Din, vatan, bayrak, millet kardeşliği bizim tutkalımızdır

13 Şubat 2018 Salı

Kur’an-ı Kerim’de ismi zikredilen 25 Peygamber vardır. 

Her Peygamberin bulunduğu devirde, sadece Allah’ın varlığını ve birliğini, insan hakkının kutsiyetini, öldükten sonraki devam edecek hayatta kurulacak büyük mahkemenin, ceza ve mükafatının, görüleceği anlatılmıştır. Gönderildiği toplumun önderi olarak, onlara akli, mantıki, ilahi emirleri ulaştırırken zaman zaman Allah tarafından, Peygamberliğinin tasdiki olarak, mucizeler verilmiştir.

En son gelen Hatemün Nebiyy-i olan Hz. Muhammed (SAV) bine yakın mucizesi, Mucizat-ı Ahmediye olarak, ayrı bir kitapta derç edilmiştir. Belki de Peygamber Efendimizin, diğer Peygamberlere nazaran ortaya koyduğu en büyük mucizesi; en vahşi ve bölünmüş olan Arap Yarımadası’ndaki bedevi kabilelerini ıslah edip bir araya getirerek, o günkü dünya şartları içerisinde çadırdan, devlete, çok kısa bir zaman içerisinde de imparatorlukları dize getirecek, bir birlik ve beraberlik oluşturmuş olmasıdır.

Sasani İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu’nun, o günkü dünyanın en büyük gücü olduğu bir dönemde, Araplar senenin 9 ayı birbiriyle çarpışıp, sadece 3 ayı, Haram aylar olarak ilan edip, bu Haram aylarda normal yaşam ve ibadet yapmaya (PUTLARA TAPMAYA) ayırmışlardır. 

Mekke’de, Kâbe’yi ziyaret etme esnasında önce ticaret ve panayırlar, sonra da putlara tapma seremonileri ile savaşmayı bırakıp, muvakkaten soluklanmak için kısa bir ara verirlerdi. 

İşte Peygamber Efendimiz (SAV) gelmesiyle, bu senenin 9 ayında birbirini yiyen kan davaları, kabile savaşları ile vahşileşmiş bu insanları, putlara tapan ve sürekli birbirini yiyen bu CANİLERİ, insan seviyesine yükseltip, bu vahşetten kurtarıp, çadırdan, bedeviyyetten bir devlet veya bir medeniyet çıkarması, Peygamber Efendimize ait en büyük bir mucizedir.

Yüz yıllarca içki, fuhuş, katliamlar, eşkıyalıklar, kız çocuklarını diri diri gömme vahşetini gösteren ve her türlü kötülüklerin damarlarına işlemiş olduğu bu toplumun, müptela olduğu bütün alışkanlıklarını, 25-30 sene gibi kısa bir zamanda değiştirip, kömürü elmasa çeviren Peygamberlik mucizesi ile bütün dünyanın kabul edeceği ve inkar edemeyeceği açık bir olaydır. 

İşte bizim unuttuğumuz, fakat Haçlı dünyasının unutmadığı bu Peygamber mucizesi olan, her insanı bir arada tutabilecek iman, Kur’an birlikteliği ile elde edilen gücün, yeniden dünyada hakim konuma geçmesi meselesidir. 

Evet bu gücün bütün dünyaya örnek olarak asrı sadetten başlayıp, arkadan gelen Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı gibi örneklerinin devamı ile dünyada adaleti temsil eden bu imparatorluklar, elde edilen büyük medeniyetler, fen ve teknikteki gelişmeler, her millete karşı hak ve adalet ile yapılan yönetimler, daha 1. Asırdan itibaren, matematik, tıp, fizik, astronomi ilimlerinde büyük alimler ve büyük komutanlarla beraber, ilim adamlarının dünyadaki gelişmelerin öncüleri olması, bugün onları çok endişelendirmektedir. 

Asrımızda yeniden doğmakta olan bu uyanışın ve dirilişin, önüne geçmek ve mani olmak üzere, cahiliye döneminde birbirini yiyen kabile savaşları olduğu gibi, yeniden kabile, mezhep, ırk savaşlarını hayata geçirebilecek, IŞİD, DEAŞ, PKK, PYD, BOKO HARAM gibi değişik ırk, dil, din ve mezhep farklılıklarını ortaya atıp, aynen Cahiliye Dönemindeki Arap adasındaki vahşiler gibi, bugün de işi yeniden başa sarıp, örgütler bazında birbirini yiyecek hale getirmek ve gerçek İslam ve Kur’an kardeşliğini unutturacak faaliyetler ve planlar yapılmaktadır. 

Dikkat edilirse; bunca örgüt arasında ister Sünni, isterŞii, ister Nusayri veya Hanbeli, Maliki olsun, bütün bu üretilen kukla örgütlerin hiçbiri, İsrail’e, ABD’ye ve AB hainlerine karşı bir tek kurşun, roket atmayıp, birbirlerini yok edecek her türlü saldırıları yapmaktadırlar. 

Eğer gerçekten İslam’ın herhangi bir görüşüne sahip olduklarını iddia ediyorlarsa, bu işin bir tiyatro olduğunu, Türkiye’deki yardımcılarının da onların uzantıları olarak kendi ülkesine ve dinine ihanet eden maskeli yardımcıları olduklarını, güya medeniyet yandaşı ve savaş karşıtı olarak düşmanın ekmeğine yağ sürdüklerinin farkında olmalı. Bu aydın geçinen cahillerin de bir şekilde düşmana alet oldukları açıkça görülmektedir. 

Savaş karşıtı olduklarını iddia edenler, Dumlupınar,Sakarya ve Çanakkale savaşlarında da, yurdumuza saldıran hain düşmanlar için de aynı duruşu sergileyecek, o gün de derin ihanetlerini ortaya koyacaklarından hiç kuşkunuz olmasın. 

Bu aydın geçinen (TTB) cahillerinin, yedi düvelin bir araya gelerek ülkemize saldırdığı Çanakkale Muharebesi ve diğer Kurtuluş Savaşı’ndaki çarpışmaları, insan sağlığı açısından mahzurlu görüp, ülkemizi istedikleri gibi kesip parçalamaları için onlara narkozculuk yapmada hiçbir beis görmezler ve tavırları bugünkünden farklı olmazdı. 

İnsan hayatı eğer kutsalsa, Müslüman Türk askerinin ve halkının hayatı için de, aynı tepkiyi göstermeleri gerekir. 

NATO bahanesiyle bütün ülkeleri kendi kontrolü altına alan bu ihanet şebekesine karşı, sesini çıkarmayan, tepki vermeyen, bir tek Amerikan askerinin kılına dahi zarar gelmediği halde, Avrupa ülkelerinin hepsi bu örgütlere silah gönderip, alkışladılar. 

Terör örgütlerinin elebaşlarını kahraman ilan ettikleri halde, onlara karşı hiçbir tepki vermeyen bu yalakalar ve yandaşlar, elbette kendi ülkesine ihanette onların en çok memnun oldukları ve kullandıkları kuklalardır. 

Bu satılık kuklalar, sahiplerini memnun etmek için ellerinden gelen gayreti göstermektedirler.

BİZ DE DİNİMİZ, VATANIMIZ VE BAYRAĞIMIZ İÇİN ELİMİZDEN GELEN GAYRETİ GÖSTERECEĞİZ.

 

YORUM YAZ

  • HcfHcf5 gün önce
    Slm hocam bu davranislari gayet normal degilmi.efendimiz(as)arkadaslariyla bedire giderken bunlarin adalari da onlari yari yolda birakip ayrilmadilarmi?armut dibine dusermis