Veliaht Prens Bin Selman’ın hayali

07 Kasım 2017 Salı

Suudi Arabistan son yılların en büyük siyasi kriziyle çalkalanıyor! Pazar gecesi Bin Selman’ın kurdurduğu yolsuzluk komisyonunun ilk işi 11 prens ve görevdeki 4 bakan TV sahipleri ve işadamları dahil onlarca kişiyi gözaltına almak oldu.

 Siyasi analizler ve güçlü kaynaklara göre operasyonun arkasında iktidarını sağlamlaştırmak ve reformlarına zemin hazırlamak isteyen 32 yaşındaki Veliaht Prens bin Salman var.

Gözaltına alınanlar arasında Twitter’ın ikinci en büyük hissedarı Prens El Velid bin Talal ile birlikte ülkenin en güçlü 36 zengini yaklaşık 650 milyar dolar paralarıyla birlikte bloke edilmiş durumda.

Operasyonun düğmesine basan 81 yaşındaki Suudi Arabistan Kralı Salman bin Abdulaziz, önce, Rüşvet ve Yolsuzluklara Karşı Mücadele Komisyonu’nu oluşturdu. Komisyonun başına ise 32 yaşındaki oğlu Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ı atadı.

31 Ağustos 1985’te doğan Muhammed bin Salman, Kral Salman’ın üçüncü eşi Fahdah bint Felah bin Sultan’ın en büyük oğlu.

Suudi prenslerinin çoğunun aksine eğitimini Suudi Arabistan’da tamamladı.

Bir dizi devlet organında çalışmadan önce Kral Suud Üniversitesi’nde hukuk okudu.

İngilizler, Suudi Arabistan’da yaşanan bu gelişmeyi taht yönetimindeki köklü bir değişiklik olarak tanımlıyor.

BBC savunma muhabiri Frank Gardner da, “Özellikle genç Suudiler arasında veliaht prense destek var. Ancak yaşı daha büyük olan, daha muhafazakâr birçok kişi, onun çok kısa sürede fazla ileri gittiğini düşünebilir” yorumunda bulundu.

İşin aslına bakıldığında aile içi bir kavga görüntüsü ağır basıyor. 

Diğer yandan Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el Cadan, pazar gecesi, Savunma Bakanı ve Veliaht Prens Muhammed bin Salman başkanlığında oluşturulan Yolsuzlukla Mücadele Yüksek Komisyonu ve alınan kararların ülkedeki yatırım ortamını koruyacağını belirtirken, Yolsuzlukla Mücadele Yüksek Komisyonu’nun devletin haklarını ve kamu malını güvence altına alacağı ve böylelikle sürdürülebilir ulusal kalkınma programlarının güçleneceği, yolsuzlukla mücadelede benimsenen reform yöntemine de katkı sağlayacağını ifade etti.

Maliye bakanı ayrıca “Devlet, yerel veya küresel iş standartlarının ihlaline müsamaha göstermemeye devam ediyor. Kayırmacılık ve iltimaslardan uzak, liyakat ve başarıya dayanan şeffaf ve adil bir yatırım ortamı sağlamak için kim olursa olsun yatırımcılara imtiyaz tanınmayacak” sözleriyle bir süre daha ülke de siyasi ve ekonomik temelli operasyonların olabileceğinin sinyallerini vermiş oldu.

Uzun zamandır ülkesinde yeni bir ekonomik politikalar uygulamaya çalışan Prens bin Salman, ülkesinin petrole olan bağımlılığını azaltmayı hedefine koymuş,

Nisan 2016’da, aynı zamanda Ekonomi ve Kalkınma Konseyi’nin başkanı olan prens Selman, krallığın petrol gelirlerine “bağımlılığına” son vermek için ekonomik reformlarını açıkladığında Suudi halkının “2020 itibariyle petrol olmadan yaşayabilmesine” olanak sağlayacağını iddia etmişti.

Genç prens Selman, ülkenin önemli kesimlerince Suudilere rol modeli olarak sergilendi.

Veliaht ekim ayında, en çok dikkat çeken mesajı ülkesinde “ılımlı İslam’ın” hakim olması için çalıştığını ifade etmesiydi.

Salman, “Eskiden olduğumuz yere geri döneceğiz, dünyaya ve tüm dinlere açık bir ılımlı İslam ülkesi olacağız. Çok yakında radikalizmi bitireceğiz” ifadeleri doğu ve batı medyasında çok konuşuldu.

Başkent Riyad’daki bir yatırım etkinliğinde konuşan Salman, 1979’dan sonra ülkenin durumunun değiştiğini fakat yetkililerin yakın gelecekte dini radikalizmi saf dışı bırakmayı planladığını söylemişti.

İran devlet medyası ise prensin yükselmesini “yumuşak darbe” olarak yorumlamıştı.

İngiltere’de yayınlanan The Guardian Gazetesi, Suudi Arabistanlı gençlerin değişim ve gelişimi arzuladığını, Veliaht’ı da ‘bu değişim senfonisinin maestrosu’ olarak gördüklerini yazdı. Ondan önce, Washington Post’un 20 Nisan’da yayınladığı yazı da benzer düşünceleri aktarıyordu.

Veliaht Selman geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistanlı gazeteci Türki El-Diheyl’e verdiği demeçlerde düşlerinin ve projelerinin sınırının gökyüzü olduğunu söylemişti. Böylesine büyük bir projenin gerçekleşmesi için Suudi Arabistan’ın iki kanada ihtiyacı olduğu açıktır; birinci kanat radikal ekonomik gelişim iken, ikinci kanat da modernist üretim politikasının gerçekleşmesidir. Selman’ın orta ve uzun vadeli düşleri olduğu muhakkak ve kendisini Suud’un yeni vizyoneri olarak görüyor.

Prens Muhammed Bin Selman, basit ve açık bir anlayışı savunuyor ve sık sık tekrarlıyor; devlet ile vatandaşlar arasında yeni bir sosyal sözleşme yapılmadan ekonomik rehabilitasyonun başarısız olacağının altını çizmiş.

Prens Selman’ın “Vizyon 2030” planından ortaya çıkan dev “NEOM Projesi” ve ortaya koyduğu iddialı ekonomik programlar ve ciddi toplumsal sözleşmeyi sağlayan vaadlerini “Önce Suudi Arabistan vatandaşı” sloganıyla savunuyor.

Suud Halkına hitaben; “Ben genç bir adamım ve vatandaşlarımızın yüzde 70’i de gençlerden oluşuyor. Humeyni Devrimi’nin sebep olduğu radikalizm ve terörden dolayı otuz yıldır bir girdapta yaşıyoruz. Biz şu an bu dönemi bitirmek istiyoruz, Suudi halkı önümüzdeki günlerin tadını çıkarmak istiyor, toplumumuzun gelişimine odaklanmak istiyoruz ve bireylerle aileler olarak kendimizi geliştirmeyi amaçlıyoruz” bana güvenin diyor.

 The Guardian gazetesine verdiği bir demeçte, Suudi Arabistan’ın G20 Devletler topluluğunun üyesi olduğunu, dünyanın en büyük ekonomileri arasına girdiğini ve üç kıtanın ortasında bulunduğunu, Suudi Arabistan’da iyiye doğru değişimin sırf Suudi Arabistan halkı için değişim anlamına gelmediğini, bölge ve dünya değişimini geliştirmek için çabalanması gerektiğini vurguladı. Veliaht bu sosyal yönü de başarmak istiyor, Dünyanın da bu vizyoner hedeflerin gerçekleşmesi için Suudi Arabistan’a yardım etmesi gerektiğine inanıyor.

 Suudi Arabistan’da hayatın tüm alanlarının yeniden yapılandırılmasının ekonomik rehabilitasyon için başarının ön koşulu olduğunu Veliaht sıklıkla tekrarlıyor.

Prens Muhammed’in geleceğin inşa edilmesi için radikal tüm fikirlerin yıkılması gerektiğini söylemesi beğeni toplamış, bu radikal fikirlerle insanları ve devletleri hedef alan terörist ve tekfirci örgütleri doğuran ‘Müslüman Kardeşler’ ideolojisini örnek olarak göstermesi de Suudi, Arabistan vatandaşlarını ve tüm dünyayı memnun etmiş olduğuna inanıyor.

 Suudilerin yüzde yetmişinin 30 yaşın altında olduğunu, bir 30 yıl daha hayatlarını boşa geçirerek radikal fikirlerle savaşmak istemediklerini ve bu fikirlerin şimdi ve hemen yıkılması gerektiğini belirterek eski durumumuza dönmemiz gerekiyor, tüm dünyaya ve tüm dinlere açık ılımlı İslam’a, sözleriyle Genç prens hayallerini bakalım ne kadar gerçekleştirebilecek.

 

  • harunharun11 gün önce
    öyle düşünmüyorum :) baktı kral salman abd ye para yetiştiremiyor e ülkedede bir sürü zengin var ve gittikçede zenginleşiyorlar adına yolsuzluk operasyonu diyerek hesaplarına el koydu bundan sonra suudlu bile olsa yatırımlarını dışarıya yapacak uzun vadede suud rejimi çok zarar görür