FETÖ ve ABD, bütün İslam alemini ve dünyayı karşısına aldı

26 Aralık 2017 Salı

BM oylaması, bütün dünya tarafından ABD hakkında bir turnusol görevi yapmış olarak hainliğini, zalimliğini ve hukuksuzluğunu tescillemiş oldu. 

Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin davasındaki haklılığını, ABD’nin sahtekarlığını ve yaptığı bütün dayatmaların sadece İslam alemi için değil, insanlık alemi için de bir kötülük, huzursuzluk, gaddarlık ve bencillik olduğunu bütün dünyaya açıkça göstermiş oldu.

Oylamaya karşı FETÖ ve sözcüleri hiçbir açıklamada bulunmadan, zımnen olayın ABD taraftarları olduklarını onayladılar.

Trump rakiplerini kündeye getirmek isterken, kendisi alta düştü, rezil rüsva oldu. Kendi çıkarları için ve halkının % 50’den fazlası domuz gibi aşırı beslenmekten obez olan, rahat ve konfor içinde olup, dünyanın diğer yarısındaki insanların hak ve hukukunu gasp edip, onları sürüler halinde oradan oraya mülteci durumunda sevk ederken, bu bizim açıkça hakkımızdır diyecek kadar dünyaya meydan okuması, gurur ve kibirleri onları rezil ve rüsva etti.

ABD artık dünyanın en zalim, gaddar bir ülkesi, en acımasız ve firavun gibi gurur ve kibir içerisinde olan ahmak, bunak ve kumarbaz bir başkanın yönettiği sevimsiz bir ülke olarak, bütün dünyada damgalandı. Kendini aklaması ve kendine yeni müttefikler bulması, hatta NATO’daki tutumunu devam ettirebilmesi mümkün olmayacak kadar itibarını ve güvenini kaybetti.

Araf Suresi 85 ve 86’ncı surelerin içerisinde, bu gibi milletler için Cenab-ı Hak şu şekilde bir uyarıda bulunuyor: 

“Şuayip Aleyhisselam Medyen halkına: Öyleyse bütün işlerinizde ölçüyü tartıyı tam olarak gözetin.Hukuken onların olan şeyden, insanları yoksun bırakmayın ve iyi bir düzene kavuşturulduktan sonra, kalkıp yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Bütün bunlar sizin iyiliğiniz için, tabii eğer inanırsanız. 

Bir de inanan herkesi tehditle Allah’ın yolundan dönmeye zorlayarak ve onu eğri göstermeye çalışarak, doğruya götüren her yolun kıyısında, pusuya yatmayın ve onun sizi azken nasıl çoğalttığını hatırlayın ve bakın sonra ne oldu.”

91 ayette ise: “Fırsatçıların ve fesatçıların bu hususta şartlanmış olan elebaşlarını, Şuayip (a.s)’a karşı uyarılarını ciddiye almamasının akabinde, bir deprem onların işini bitirdi. Kendi evlerinde cansız olarak yere serilip kaldılar” buyruluyor.

“Sonunda Şuayib Aleyhisselam onların yanından dönüp giderken, ey kavmim dedi gerçek şu ki, ben size Rabbim’in buyruklarını tebliğ ettim, güzelce öğüt verdim, artık ben nasıl sizin gibi Hakk’ı inkar eden bir topluluk için yas tutup, kederleneyim. (Yani siz layık olduğunuzu buldunuz.)”

1990 yılında, Rusya mazlum milletler üzerinde yapmış olduğu kanlı katliamlar, zulümler sebebi ile kendi enkazı üzerine çökmüştü. O günün iki süper devletinden biri olan Rusya’nın, ne kadar koflaşmış ve içi boş olduğu bütün dünya tarafından hayret, dehşet ve ibretle görüldü. 

FETO ise; bu hadiseyi zulümlere karşı ateizm ve komünizmin acımasızlığı yüzünden, ilahi bir tokat olarak yorumladı. 

2. süper devlet olan ABD için ise, pek çok sohbetlerinde ve vaazlarında, kıtası ile birlikte yavaş yavaş okyanusun dibine çöküp, kaybolacağı kehanetinde bulunmuştu. 

FETO şimdi ise: ABD yeryüzü gemisinin kaptanıdır, ona itaat etmek gerekir.

Otoriteye itaat etmek gerekir. 

Haçlılar sizin camilerinize, kadınlarınıza, kızlarınıza el uzatmamıştır.

ABD’nin izni olmadan, dünyanın herhangi bir yerinde, size hiçbir iş yaptırmazlar gibi açıklamalar ile, ABD’nin kayıtsız şartsız gönüllü köleliğini kabul ettiğini tescillemiş oluyor.

Kudüs’ün işgali ve paramparça olması, (hatta Sudeysi’nin ABD ile birlikte Elhamdülillah dünyayı yönetiyoruz açıklamalarına karşı) hiçbir tepki vermeden, sadık bir ABD vatandaşı olarak, kendi ve örgütünü bütün dünyanın reddettiği ve karşısına dikildiği ABD’nin yanında yer alarak, kucak kucağa oturması, tıpkı Şuayip (a.s)’ın depremle yerin dibine geçen isyankâr kavmi gibi, Allah’ın bela ve musibetine açık bir davetiye çıkarması gibidir.

Bütün dünyanın şahit olduğu ABD zulmüne karşı, yapılan oylama, zalime ortak olmaya en açık bir delildir. Bu zalimin yanında yer almak ve onunla iş birliğinden kuvvet alacağını düşünmek, aynı derecede ihanete, belaya ve musibete ortak olmayı kabul etmek demektir. 

 

  • KerimcanKerimcan21 gün önce
    Geçmişte bizi satan Araplar la kol kola ne güzel