94 yılda değişen ne oldu!

31 Ekim 2017 Salı

1923 yılında, Osmanlı İmparatorluğu, Türk tarihi boyunca kurulan 16 Türk devletinde olduğu gibi ortadan kalkmak yerine yeniden diriliş sonucunda Cumhuriyet ile egemenliğini tam ve kesin bir şekilde kazandığında, Mustafa Kemal gibi bir kumandanın önderliğinde, aynı 15 Temmuz 2016’da olduğu gibi Anadolu halkının yeniden dirilişi ile kimsenin boyunduruğu altına girmeden yeniden ayağa kalkmıştır.

Büyük bir alimin söylediği gibi “Yaşlı Osmanlı’dan gürbüz bir genç çocuk doğmuştu”.

 Bu süreçten rahatsız olan dünya ülkeleri, daha 10 yıllık bir cumhuriyetken Türkiye’nin gelecekte ulaşacağı noktayı görmüş olacaklar ki; ülkenin durağan bir sürece girmesi için ellerinden geleni yapmaya başlamışlardı. 

Sözde Amerikan yardımları adı altında Marshall Planı devreye sokulmuş, ardından IMF boyunduruğu ile adeta görünmez bir el pranga ile koşması, ilerlemesi gereken Türkiye Cumhuriyeti’nin yerinde sayar hale gelmesi sağlanmıştı!

1950’lerde başlayan yeniden diriliş hareketi 60’larda askeri darbe ile 70’lerde başlayan hareket, 1980 askeri darbesi ile inkıtaa uğratılmış ve bunu necip milletin dirilişinin hep önü kesilmiştir!

15 Temmuz 2016’da yapılmak istenen de iç ve dış hainlerle adı sapı bizden olan dönme devşirmelerin kurdukları sistemin tekrar iktidara yürüme hareketidir!

Allah’ın yardımıyla bu necip milletin torunları bu sefer buna geçit vermemiş, inşallah da düşen bayrağı kaldırma hamlesi ve seçtiği liderinin yolunda yürümektedir.

 Evet, 6 gidiş, 6 gelişli oto yollarımız, birbiri ardına açtığımız köprülerimiz oldu, bunu inkâr etmiyoruz, ama bunun yanında insanımızın yaşam kalitesini yükseltmek konusunda ne yapabildik? Örneğin çocuk ölümlerini, okul çağındaki kızların evlendirilmesini önleyebildik mi? “Gezici kütüphaneler” adı altında köylere kadar kitap götürmemize rağmen okuma yazma oranını yükseltebildik mi?

Türkiye’deki kitap okuma oranı, tarihimizi öğrenebileceğimiz müzeleri ziyaret oranında dünyada en sonuncuyuz!

Eğitimde fırsat eşitliği sağlayabildik mi? Birbiri ardına üniversiteler açtık. Ama bu üniversitelerde eğitim veren hocalarımızın kalitesini yükseltebildik mi? Haydi onu da geçtik, bu hocalarımızın kendi yazdıkları bir eser veya bu ülkenin ekonomisine kattıkları Türkiye patentli bir ürünleri yani bir dikili ağaçları var mı? 

Yıl 2017 oldu, biz hâlâ geçmişimizle mi öğünmeliydik. Fatihler, Yavuzlar, Osmanlı böyleydi, Selçuklu şöyleydi diyenler, yanında tamamen bunları reddedip sadece cumhuriyetten sonrasını görüp Mustafa Kemal Atatürk’le övünüp eskiye reddiye yapanlar...

Bunlara sorsanız bir dikili ağacınız var mı, bu ülkeye bir katkınız, artı katma değeriniz var mı? Sadece yarısı biz Osmanlı’yız diyor yarısı da Atatürkçüyüz! Laf, laf, laf, konuş, konuş, konuş, üretenlere bir şey yapanlara da çamur at izi kalsın! Tabii bunlar bunu kendileri yapmıyor, bunu yaptıranlar var!

Dün olduğu gibi, evet cumhuriyetin 94. yılında oyun aynen devam ediyor!

Cambaza bak!

Bakmayanlar da bazen devletin sopasıyla bazen de gıda ve ilaç tröstlerinin eliyle hastanelerde şifa bulacakları yerde sürüne sürüne kalan ömürlerini yok ediyorlar!

 Bunların içinde eski Cumhurbaşkanı rahmetli Turgut Özal gibi, Bülent Ecevit gibi, son zamanlarda da Deniz Baykal’ın durumu pek aydınlık değil!

Netice üniversitelerimiz kaçıncı sırada? Mühendislerimizin buluşu, doktorlarımızın ilacı var mı, uzaya mı gittik, ağır sanayide bir hamile mi yaptık? Son birkaç yıl içindekiler hariç medenileşmedeki gelişmelerde hep geri kaldığımızı gösteren istatistikleri benim yaşımda olanlar hatırlayacaktır.  

Cumhuriyetimizin 94. yılında bu toprakları şüheda kanlarıyla bize vatan yapan ecdadımıza Gabar’da, Palandöken’de ve 15 temmuzlarda vatan, millet, bayrak, devlet uğruna şehit olanları hürmetle ve rahmetle anarken onun karşısında duranları da bir kere daha bu vatan evlatları olarak ikaz ediyoruz… Bu vatan bizim!

Evet, bir Cumhuriyet Bayramı daha, hem de cumhurun Başkan seçildiği dönemde, büyük bir kazanım olacak mı? Halk oy çokluğu ile Cumhurbaşkanını seçti ama başkanın dedikleri bu ülkede oluyor mu? Ya da yerleşik düzenin 100 yıldır bu ülkede kaos yaratmak için seçilmişleri, kendi yoluna gitmedikleri takdirde bir sebeple rahmetli Gazi Mustafa Kemal’e 10 yıllık görev sonunda “işten el çektirdikleri”, Menderes’i “astıkları” gibi, 1980’de yapılan ihtilalle rahmetli Özal’ın kendini seçtirenler tarafından dediklerini yapmaması üzerine “öldürülmesi” faili meçhul cinayetler ve daha neler neler yaşadık…

Son olarak seçilmiş Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a halkı düşman etmek için harici ve dahili bedhahların bir araya gelerek yedi düvelle birleşip dünyadaki tek “milli nizam”ı kuracak bu necip milletin torunlarının Anadolu topraklarındaki Cumhuriyeti’nin yok edilme savaşındaki mücadelelerini ibretle izliyoruz.

Bu milletin aleyhine 1000 yıldır olduğu gibi son 100 yıldır ve günümüzde de büyük entrikalar halen devam etmektedir. Düne kadar bu şer cephesi daima hâkimiyetini devam ettirmiş, son yıllardaki emellerine ulaşamama hırsıyla ülkemizde yapılanlar son yüzyılda yapılanlardan çok daha etkili olarak bu necip milleti tamamen ortadan kaldırmaya yönelik bir şiddete dönüşmüştür. Peki, cumhuriyetin bu yerleşik düzen içindeki tetikçileri ne zaman yok edilecektir?

Bunlar ne yapmıştır? Yapılanlar ortada; işte okuma yazma oranları, ölüm oranları karşımızda ibret olarak duruyor. Halen halkı, sevilen insanları, gönüllü kuruluşları, seçilmiş hükümetin ve devletin cumhurbaşkanına muhabbetle olan herkesi yıldırmak için, ülkeyi yakmaya hazır bir “güruh” yani “ruhsuz insanlar topluluğu” halen devletin en gizli kurumlarında, üst kurullarında, bilim kurullarında beyaz yakalı, önünde prof. unvanlı danışmanlar, kurumların başındaki insanlar olarak hatta hatta sarayın içindeler. Tarih boyunca en büyük tehlikeler daima sarayın içinden gelmiştir. Yakın tarihte bunun örneklerini gördük. 

Sayın Cumhurbaşkanı’nın en yakındaki yaverleri, korumaları bile paralel kuvvetlerin emrinde çıkmadı mı bu ülkede?. Halen devletin içinde de mevcut olan diğer paraleller mevcuttur, vardır, yarın da olacaktır.

Selçuklu ve Osmanlı hiçbir zaman dışarıdan zarar görmemiş hep içerideki adı “sapı bizden dönme devşirme ve satın alınan hainler” tarafından ve sarayın içinden yıkılmıştır. Tarih tekerrür etmesin diye bir kere daha 94 yıl sonra paylaşmak ve tarihe bir kayıt düşmek istedim.

 Türkiye’nin bu sağlıksız ortamında kalabilirseniz şayet kalın sağlıcakla.

WhatsApp soru hattı: 0530 200 00 96

[email protected] 

 

  • U ÖzkanU Özkan13 gün önce
    "..Filvaki doksan yıla yakın geçmişiyle Kemali din, Türk milletinin uyuşturucu-aptallaştırıcı afyonu olmuştur.." Ş.T. DURALI / Omurgasızlaştırılmış Türklük