Mühim olan kale duvarlarını inşa etmek değil, insan karakterini inşa etmektir

13 Eylül 2017 Çarşamba

Milattan önce yapıldığı söylenen, gerçek uzunluğu 6000 km civarında olan, bugün 2500 km kısmı ayakta olan, 1986 yılında UNESCO dünya kültür mirası varlıkları arasında korumaya alınan Çin Seddi, bugüne kadar dünyada korunma amaçlı, en büyük ve en uzun bir settir.

Düşman hücumlarına karşı güvende olmak, huzur ve rahat içinde yaşamak, askeri saldırılara karşı koymak ve yurt içinden kaçacak olan kişileri kontrol altına almak üzere yapılmış olan, 8 metre yüksekliğinde, 6 metre genişliğinde olan bu duvar, insan gücüyle kolay kolay aşılacak bir yapı değildir.

Bu duvarın yapımı uzun yıllar devam ettiği ve 8000 kişi tarafından yapımının tamamlandığı söylenmektedir. Çin Seddi bittikten sonra, Çin Hanedanı ve yaşayanlar, kendilerini her ne kadar güvenlik içerisinde hissetseler de, seddin tamamlanmasından sonraki 100 yıl içinde, daha önceki saldırılardan, 3 kat daha fazla saldırıya uğramışlardır.

Bu duvarların gerçek manada, beklenen güvenceyi veremediği anlaşılmıştır. Duvarların aşılamayacağını gören saldırganlar, işin yönünü duvarlardan değil, her 9 km’de bir, içinde kule bekçilerinin bulunduğu kapılara gelip, onları çil çil altın keseleri ile rüşvete alıştırarak karakterlerini bozup, kendilerine bağımlı hale getirmişler ve artık surlardan değil, kapılardan girme yolunu bulmuşlardır. 

Mühim olan kale duvarlarını inşa etmek değil, insan karakterini inşa etmektir. 

Düşünemedikleri bu nokta, işte onları hayal kırıklığına uğratmıştır. Çinliler duvarları inşa ederken, askerlerin karakterlerini inşa etme de başarılı olamamışlardır. Düşman onların bu zaafından istifade ederek, kulelerdeki askerleri satın almış ve kapıları açtırarak kapılardan içeriye sinsice girmişlerdir.

Bugün de aynı şekliyle Doğu ve Güneydoğu’daki yapmış olduğumuz uzun beton duvarlarımız, köprülerimiz, iftihar edeceğimiz pek çok tünellerimiz olsa da, ihtiyacımız olan devlet dairelerindeki ve parti içerisindeki görevlilerimizin, vatan, millet sevdası ile ülkesi, bayrağı, dini, imanı için fevkalade bir eğitimle yetiştirilen, duyarlı kadrolarla doldurulmuş olmasıdır.

Eğer bu kadrolara verdiğimiz emekler ve harcamalar ve yaptığımız köprüler ve tünellere verdiğimiz kadar, ahlak ve karakter inşasında da, bu derece başarılı olamazsak, yaptığımız her şey elimizden alınır.

Düşmanlar bizi hudutlardan değil, işbirlikçilerin eliyle içerden ele geçirebilirler. Vurgulamak istediğimiz şey, dünya çapında büyük gelişmeler ve inşa faaliyetlerinden sonra, onları kaptırmamak için, o kıymetli hazinelerimizi korumak üzere, gerçek manada ahlaklı, faziletli, maharetli ve sadakat sahibi insanlar yetiştirmek, bütün dünyaya örnek nesiller hazırlayabilmektir.

Değilse yapılan bütün güzel çalışmalar, bir çırpıda 15 Temmuz darbesinde olduğu gibi, elimizden alınmak istenilebilir, buna fırsat vermeyelim. Zira hain düşman kuvvetlerinin ve iş birlikçilerinin, kitap ve hesabı henüz kapanmış değildir, hainler fırsat kollamaktadır.

Bizim zaaflarımızı her türlü tespit edip, her yerden saldırma hazırlığı içersindedirler. Faziletsiz nesiller yetiştirerek, tamamen eğlence kültürü, hamburger, kola, ABD kültürünü, nesillerimizin beynine enjekte ederek, kendi kültüründen ve özünden kaçan, uzaklaşan, tamamen yabancılaşmış kadrolarla, ülkemizin milli duygularını aşındırıp, işgalcilere içerden kapı açacak karaktersiz ve hedefsiz kadroları işbaşına getirdikten sonra, başka şekilde bir işgale gerek kalmayacağını bildikleri için, bütün güçleriyle bu ahlaksızca saldırılarıyla, İslam ve Kur’an anlayışına saldırmaktadırlar.

Çekirdek aile yapısı, milli eğitim yozlaşması, önderlerin ve liderlerin itibarsızlaştırması ile, hedefsiz ve idealsiz nesiller yetiştirerek kapıyı içeriden açacak, iş birlikçileri hazırlamaktadırlar.

Ne irfandır ahlaka yükseklik veren, ne de vicdandır, 

Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.

Ne millet, ne milliyet, ne de bağımsızlık için kurtuluş yoktur. 

Ahlakın çöküşü en korkulu bir çöküştür.

Girmeden tefrika, bir millete düşman giremez. 

Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez. 

Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak, 

Alçakça bir ölüm varsa eminim budur ancak.

Karşında ziya yoksa, sağından ya da solundan.

Tek bir ışık olsun, buluver kalma yolundan.

Büyük şairimiz MEHMET AKİF’imizin ruhu şad olsun.

Allah bu ruhu ve bu hedefi, yeni nesillerimize nasip eylesin. 

 

  • Ümmehan şahinÜmmehan şahin11 gün önce
    Hocam RABBİM razı olsun.Yeni nesilde iman zayıflığı çok azaldı ne yazık ki,bu da alt yapıdan anne babadan başlıyor.Temeli sağlam yapı hiç bir zaman çürük olmaz.İnşallah bosna Hersek gibi ülkemiz olmaz.RABBİM bu feto'nun da belasını versin ve onu hala destekleyenleri de ,kendi kazdıkları kuyuya kendileri düşsünler inşaallah.SLMve dua ile
  • Metin palamutMetin palamut11 gün önce
    İNSANİ KAYNAK YETİŞTİRMEKTE BU HÜKÜMET BECERİKSİZ KALMIŞTIR.DOST ACIYI SÖYLER AMA ONU DA KIRMADAN SÖYLER.DERS müfredatına bir cihad kavramı konulkak istendi.Sonra vazgeçildi.Gerçek dünya liderliği taviz vermeyen liderliktir.
  • Vatan sevgisi imandandirVatan sevgisi imandandir11 gün önce
    Hocam ben bu yazinizi programdada dinledim ve bugunde okuyarak gercekten hos gunumuz turkiyesini anlatmaktasiniz bu yaznizla ama ilgili makam mevkiler bunu anlamamakta diretiyo (yök) atlama tahtasi verilen vaatler 16 nisan secimleribrokrasinin ilerlemedigini gormekteyiz zaman kazanmayarisi icersinde olanlar bunu menfaatlerine cevirme tabiri cayizse hainlere soluk aldirma pesinde olanlar kriptolar uyuyan hucreler avuclarini oksadiklarini gormekteyiz
  • ErkamErkam11 gün önce
    Hah iste tam da bu. En en en en buyuk sorunumuz budur. Israrla dile getirilmelidir.
  • Ne zamanNe zaman12 gün önce
    Bugüne kadar bu nesiller niçin yetiştirilmesi,ne zaman yetiştirilecek.Yıllardır hayalini kurduğumuz devlet artık biziz.Kaynak mı yok,öğretmen mi yok,ne yok.Sorumlular kimler,bakanlık nerde,inanmışlarımız nerede.Bahane denizi çoktan bitti.