FETO ve Harun Tokak, havralar ve kiliselerle işbirliğini anlatıyor

19 Aralık 2017 Salı

FETÖ’nün kendi sayfasında ve yeni satın aldıkları Almanya’dan yayın yapan MC televizyonunda, 7/24 dünyayı dolaşan ve beyin takımından olan, 2005 yılında isimlerini verdiğim gezen ağabeyler yaptıkları programlar ile  konuştukça batıyor ve bütün pisliklerini ortaya döküyor. İçlerinde sakladıkları ihanetlerini alenen itiraf ediyorlar.

300 civarında olan bu gezen ağabeyler, dünya çapında örgütledikleri hayalet yapıyı dolaşarak, bir taraftan narkozlayıp, diğer yandan da teftiş ediyorlar. Ayrıca televizyon programları ile başta FETO, Osman Şimşek, Harun Tokak, Mustafa Yeşil, Mehmet Ali Şengül, Abdullah Aymaz, Ekrem Dumanlı, Ahmet Kurucan, Bahattin Karataş gibi ahmak hainlerin, itiraflarını gösteren videolarını seyredince, insanın dehşete düşmemesi mümkün değil.

Harun Tokak alenen şunu diyor: Yurtdışına kaçan arkadaşlarımız, kaçtıkları yerlerde, havralarda, kiliselerde, sinagoglarda misafir ediliyorlar ve oralarda ağırlanıyorlar. Kendilerine ekstradan bir yer hazırlanıncaya kadar, Türkiye’den firar eden bu hainler, hicret dedikleri bu kaçışlarını minarelerinden Ezanlar okunan, Sahabe’ler ve şehitler yurdu olan Anadolu’dan kaçıp, kiliselerin havraların himayesinde saklandıktan sonra, işbirliği yaptıkları istihbarat örgütleri tarafından krallar gibi karşılanıp, önemli yerlere yerleştiriliyorlar.

Bu Harun Tokak’ın açık ifadesi, özrü kabahatinden büyük bir açıklamadır ve aleni bir itiraftır. Yine FETÖ’nün son konuşmalarında saçtığı zehirler içerisinde, başta Almanya’nın, Fransa’nın, Hollanda’nın ve Belçika ülkelerinin, yüz binlerce Türkiye’den kaçanları bir muhacir gibi karşılayıp, Kale kapılarını ardına kadar açıp içeriye aldıklarını, daha yüz binlerce kişi gelse, bu ülkeler tarafından canla başla karşılanıp alınacağını, iftihar ederek görüntülü sohbetlerinde, dünyaya duyurmaya çalışıyor ve örgütü cesaretlendirmek için elinden geleni yapıyor. 

Fakat zalim ve acımasız ABD ve AB’nin paramparça ettiği, kan gölüne çevirdiği milyonlarca mülteciden 1000 tanesini bile almak istemiyor. Bu çifte standartın ABD ve AB tarafından FETÖ’ye şeref madalyası olarak göğsüne takılması lazım. FETÖ BUNUNLA İFTİHAR ETSİN.

Türkiye aleyhindeki bu ülkelerin onlara kıymet vermesi ve kapılarını açması, ihanetlerinin de onlar için ne kadar önemli olduğu; ne derece önemli bir iş ortağı olarak kullanılacaklarının alameti olduğunu, kendi ağzıyla ifade ediyor. Buna özrü kabahatinden büyük denmez de, ne denir?

Merdi Kıpti, şecaat arz ederken, sirkatin söylermiş.

FETÖ’de kendilerinin dünya çapında hizmet yaptıklarını güya anlatırken, ülkelerine ihanet ettiklerinden dolayı gördükleri iltifatı, o ülkeler tarafından sevildiğini, sayıldığını, yapılan hizmetin çok kıymetli olduğunu ifade etmek için kullanıyor. Düşman eğer seni kendi ülkene karşı kullanmak üzere el üstünde tutuyorsa, bir iç muhasebe yapıp, kendi kendini sorgulamaları ve kendi aralarında bu hususta tartışmaları ve düşünmeleri gerekmez mi?

Bu hainler yaptıkları işin boyutlarını büyük görmek ve anlatmakla, Allah’ın rızasını elde etmeyi birbirine karıştırıyorlar. Öyle Peygamberler olmuş ki; belki etraflarında 5 kişiden, 10 kişiden fazla insan olmamış, fakat kalabalıklarla iftihar etmemişler. Bilakis kendilerini Allah’a arz edip, Yarabbi bize vermiş olduğun Peygamberlik görevine rağmen, etrafımıza Senin dinini anlatmada başarılı olamadık. Senin bize verdiğin bu ağır ve güzel yükü, bu kıymetli sorumluluğu insanlara ulaştıramadık, onlara anlatamadık diyerek, kendilerini eleştirmişler ve başarısızlıklarını öne sürmüşlerdir.

FETO ve yalakaları ise, Allah’a karşı yaptıkları işi büyük görerek, Allah’a karşı başarılarını ve kendilerini bu işin hakiki temsilcileri olduklarını iddia ederek, gurur ve ucuba düşmüşlerdir.

Ülkelerine yaptıkları ihanetin muhasebesini ve kaç kişinin katili olduklarının vicdani muhasebesini sorgulamadan, hâlâ daha inatla bu işin sahibi olarak, tek merci olduklarını zannederek, şirklere girmişlerdir.

Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle, görevlerini ifa edemedikleri bilinciyle boyunlarını büken bu ulu Peygamberler, çok az cemaatleri olmasına rağmen kısa bir zaman sonra, yeryüzünde unutulmayacak büyük ümmetlerin Peygamberleri olarak, Kur’an-ı Kerim’de övülerek anlatılmışlardır.

FETO ise büyüklük hastalığının ve beddualarının nasıl mağlubiyetlere döndüğünü, ileride lanetle anılacağını görecek, ahrette de bunun sorumluluğunun hesabını verecektir.

30.11.2017 tarihli FETÖ’nün kendi rüyası ve kendi yorumunu okumanızı tavsiye ederim. 

“Rıza-yı ilahi” amelin çokluğuyla değil, ihlas ile kazanılır. 

Bir zerre ihlas’lı amel, batmanlarla halis olmayana müreccahtır.

Çok ihlaslı ve çok muhacir durumunda arkadaşımız var demek, çok büyük bir yalandır ve yalancılıktır. Kendi vatanını, kendi milletini, kendi bayrağını, ana ve babasını, geride kalanları düşünmeden hicret olmaz. Hicret Allah için küfür diyarından, müminlere yani MEKKE’den MEDİNE’YE gitmek için yapılmış kutsal bir yolculuktur.

 

YORUM YAZ