Yeni küresel sorunumuz: Uyuşturucu bağımlılığı – 2

12 Eylül 2017 Salı

Hepimizin bildiği gibi Doğu’dan Batı’ya uyuşturucu sevkiyatının geçiş güzergâhında bulunan Türkiye, uyuşturucu ile mücadele konusunda en önemli ülkelerin başında geliyor.

Uyuşturucu tacirleri ve terör örgütleri bu işten büyük gelirler elde ederken milletimizi zehirliyor.

Binlerce çocuğumuzun ve ailenin hayatı kararırken Türkiye’nin birçok ilinde uyuşturucu kullanımı her geçen gün yayılmaktadır.

Sentetik bonzai kullanımında yüzde 38, uyuşturucu kullanımında ise yüzde 17 artış var, bağımlı sayımızın 200 bin ila 500 bin arasında olduğunu bir kez daha hatırlatmakta fayda var.

Bonzai kullandığı tespit edilen çocukların sadece yüzde 3’ü sokaklarda yaşıyor.

Bu illeti kullanan çocukların yüzde 97’si ise ailesinin yanında yaşıyor.

Durumun ne kadar vahim olduğunu hâlâ anlayabilmiş değiliz.

Zehir tacirleri bonzai talebini karşılamak için fare zehri, tarım ilacı ve endüstriyel temizleyicilerden uyuşturucu yapar hale geldi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda yapılan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Toplantısı’nda özellikle narkotik ile alakalı olmak üzere esrar, eroin, Captagon gibi uyuşturucular üzerinde çok daha kararlı şekilde durduklarını vurguladı.

Geçen ay yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname ile uyuşturucuyla alakalı çok daha ağırlaştırılmış cezai müeyyideler getirildiğine işaret eden Erdoğan, “Bunların caydırıcı olduğunu ve bunların üzerine kararlı bir şekilde eczanelere varıncaya kadar gidileceğini açıkladı.

 Uyuşturucu illeti ile mücadelede en önemli sorunumuz polis, jandarma ve sivil toplumun iş birliği koordinasyonudur.

Biz uyuşturucu ile mücadele işini sadece emniyet ve güvenlik güçlerinin sorunu olarak görmeye devam edersek çok daha büyük bir tehlikeyle karşılaşmayı göze almalıyız.

Maalesef uyuşturucunun çok rahat bir şekilde şehirler de mahalleler de kafeteryalarda okulların civarında hiçbir engelle karşılaşmadan pazarlanması çok sıkıntılı bir durumdur.

Unutmayalım ki bu gün cezaevlerindeki mahkûmların toplamının yüzde 21 i uyuşturucu madde suçundan yatmaktadır.

Yetersiz olan bağımlı tedavi merkezlerinin ve yatakların sayısını çoğaltmak sorunu çözmeye çare olmayacaktır.

Öncelikli acil temel sorunumuz güvenlik, istihbarat, kamu ve sivil toplumun kararlı bir şekilde uyuşturucu, tacirleri ile ciddi bir mücadele başlatmasıdır.

Uyuşturucu konusunda, sigara ve alkol ile mücadelede gösterilen duyarlılığı maalesef gösteremiyoruz.

Önümüzdeki hafta okullar açılıyor. Üniversiteler, orta öğretim, okullarımızın çevresinde uyuşturucu tacirleri zehir pazarlamaya başlayacaklar.

Güvenlik açığımız zafiyetimiz var evet, 15 Temmuz’da milletçe yaşadığımız güvenlik açığı ve travması en önemli sorunumuz.

Uyuşturucu ile mücadelenin birinci ayağı pazarlama ağları, ikinci ayağı ise bağımlıların rehabilite edilme yöntemidir.

İkinci mesele bağımlıların tedavi yöntemi meselesi. Bu konuda kafalar karışık. Biz uzun zamandır maalesef pansuman tedbirlerle uğraşmakta olduğumuzu kabul etmeliyiz.

Batı’da uyuşturucu bağımlı tedavi yöntemlerinin çok geliştiğine ve radikal yöntemler uygulandığına şahit oluyoruz.

 Türkiye’nin uyuşturucu bağımlılarının klinik tedavisinde deneyimli tecrübeli psikiyatrist ve hemşire yetersizliği ve AMATEM’lerin ciddi alt yapı sorunları var.

Uyuşturucu satışı ve bağımlıların tedavisi noktasında her ülkenin kendi sosyokültürel yapısına özgü bir politikası var iken bizde net oturmuş bir mücadele politikası henüz belirlenmiş değil.

Uyuşturucu ile mücadele komisyonunun, 6 bakanlı bir koordinasyon merkezinin, işlevinin bürokratik bir yapıya dönüşme riski var.

Aslında uyuşturucu ile mücadele çalışmalarının tek bir kurum ve inisiyatif üzerinden yürütülmesi çok daha faydalı olacaktır. 

İçinde muhakkak Yeşilay’ın olduğu derin kapsamlı ve uzun vadeli uyuşturucu ile mücadele yöntemleri konusunda akademik çalışmalar yapacak bir komisyona ihtiyaç var.

 

  • MuammerMuammer2 ay önce
    Acil eylem planı yapılmalı.Önlemler alınmalı.Bu illet açık açık her yerde kullanılmaya başlandı ve önlem yetersiz.