ABD’nin yargısına ve adaletine karşı ‘sana ne’ demeliyiz

06 Aralık 2017 Çarşamba

ABD ile FETÖ aynı fikir etrafında ittifak ettikleri için kendilerini Kainat’ın yöneticisi, kural koyucusu, yargılayıcısı ve cezalandırıcısı olarak ilan ediyor.

Aslında büyük Şeytan da aynı şekilde düşünmüş, Allah’a meydan okuyup, insanları kendi görüşü ve gücüyle daha doğru yöneteceğini ilan etmişti. Allah’a karşı böyle bir iddiayı ispat etmek üzere davranmıştı. 

Bugün de büyük Şeytan ABD ve FETÖ kuralları kendi koyuyor, koyduğu kuralları çiğneyenleri hain ilan ediyor, hainlik yapanları cezalandırmanın ise, doğruluk adına kendi hakkı olduğunu iddia ediyor. (ONLARA YERYÜZÜNDE FESAT ÇIKARMAYIN DENİLDİĞİ ZAMAN, BİZ ANCAK ISLAH EDİCİLERİZ DERLER.) Bakara 11. 

Bu zalim Şeytan’ın uşakları ise, kendilerini hiçbir şekilde sorgulanmaz, yargılanmaz ve yanılmaz olarak kabul ederler. Herkesin de böyle kabul etmesini de isterler. Okuduğum değişik yazarların köşe yazılarında, ABD adına yapılması istenen Türkiye aleyhtarı ithamlar, Türkiye’yi yıkmak için yapılmış olan kumpaslar, bilerek veya bilmeyerek yapılan yorumlar ile bu şeytanları ve kumpaslarını destekler mahiyette olduğunu görünce, hayrete ve dehşete düştüm. 

Sadece usta gazeteci Mehmet Barlas’ın yazısında, enteresan bir başlık vardı. TUVALETE GİDERKEN DE Mİ, ABD’YE SORACAĞIZ! Elbette ki bu şekliyle alışılmışın dışında yazılar yazmak, olaylara farklı açıdan bakabilmek lazımdır. Eğer gerçekten Türkiye’de bir hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvet davası varsa, bu ABD’nin sorgulama hakkı ve yetkisi içerisinde değildir.

Evet Türkiye, Rusya ve İran arasında hukuki bir sorun varsa, bu ABD’nin sorma hakkını kullanmasını gerektirmez. ABD’ye şunun sorulması lazım: Bu Türkiye’nin, karar vereceği kendi iç meselesidir. Kendi yargı kararları ile bu meseleyi, kendi hukuk kurumları ile inceleyebilir. 

Fakat gözümüzün önünde 28 ülkenin ortak olduğu NATO anlaşması üzerindeki maddeleri, dünyaya karşı açıkça ihlal eden, verdiği sözleri hiçe sayan; Terör örgütlerine 5000 TIR’a yakın ağır silahlar veren ve 50 senedir bütün terör örgütlerini hazırlayıp, Türkiye’ye karşı saldırı durumuna geçiren ABD’yi, kim sorgulayacak?

Bu kadar açık ihanet ve ikiyüzlülük, kural tanımazlığa karşı, acaba kendisinin sorgulanması, yargılanması ve savaş suçu işlemesi yönüyle, Irak’ta, Suriye’de, Myanmar’da, Arakan’da ve diğer terör örgütleri ile Afrika’da, Afganistan’da yaptığı suçların, FETÖ’yü ABD’de korumanın hesabını kim soracak. Bu istikamette eleştiri ve fikir üretemeyen medya kalemşörleri, sadece ABD’yi haklı gösterip, bütün faturayı Rıza Sarraf’a çıkarıp, Türkiye’yi suçlu göstererek, ABD’nin değirmenine niçin su taşımaya devam ediyorlar? Bu kadar zillet, ABD’ye karşı yalakalık yapmak değil midir? 

ABD eğer dünyanın kralı benim, padişahı benim diyorsa, kralların kralı, hakimlerin hakimi olan Allah, onun burnunu sürtecektir. Her zalimin zulmünün bir sonu, bir bitişi vardır. İşte sonunun yaklaştığını gördükçe ve Türkiye’deki bu yükselişi ve uyanışı durdurmak için hiçten bahaneler ile içerdeki hainleri tekrar kullanmak üzere düğmeye bastı. Gezi olayları, 17/25 ve FETÖ’nün 15 Temmuz kanlı darbe hareketi ile istediği neticeye ulaşamayan ABD, bu sefer de yine başka gündemler meydana getirerek, ABD’nin yargı ve istihbarat birimlerinin, FETO işbirliği ile hükümeti yıkacak, Erdoğan’ı itibarsızlaştıracak, ekonomik krizler meydana getirme kalkışmasıdır. 

Bugün dünya 5’ten büyüktür. ABD ve AB’ye yaptığı işlerde hesap sormaya fırsat vermeyen, SANANE diyebilen bir Türkiye vardır. Yıllar önce Go Home Yankee dediğimiz kişiler olduğu gibi, bugün de artık; ‘SANA NE?’ DİYEBİLEN, BİR TÜRKİYE VARDIR. 

Eğer bugün tekrar tekrar ‘SANA NE?’ demez isek, Rusya’dan alacağımız S 400 füzeleri için yine onlara ambargo uygulamaya kalkarlar. Diğer taraftan Hindistan, Pakistan, Çin ve Orta Asya ülkeleri ile yapacağımız ticarete de, aynı şekilde ambargo koymaya kalkarlar.

ABD’nin yıllar önce takmış olduğu tasmayı, kırma ve boynumuzdan çıkarma zamanı gelmiştir. Rıza Sarraf meselesi ve bakanların yolsuzluk, hırsızlık meselesi varsa, bu Türkiye’nin iç meselesidir. Burada FETÖ ve ABD işbirliği yaparak, Türkiye’nin kendi başına yaptığı ticaretin ve İran’la yaptığı alışverişin üzerinden elde edilen paraya, eşkıya gibi çökme bahanesidir. 

Milli gelirinin %50’si silah satışı ve üretiminden olan bu zalim ve acımasız ABD’nin, kendi koymuş olduğu kuralları elbette ki var. Bu kuralları bir şekilde deleceğiz ve delmeliyiz, onun kurallarını tanımamalıyız.Nasıl ki kendisi koymuş olduğu NATO kurallarını tanımıyor ise, Türkiye’de onun adaletini, kurallarını tanımayacak ve değişik çıkış yolları bulacaktır.

Eğer Türkiye Sarraf veya bir başka yolla bu boykotları ve ambargoları delebilmiş ise, kesinlikle bir şekilde Rıza Sarraf’ın cesaretini ve bin bir çeşit bankacılık yoluyla İran’la olan ticaretimizi, ABD’ye karşı olan ambargoyu delebilmesi takdir edilmelidir. Rüşvet alması, vermesi eleştirilerini yapanlar, acaba kendi hayatlarında ne kadar dürüst ve İslam ve Kur’an ölçülerine uyarak, yaşamaktadırlar. 

 

  • Hüseyin GemicioğluHüseyin Gemicioğlu1 ay önce
    Feto Mel' undur!
  •  Ferhat Ferhat 1 ay önce
    İyi işte ABdde size Kudüs meselesinde sana ne diyecektir ve böylece geçinip gideceksiniz.