iyi şekilde anlatmamızdır!

Anlatabildik mi? Anlatamadık ki; bugün Çanakkale’de 100 binlerce şehidin mezarında içki şişeleriyle bizi şehit eden küffar insanların dilindeki müziklerle dans ve eğlenceyle oralarda bulunmaları bu “ruhsuz milletin” yetiştirilmesi sonucudur!!!

Bu yazının yazıldığı ana kadar bu eğitimdeki ruhsuzluk ve çocuklarımızı yetiştirme tarzımız halen devam etmektedir!

Yeni hükümetimize ve yeni Milli Eğitim Bakanımıza atfen bu yazıyı bir kere daha hatırlatmak istedim!!

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak; eğer uğrunda ölen varsa vatandır” diyen şairin dediği “milli ruh”u gelecek nesillerimize aşılamadıkça bu ruhsuzluk ve bu güruhun hakimiyeti devam edecektir..

Halen devletin pek çok etkin kurumunda ve başta milli eğitimde, kültürde, dış ilişkilerde, üretimde, sanatta, sporda... Vs. devam ettiği gibi!

Sonuç! Değişen hiçbir şey yok!

Ben bu vatanın hakiki evlatlarının «milli ve yerli» insanların takdir edildiğini 60 küsur yıllık hayatımda; üç üniversite bitirmiş, iki dalda doktora yapmış ve Birleşmiş Milletler’de profesör olmuş, 50’ye yakın kitabı, dünyada bine yakın konferans veren, 3000’e yakın mastır doktora talebesi yetiştiren, bu ülkede yaklaşık 200 üniversitenin, 150.000 tıp bilim adamının Türk patenti ile “kelin başına bir merhem” üretemediği ülkede; 750 adet Türk çiftçisi ve işçisiyle -8- yani Türkiye barkodu ile üretilen ürünü olan biri gibi devlet nezdinde “hepsinden beraat ettiğim soruşturmalarım” dışında hiç takdir almadığım gibi alanı da hiç görmedim de!

Kimse bizi çekemedi de, taşıyamadı da! 

Hele sırtında hiç!

Bu ülkede milli ve yerli üretenleri takdir eden, takdir edilen veya edileni gören var mı?

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bu ülkeye bir ağaç dikeni sırtımda taşırım diyor ya!!!?

An itibari ile 2017-Eylül gelinen nokta:

Eğitim’e “milli ve dini RUH” verilsin!

RTE, bu sözü 2002 yılındaki iktidarında söylemişti!

Gelinen noktada bana göre devlet kurumlarında ve milli eğitimde “ruh olarak “değişen hiçbir şey yok!

Çağrıyı tekrar ediyoruz; Eğitimde “yerli, milli ve dini ruh” istiyoruz!

Sonuç mu?

Cumhurbaşkanımız bu ülkede eşi Emine Erdoğan hanımefendi ile birlikte hakikaten yalnızmış!!!

Ümidimizden hiçbir şey kaybetmiyoruz!

Güzel günler ilerde!

Bir akademisyen olarak biz tedris yılının başında yazalım da...!

Olur ya!

Belki bir okuyan, danışan, soran olur!

Karınca misali...

Vesselam.

Whatsapp bilgi ve ihbar hattı: 0530 200 00 96

 

  • Pembe panterPembe panter2 ay önce
    Ya hocam ne yazmışsın. Amma ne eğitim.falan filan soora ama ne alakali yazı ha