THY- Euroleague

Bugün Türkiye’nin, hain NATO’ya ihtiyacı yok

21 Kasım 2017 Salı

Çarlık Rusyanın yıkılarak yerine komünist sistem Rusyanın kurulmuş olması, dünyada büyük bir korku meydana getirdi. Bu korkunun tepkisini kullanarak, Kuzey Atlantik Paktı olarak da adlandırılan NATOnun kurulması için bir zemin oluştu. Sovyetler Birliği’ne karşı caydırıcılık ve bütün üyelerini doğrudan veya dolaylı şekilde saldırılardan korumak üzere 1949 yılında, NATO bir şemsiye olarak, pek çok ülkenin ABD’nin kontrolüne kendiliğinden girme isteğini tetikledi.

Özellikle 5. Maddesi; Üye ülkelerin birine yapılan saldırının, bütün ülkelere yapılmış olarak kabul edileceği şeklinde düzenlenmiş olması, pek çok küçük ülkeler için sığınılacak bir güvenli kapı olarak görüldü.

NATO’nun genişlemesi, AB’nin yolunu da açmış oldu. 20 yıl sonra, yani 1969’dan sonra isteyen ülkelerin teşkilattan ayrılmaları serbest olmasına rağmen, hiçbir ülke NATO’dan ayrılma kararı almadı, aksine üye sayısı 28’e yükseldi. Aynı tarihlerde Doğu bloğu ülkeleri de, NATO’yu bir tehdit olarak gördükleri için, Varşova Paktı adı altında Rusya’nın başını çektiği birleşik bir paktı oluşturdu.

Bu iki büyük devlet, küçük devletleri koruma bahanesi ile kontrolleri altına alıp, o ülkelerde askeri üsler kurarak, koruma bahanesiyle askeri, siyasi, ekonomik meseleleri de yöneterek, adeta sömürgeleştirme yoluna gizlice gittiler. NATO merkezi olarak, o ülkelerin içinde kurulan yerler, o ülkeleri yönetme merkezi gibi kullanılmaya başlandı. 

Burada şunu da belirtmek lazım; NATO içerisinde tek Müslüman ülke Türkiyedir. Ayrıca G20 içinde yer almaktadır. Bu statüsü ile İslam dünyası için cazip ve gıpta edilecek örnek bir konumdadır. Fakat bu iki kutuplu dünya içerisinde, NATO ile hemen hemen aynı tarihlerde, kurulmuş olan Varşova Paktı, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği 1990 yılına gelindiğinde dışarıdan hiçbir müdahale ve darbe görmediği halde, komünizmin çürümesi ve kokuşmuş sisteminin çökmesiyle insanlığa yapmış olduğu katliamlar ve zulümler ile kendi enkazı altında kaldı ve Varşova Paktı kendiliğinden dağılmış oldu.

Şimdi 28 ülkeden meydana gelmiş NATO’nun ömrü de, akıbeti de Varşova Paktından daha uzun ömürlü ve farklı olacağı düşünülemez. Hiçbir şey sonsuza kadar zirvede kalmaz, tıpkı komünist Rusya’nın yapmış olduğu zulümlerden sonra, kanatları altına aldığı ülkeleri sömürmesinin ilahi tokadını yiyip de çöktüğü gibi, NATO da koruma bahanesiyle koltuğunun altına aldığı, özellikle Türkiye’yi 100 defa arkadan vurmuş ve satmış, terör örgütleri ile hançerlemiş, içeriden ve dışarıdan kurmuş olduğu PKK, PYD ve FETÖ gibi örgütler ile NATO’nun ilkeleri ile hiçbir şekilde bağdaşmayan ihanetlerinin, diğer ülkeler tarafından da görülmesiyle, güvenilirliğini ve işlevini kaybetmiştir. Türkiye’yi sömürdüğü gibi parçalamak için, elinden gayreti göstermiştir.

Bütün bu olayların açık ve seçik belgeleri meydanda iken, ortak NATO ülkeleri hiçbir şekilde ABD’ye karşı tavır alamamış ve bu ortaklığın da, hiçbir hükmü kalmamıştır. Böyle hain ve zavallı ortaklar ile yürümektense, bu hainlerin yapmış olduğu ihaneti yüzlerine vurup, masaya vurup, bu ihanet masasından kalkmak ve çekilmek lazımdır.

Zira izzet ile ölmek, zillet ile yaşamaktan yeğdir. Zaten 50 yıldır ABD tarafından kurulduğu ortaya çıkan PKK ve PYD, Osman Öcalan’ın A Haber’deki canlı yayınında açıkça ifade edilmiştir. FBI ajanı Sibel Edmond, A Haber Yaz Boz programında bütün detaylarıyla ve belgeleriyle de anlatmıştır.

En son 15 Temmuz FETÖ darbesi de, bir NATO projesi olarak bardağı taşıran son damla olmuştur. 

1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrası müttefiklerimizin uyguladığı silah ve ekonomik ambargo, hangi ittifak ilişkileri ile açıklanabilir. Türkiye›nin güneyinde oluşturulan uçuşa yasak bölge ile Barzani Kürdistanı kurulmuş, Türk askerlerinin başına çuval geçirilmiş, Irak’tan kaynaklanan PKK terör tehdidi, 30 yıldan fazla da, devam etmektedir.

Bütün bunlara ilaveten, Türkiye’nin NATO içindeki müttefikleri Ege adalarını işgal ederek, Sözde Ermeni Soykırımı tasarısına destek vererek, Kıbrıs›tan Türk kimliğini silmek gibi düşmanca politikaları hâlâ izlemeye devam etmektedir.

Bu bağlamda Türkiye’nin NATO üyeliğini daha fazla devam ettirmesinin bir anlamı kalmamıştır.

Türkiye önümüzdeki iki, üç yıl içinde, NATO müttefiklerinin de yer aldığı bölgesel bir askeri koalisyon ile karşı karşıya gelebilir. Hatta Türkiye için bir işgal ve parçalama planına dönüşebilir. 

Türk Silahlı Kuvvetleri sahte FETÖ organizasyonları ve belgeleri ile işlevsiz hale sokulmaya çalışılmış ve hiçbir harpte kaybedilmeyecek kadar büyük generallerini, Balyoz ve Ergenekon düzmece planları ile tesirsiz, etkisiz ve işlevsiz hale sokulmaya çalışılmıştır.

Türkiye NATO olmadan da vardı, fakat ABD’nin Ortadoğu’da ve Karadeniz, Kafkasya, Ukrayna, hatta Baltık plan ve stratejilerinin, Türkiye›nin yardımı ve desteği olmadan gerçekleştiremeyeceği açıktır.

 

YORUM YAZ