Mısır’ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin, Mısır Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Abdülfettah el Sisi tarafından darbe ile 3 Temmuz’da devrilmesinden sonra Nahda ve Rabiatül Adeviyye meydanlarına inen halka iki kez ateş açıldı.
Ramazan ayı boyunca meydanda oturan halk ise Mursi’nin serbest kalması için dua ve gösterilerde bulundu.
Bayram sonrası, Mısır ordusu Nahda ve Adeviyye meydanında bulunan erkek, çocuk, kadın ayrı mı yapmaksızın iş makineleri ve silahlarla adeta bir katliam gerçekleştirdi.
Binlerce insan hayatını kaybetti ve on binlerce kişi yaralandı, tutuklandı.
Dünya kamuoyu bir haftadır süren bu katliamları canlı yayında izliyor.
Ölenlerin sayısı arttıkça insanlar sokağa çıkma yasağına rağmen gece gündüz Mısır’ın bütün şehirlerinde gösteriler yapmaya devam ediyor.
Sivil halkın üzerine açılan rastgele ateşlerde, çocuklar ve kadınlar hayatını kaybederken, Mısır’ın geçici yönetimi Müslüman Kardeşler’i, şiddet eylemleri düzenlediği gerekçeyle yasadışı ilan etmeye hazırlanıyor.
Diğer yandan İhvan yöneticileri tutuklanıyor. Keskin nişancılar ise liderlerin çocuklarını öldürmeye başladı.
İhvan yöneticisi Muhammed el  Biltacı’nın 17 yaşındaki kızı ve Hasan El Benna’nın torunu da şehit olanlar arasında bulunuyor.
Mısır’da yaşananlar tam bir katliam olarak yorumlanmaya başlanmasıyla birlikte AB, BM, ABD ve bazı Batılı ülkelerden cılız ve etkisiz de olsa pasif kınama, itidal çağrıları gelmeye başladı.
Bu katliama seyirci kalan Batı dünyası için çok beklenti içinde olmamıza gerek yok.
Ordunun darbesine eğer 3 Temmuz’da karşı çıkılsa idi, Sisi bu katliamları yapma cesaretini, fırsatını bulamazdı.
Gelelim İslam dünyasındaki kuzuların sessizliği siyasetine,Türkiye’nin net ve sert açıklamalarının dışında Arap İslam dünyasından güçlü bir tavır göremiyoruz…
Özellikle Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Bahreyn gibi Arap dünyası üzerinde siyasi ve ekonomik gücü olan bu ülkelerin, Mısır Ordusu’na maddi ve siyasi destekle arka çıkmaları vicdanlarımızı acıtmakta, bizleri hayrete düşürmektedir.
Arap Birliği ve İKÖ-İİT kurumlarının Mısır için bir kez dahi toplanma zahmetine katılmamaları İslam dünyasının  içinde bulunduğu durumu gözler önüne bir kez daha sermektedir.
İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’ndan tabiî ki mucize beklemiyoruz fakat Mısır’da yaşanan bu katliamlar karşısında istifa ederek, en azından vicdani sorumluluğunu yerine getirmiş olabilir.
Böylelikle bu kurumun aslında İslam   dünyası hiçbir anlam ifade etmediğini de resmen ilan etmiş olur.
Mısır’da tarihi bir trajediye şahitlik ediyoruz. Müslüman bir ülkede Abdülfettah Sisi adında bir general, Müslüman Mısır’ın evlatlarını acımasızca katletmektedir.
Bu fotoğrafın altına yazılacak hiçbir söz gerçeği anlatmakta yeterli olamaz. Tarih, Mısır’da yaşanan katliama engel olamayan İslam dünyasının liderlerini acımasızca yargılayacaktır!
Osman Atalay Diğer Yazıları
turbobitturbobit premiumletitbitletitbit premium