Metro İstanbul

FETÖ’nün 100’den fazla fahri başkonsolosları araştırılmalıdır

12 Ekim 2017 Perşembe

FETÖ’nün şu anda yapmakta olduğu entrikalar, takıyyeler ve darbe planları, gelecek için de; hazırlamakta olduğu hainlikleri bilebilmek için, geçmişteki taktikleri ve stratejilerini çok iyi tahlil etmek ve araştırmak lazım.

1990 yılına kadar yani Rusya’nın dağılmasından önce, Türkiye’nin içerisinde hemen hemen bütün şehir ve kazalarda, yurt, okul, sosyal kültür merkezleri, hastaneler, vakıf ve dernekler kurularak halkın gözü boyanmış, vitrine bunlar konulmuş, güven kazanılmış, teşkilat en uç noktalara ulaşarak bir cazibe merkezi haline gelmiş ve toplumun kan damarlarına girilmiştir.

Daha sonra yetişen elemanlar, kamu kuruluşlarında en üst noktadaki makamlardan, odacı, kapıcı, çaycı seviyesine kadar, buralarda örgütlenmiştir. 

1990 yılından sonra ise; yurtdışına açılarak bugün 170 ülkede aynı tempo ve aynı strateji ile özellikle kazanılan yurtiçi tecrübelerle ve alınan başarılarla, bu örgütlenmelerini yurtdışında daha kolay bir şekilde tamamlamışlardır. 1966’da başlayan, 2017’ye kadar yaklaşık 50 yıldır sistematik bir şekilde aralıksız mutasyonlarla yıkanmış beyinler ve zombileşmiş tipler, (FETO’nun yazılarına göre adanmış ruhlar denilen felsefeye göre insan tipleri üretilmiştir.)

Şu anda dünyada 200’e yakın devletten, 170’inde FETÖ yapılanması kesinlikle vardır. Bu ülkelerin her birinde 50-100 -150 civarında okullarla beraber, en az ikişer adette, üniversite olduğu düşünülürse, toplamda 15-20 bine yakın okul ile 300 civarında üniversite, binlerce okul, kültür ve diyalog merkezleri vitrine konularak, ABD, İsrail, İngiliz ve Alman gizli servisleri için geniş bir ajan borsası oluşmuş durumdadır.

Geçtiğimiz yıllarda, okullardan sonra hem Türkiye içindekileri mutlu etmek ve kandırmak, hem de yurtdışındaki insanlarla irtibatı devam ettirmek için, bu kez de vitrine Türkçe olimpiyatları, daha sonra ise, dil ve kültür olimpiyatları adı altında, maskeli bir şekil de FETO örgütlenmesi faaliyetlerini sürdürmüştür. Halkımızın en zayıf noktası olan, milli duyguları ve vatan, bayrak tutkusu ile kandırılarak, FETO’nun bu maskeli balosuna inandırılmıştır.

FETÖ’nün 300 civarında yurtdışı üniversitelerinin olduğu düşünülürse, buralardan gelecek olan öğretim üyelerinin ve öğrencilerin, FETÖ okullarından Türkiye’ye eğitimlerini yapmak üzere talebeler ve öğretim üyelerinin sızması ne kadar büyük bir potansiyel tehlike oluşturduğunu düşünmek gerekir. Bu okullardan sadece 25 tanesinin Türkiye›deki denkliği iptal edilmiştir.

Çünkü değişik yurtdışı üniversitelerinin kurucuları, o ülkenin önemli kişileri ikna edilerek, vitrine konularak onlar tarafından yönetiliyor gibi yapılmaktadır. Bu durumda bu kurumların FETÖ’cü olduğunu tespit etmek mümkün değildir. Bu şirketler ve bu holdingler, yabancılarla işbirliği içerisinde çalışmaktadır ve onların adına yürütülmektedir.

Oralardan gelen öğrenciler ve öğretim üyelerinin kim olduğunu bulmak ve bilmek, çok zor tespit edilecek bir iştir. 

Bu FETO planını tekrar tekrar canlı yayınlarda anlattığım halde, bu olay Türkiye’deki devlet üniversiteleri ile  yabancı ülkelerdeki FETÖ üniversiteleri arasında 2023-2027’ye kadar yapılmış anlaşmalarla, Mevlana projesi, Bologna projesi, Erasmus projesi gibi iki taraflı anlaşmalarla, halen devam ettirilmektedir. 

Bu projelerin hassasiyetle ele alınıp, FETÖ’nün Türkiye’ye bu yolu kullanarak sızmasının önüne geçilmelidir.

Şu an da devletimiz İDLİP’de çatışmasız bölge oluşturmak, Suriye’nin kuzeyindeki Kürt koridoruna son vermek, AFRİN’i temizlemek, ABD, Rusya ve İran’ın gücünü azaltmak, El Kaide ve El Nusra’nın etkisine son vermek, bu bölgeye sığınan bölge insanını koruma altına almak, ayrıca Esad rejiminin gücüne Astana görüşmeleri çerçevesinde engel olmak gibi çok bileşenli güçlerle, çatışmaktadır, büyük harp giderleri ve harcamaları ile sıkıntılara rağmen, dik durmaya ve yiğitçe savaşmaya devam etmektedir.

Devletimiz bütün dikkatini ve gücünü buralara sarf ettiği böyle bir ortamda, Suriye ve Irak’taki hadiselere yoğunlaşıldığı bu dönemde, içerideki hain FETÖ’cülerin uyumadığını düşünerek çok dikkatle takip edilmelidir.

Bütün ülkelerde, aynı zamanda daha önceden bildiğimiz, yüzün üzerinde örgütün fahri başkonsolosları olduğunu biliyoruz. Bu FETÖ’cü işadamları fahri başkonsolos olarak, o ülkelerde hâlâ daha görevlerini devam ettiriyor ve Türkiye’den dışarıya ticaret için giden bütün işadamları, bunların aracılığıyla iş yapmaya ve onların eline düşmeye mecburdur. İşin bu boyutunun da çok ciddi takip edilmesi, büyükelçilerimizin başta gelen görevlerinden biridir.

İşte büyükelçiliklerde görüldüğü gibi Adil Öksüz’den Metin Topuz’a kadar 20 yıl, 30 yıl görev yapan, ikili FETO casusları vardır. Bunlar kendi ülkesine ihanet eden, başkalarına anahtar olan, kapıyı içerden açan kendi hainlerimizdir. Pek çoğu büyük işadamı görünümündedir. Bu fahri başkonsolosluklar büyük yararlılık gösteren kişilere FETO’nun ödül olarak takdir ettiği bir görevdir.

 İşimiz çok zordur, Allah yar ve yardımcımız olsun.

 

  • RümeysaRümeysa2 ay önce
    Canım Hocam Akit Tv'deprogramlara neden çıkmıyorsunuz artık?