Barzani, para, kızlar ve Büyük Kürdistan

26 Eylül 2017 Salı

ABD’nin, Türkiye’nin, Irak’ın, İran’ın, karşı çıkmasına rağmen Barzani neye güvenerek referandum için direniyor.

Saddam Hüseyin, saklandığı çukurdan çıkarıldıktan sonra Kürt gardiyanların eline verildi. Yargılama komediydi. Saddam ne dese sonu idamdı!
Zaten öyle de oldu.

Ancak diktatör Saddam idam edilirken, şimdi bizim başımıza bela edilmek istenen Barzani, ne yapıyordu?
İşte bilmediğimiz hikâye burada başlıyordu.

Dünya medyası yıllarca halkına zulmeden Saddam’ı, göğsüne kadar uzamış sakallı görüntüsüyle servis ederken, birileri önceden harekete geçmişti. Yıllarca Kürtlere ölüm kusan Saddam’ın yakalanacağını öğrenen Barzani, bütün işlerini bırakıp kan davalısı olan Saddam’ın eşi ve kızlarını ülkeden kaçırdı.

Aldığı emirle görevini büyük bir sorumluluk içinde yerine getiren Barzani, üç kadını ABD’nin elinden kurtarıyordu!

Artık Saddam’ın eşi Sacide, kızları Raghad, Rana ve Hala güvendeydi.

Uday ve Kusay yani oğullar ölüme giderken, kılı kıpırdamayan Barzani, kadınlar için çırpınıyordu. Aldığı emaneti yurtdışına çıkaran Barzani büyük hedefe ulaşmıştı.

Son yıllarda devrilen bütün Ortadoğu liderleri gibi Saddam da bilinmeyen çok büyük ortaklıklar içersindeydi.

Ülkesi harabe bir haldeyken Saddam, dev kuruluşlara para yağdırıyordu. Şu an dünyadaki en saygın bankaların başında gelen İngiliz merkezli bir bankanın da büyük ortağıydı. Türkiye’de de bilinen bu bankanın parası Irak’taki petrolden geliyordu. İnfaz emri verilince Saddam ailesinden birilerinin yaşaması gerekiyordu! Burada şans nedense hep kadınlara gülüyordu.

Bankadaki devir işlemlerinin yapılması için kalan hissedarların imzası gerekiyordu.Aile tamamen ortadan kaldırılırsa para merkezi hükümete, yani Bağdat’a kalacaktı!

İşte bu oyunu gören baronlar kızları kaçırma görevini Barzani’ye verdi.

Gözetim altına alındıkları evde zorla imzalar alındı. Bankadaki milyarlarca dolar bir anda el değiştirdi. İngilizler para koymadıkları bankanın tek sahibi olmuşlardı. Ancak kazanan sadece onlar değildi. Görevi başarıyla yerine getiren Barzani de hem gelecek sözü alıyor, hem de parayı buluyordu. Bu bankanın yöneticileri Kuzey Irak’a gelip, sahibinin Barzani olduğu Erbil Bank’ı kurdu.

Saddam’ın çalınan altınları kendisine sermaye olarak verildi. Yaptığı işin mükâfatını almıştı. Ayrıca artık İngiltere’de de hissesi vardı!

Barzani’nin bankasını, perde arkasından bir Yahudi yönetiyordu.

Bölgedeki bütün operasyonlar için gerekli olan para buradan geçiyordu.

Kuzey Irak’ın Dubai’ye dönmesinde bu bankanın rolü çok büyüktü. Banka Barzani’yi uluslararası oyuncu yapıyordu. Büyük sermaye ile birleştiriyordu. Babası Molla Mustafa Barzani’nin izinden gidip Büyük Kürdistan’ı kurma hayaliyle yaşıyordu.

Kürtlerin Selahaddin Eyyübi’si olmak istiyordu. Artık parası da vardı!

Oysa istikameti hakkında ilk işareti çok önceleri vermişti. Özal döneminde Kırmızı Pasaport verilen Barzani ve Talabani ilk krizde renklerini belli etti. Talabani, geri istenen pasaportu yollarken, Barzani “Ben Türk pasaportunu hiç kullanmadım.Elimde İsrail pasaportu vardı” diyecekti. Aslında doğruyu söylüyordu. Hep İsrail ve İngilizlere yakın olmuştu. Türklere hiç güvenmiyordu. Bu yüzden devamlı ikili oynadı.

Banka veren, altın veren güç, son olarak Barzani’ye “Kuzey Suriye’ye açıl emri de verdi. Bize yakın gibi dururken bir anda saf değiştirdi. Vaad edilen büyük Kürdistan için can atıyordu. Bu nedenle yan çizmekte bir sakınca görmüyordu. 

Kaddafi’nin devrilmesinde yine aynı senaryoyu görmüştü çünkü!

Kaddafi ile erkek çocukları derdest edilirken, eşi Safiye ve kızı Ayşe bu kez bilinmeyen bir başka el tarafından kaçırılıyordu. Yıllar önce ona aynı görevi veren güç, şimdi Libya’da sahnedeydi. Kadınların üzerinden Kaddafi ve oğullarının dünyanın her yerindeki parasına ve malına el koymuştu!

Bu tablo Barzani’nin aklını almıştı.

Bu güce hayrandı. Ne derse yapardı!

Bir de sadakatini biliyordu. En büyük rakibi Öcalan yakalanmadan önce tesadüfe bakın ki banka kurmak istemişti! İtalya merkezli bankanın ilk şubesi Yunanistan’da olacaktı. Yönetim kurulu bile belliydi.

Ama Barzani’ye devam et diyen güç, Öcalan’a dur bakalım diyordu! Zaten bir süre sonra da Öcalan paketlenip Türkiye’ye veriliyordu!

Sahada kendinden başka oyuncu kalmadığını biliyordu. Arkasındaki desteğin büyük olduğundan da emindi. 

Yaptığı işlerin yararlılıkları ortadaydı ve güvendeydi.

Ona verilen sözler büyüktü! Daha da ileri gideceğini biliyordu. Kuzey Suriye yürüyüşü ve Irak’tan kopma referandumu bu yüzden yapılmak isteniyor.

Ama bizim coğrafya çok kaypaktır!

Bunu en iyi Barzani bilir!

Bazen insanın serveti de olsa, sefasını sürmek nasip olmaz. Tıpkı Kaddafi gibi, Mübarek gibi, Saddam gibi.

Bizde diktatör olmadığı için, yıllarca darbeleri asker üzerinden yaptılar. Paraları bir imzayla değil de tankla, dipçikle aldılar. Öcalan teslim edildikten sonra, IMF devreye girip 40 milyar dolar verdi.

Tesadüfe bakın ki bu para da buhar oldu! Ya da birileri teslimatın faturasını yine bize ödetti.

 

  • MehmetMehmet1 ay önce
    Nedense bizim Türkiye’nin dışpolitika aktörleri işişten geçince uyanıyor. Barzaniye en büyük desteği biz cernedik mi? Neden biz işler karışmadan önlem alıp ona göre hareket etmiyoruz. Oyuncuları sağlam seçmiyoruz. KKTC ‘dede oyuncular rüşvetci ve kumarhane komisyoncularından seçiliyor. Dışişleri bakanı miliyetci görünümlü büyük rüşvetci. Türkiye beden bunları araştırıp önlem almaz. Türkiye’den KKTC’ye çok para geliyor ama birilerinin cebine gidiyor. Türkiye kökenli Kıbrıs’lılar hep işci. Memur olmaları imkansız gibi neden Türkiye önlem almaz. Burasını çok büyük tehlike bekliyor.