Üniversitelerde FETÖ zulmü ne zaman araştırılacak!!!

05 Aralık 2017 Salı

15 Temmuz ihanet girişiminden önce ve sonra, FETÖ mücadelesinin odak noktalarından birinin ve belki de en önemlisinin YÖK’deki FETÖ yapılanmasının tasfiyesi olduğunu, bu hususun dikkate alınmaması halinde hayalet yapının ülkenin damarlarına ve kalbine doğru yürüyüşünü eskisinden daha hızlı bir şekilde sürdüreceği hususunu anlatmaya çalıştım. Aylardır yazıyorum, televizyon kanallarında, konferanslarda bu büyük tehlikeden ülkemizin insanlarını, yetkililerini, akademisyenlerini haberdar etmeye çalışıyorum.

15 Temmuz’dan hemen sonra YÖK göstermelik bir şekilde üniversite dekanlarını görevden aldı ve hemen ertesinde de, tamamını tekrar göreve iade etti. Bu, dostlar alışverişte görsün kabilinden bir uygulamaydı ve böylelikle yaşların yanında kurular da aklanmış oldu. Peki bu, görevden alınma uygulaması neden rektörler düzeyinde yapılmadı? 

Başta büyük üniversiteler olmak üzere, ülkemizin hemen hemen tüm üniversitelerinin rektörleri, rektör yardımcıları, daire başkanları, enstitü müdürleri ve genel sekreterleri ile ilgili olarak, FETÖ irtibatlı ve iltisakı ile ilgili olarak kamuoyunda çok ciddi endişeler, bilgiler, belgeler dolaşıyor iken YÖK’ün evvela kendi bünyesinde, sonra da tüm üniversitelerin yöneticileri düzeyinde ciddi bir araştırma ve soruşturmaya gitmemesi inanılmaz bir ihmal, hatta iyi niyetle asla tevil edilemeyecek bir savsaklamadır.

Üniversitelerimizin saygın öğretim üyelerinden ve araştırma görevlilerinden feryat sesleri geliyor. Üniversitelerinde dönen dolaplardan, üniversite vakıflarının FETÖ adına yağmalanmasından, öğrenci ve öğretim üyelerinden aleni olarak HİMMET toplamalardan, vicdansız ve ahlaksız mobbing uygulamalarından, akademik hayatımızı bilinçli bir şekilde çökertme girişimlerinden, FETÖ’cü elemanlara alan açmak için iftiralarla mevcut öğretim üye ve yardımcılarını görevden uzaklaştırma faaliyetlerinden, bilgi veren haberler yağıyor telefonlarıma ve WhatsApp hattıma.

Bu feryatlardan en sonuncusu FETÖ ile yaptığı mücadeleyi 2014 yılında kazanarak uzaklaştırıldığı üniversitesine dönen Prof. Dr. İsmail Özdemir’e ait. 

Prof. Dr. İsmail Özdemir ihanet çetesinin devlet kurumlarında mağdur ettiği, iftiralar ve imzasız mektuplarla, hakkında soruşturmalar açtırıp mobbing uygulandığı ve görevinden uzaklaştırılanlardan yüzlerce öğretim üyelerinden sadece biri. Sabah muhabiri İsa Tatlıcan’ın kendisi ile yaptığı bir röportajda belirtildiği üzere; 1999’da Düzce depreminden sonra gönüllü doktor olarak şehre gelmiş ve bir daha ayrılmamış. Düzce Üniversitesi’nde 2011 yılında profesörlük hakkı kazandığı sırada üniversiteden ayrılmak zorunda bırakılmış. FETÖ’nün (vahşice) yaptığı kadrolaşmaya itiraz ettiği için sayısız soruşturma geçirmiş. Çevrilen türlü oyun ve entrikalarla 2012 yılında üniversite ile ilişiği kesilmiş.

Bugünkü yazımı 2014 Eylül’ünde mahkeme kararı ile üniversitesine dönen, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Doğum Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Özdemir ile yapılan röportajdan dehşet verici pasajları alıntılayarak bitiriyorum:

Bu örgütün kadrolaşmasına direndiğim için hedefe konuldum ve hakkımda sayısız soruşturma açıldı. Hayatı bana zindan ettiler, canlı cenazeye döndüm. Ölülerden bile medet umdular zira ölmüş bir hemşireyi aleyhime tanık gösterdiler. Devletin kılcal damarlarına kadar sızdıkları gibi üniversitelerde de her alanda kadrolaştılar. Kendilerinden olmayan idari ve akademik yetişmiş personel üzerinde baskı uyguluyorlar, bezdiriyorlar ve üniversiteden gitmesini sağlıyorlar. Daha sonra boşalan kadrolara kendi adamlarını yerleştiriyorlar. 

Güçlü olmadıkları üniversite yok. Yargıda, emniyette ve bürokraside bir temizliğe gidildi. Ama üniversitelerde bu örgüte ciddi bir temizlik yapılmadı. Üniversitelerin bu örgütten temizlenebilmesi için özel birimler oluşturulmalı ve üniversitelerdeki bilgi ve belgeler incelenmelidir. FETÖ’den mağdur olan hocaların elindeki bilgi ve belgeleri delil olarak kullanarak adli ve idari soruşturmalar başlatılmalıdır. Bu şahıslar hakkında üniversite yönetimini yıkmak, istifaya zorlamak, şahıslara iftira atmak, kumpas kurmak eylemlerinden dolayı organize suç şebekesi kapsamında davalar açılmalıdır.

Bu ve bunun gibi yüzlerce ihbara rağmen YÖK’ün üniversitelerdeki FETÖ yapılanması ile ilgili herhangi bir adım atmaya istekli olmadığı anlaşılıyor. Belli ki sayın Cumhurbaşkanımız bu konulardan haberdar olmadıkça üniversitelerdeki zulüm ve haksızlıklar böylece sürüp gidecek. Bize tehlikeyi bildirmek düşüyor.

 

  • ne önemi varne önemi var1 ay önce
    Bartın'a baķın Batı Karadeniz Emniyet Yapılanmasının 2 emniyet imamı burdan çıkıyor üstelik biri hukuk müşaviri.bu hukuk müşavirinin bir gòrevi daha vardı rektòrün òzel kalemi. Hukuk müşavirinden özel kalem olan ne duyulmuş ne görülmüş.bu üniversitenin önceki hukuk müşaviri hakim olarak atanmiştı bu yıl ihraç edildi.rektör yardımcısı tutuklu ihraç edildi.savcılıklar Türkiye genelinde operasyonlar yapıyor ama bir şeyi eksik yapıyor.üniverditelerde sadece hocaların bilgisayarına rl konuluyor.oysaki personel dairesi başkanlıkları ve hukuk müşavirliklerinin belgeleri ve bilgisayarları incelenmeli.ihraç edilenler nasil atandî acaba.2010 ve 2012 kpss gibi incelenmeli.yani hazirlanan ilanlar,üniversite-fakülte-yüksekokul yönetim kurulu karar defterleri incelenmeli.fetöcüleri kim atadı ise hesap vermeli