THY- Euroleague

Abant platformu katılımcıları FETO’nun ana kaynağı mı!!!

29 Kasım 2017 Çarşamba

Esrarengiz ve karanlık FETÖ yapılanmasının, dünyanın her ülkesine saçılmış olan ve her biriminin gizli bir imamı olduğunu, 2005 yılından itibaren yazdığım 4 kitabımda ve verdiğim ifadelerimde tekrar tekrar isimleri ile beraber belirtmiştim.

Yüzlerce sağ kolu, sol kolu diye nitelendirilen FETO teşkilatının pek çok para kasalarından sadece biri olan Memduh Çıkmaz, Sudan’da tutuklanıp Türkiye’ye iadesi yapıldı. Dünyanın değişik Devletlerine kaçmış oldukları inlerinden, yakalanıp getirilmek üzere, daha yüzlercesi hakkında kırmızı bülten çıkarıldığı gelen son Yargıtay kararı ile medyaya duyuruldu. 

Beyin takımını teşkil eden 300’e yakın FETÖ’nün bütün dünyadaki 170 civarındaki ülkede yapılanmayı denetleyen ve motive eden gezen ağabeyler olduğu düşünülürse, daha yolun başında olduğumuz açıkça görülecektir. Bunun yanında, 3000 civarında yurtdışı okul, 100’ün üzerinde üniversite ve pek çok kültür ve dil kursları ile yayılmış olan örgütün şu ana kadar ancak 200 civarındaki okulun Maarif Vakfı tarafından, geriye alınması gerçekleştirilmiştir.

Örgüt yurtiçinde ve yurtdışında insan kaynakları ve para kaynaklarını sürekli canlı tutmaya çalışarak, yeniden askeriyede, Mülkiye’de, yargıda ve emniyet teşkilatındaki kayıplarını telafi edip, yerlerine yenilerini doldurmak için en çok adam devşirme ve kayıp teşkilatı yeniden onarmak üzere, YÖK ve üniversite kampüsleri içerisinde tam gaz faaliyetlerine devam ediyor.

Çünkü FETÖ’nün ne olduğu ve çalışma sistemleri, faaliyetleri bilinmediği için, üniversite kampüslerinde, devletin kurumları içerisinde, ablalar, abiler tarafından ikna edilen, fikir yapısı değiştirilen, gaybubet evlerine maklube yemeye davet edilen veya dua seansları, FETO kitapları ve kasetleri seyrettirilerek, FETÖ’ye yeniden mürit toplama çalışmaları yapılmaktadır.

Arayış içerisinde ki nesil, onların elinde oyuncak oluyor ve korunmasız bir şekilde onların ağına hâlâ düşebiliyor. 1990 yılından itibaren FETO tarafından el atılan devlet üniversitelerine yerleştirilen FETÖ gizli elemanları, buraları yeteri kadar doldurduktan sonra, en son 17 tane FETO Üniversitesi ile zirve yaparak, tamamen FETO’nun kontrolüne girmiştir.

Kapatılan ve el konulan bu üniversitelerdeki hocaların hepsi bir şekilde yolunu bularak, ya yurtdışına kaçtılar, ya da devlet üniversitelerine yatay geçiş yaparak, KHK ile atılmadan, hiçbir şekilde deşifre olmadan, kurtuldular. Ama görevlerine öğretim üyesi olarak hâlâ devam ediyorlar. Bugün üniversitelerde pek çok FETÖ’cü hocalar, dekanlar ve rektörler, yollarına devam ediyorlar. Kamu kuruluşlarınaatılanların yerine devletin yeniden kadrolar açarak yeni elemanlar almak üzere yapmış olduğu imtihanlarda, yeniden işe alınanların pek çoğu, işte bu FETO Öğretim üyelerinin ve hocalarının yetiştirmiş olduğu yeni elemanlardır. Onun için bitmek tükenmek bilmeyen FETÖ operasyonları devam etmektedir.

FETO’nun 1994 yılında kurdurmuş olduğu Gazeteci Yazarlar Vakfı, 2016 yılına kadar 34 yıl aralıksız yapılan Abant platformlarında, hayret edeceğiniz ve dehşete düşeceğiniz isimlerle aydın geçinen ve akil adam olarak topluma lanse edilen, karanlık öğretim üyelerinin ve siyasilerin karmaşık heyetleri, FETÖ’ye canla başla hizmet ettiler.

Her türlü siyasi görüşten aydın etiketli insanları toplumun önüne sürerek, insanların beynini, görüşlerini nasıl etkilediklerini bir görün bakın kimler var!!! 

2016’da 1000’in üzerinde aydın geçinen ve kendi ülkesinin aleyhinde beyanata açıkça imza atan, aydınlardan sadece birkaçının ismini burada zikredeyim. 

Şimdi bu 1000’in üzerinde ihanete imza atan Abant toplantılarının müdavimleri, acaba nerede ve hangi ihanet çalışmaları ile Türkiye’yi içten içe kemirmeye devam ediyor. Prof. Dr. İştar Gözaydın Abant Platformunun dönem başkanı, Prof. Dr. Levent Köker, Eser Karakaş, Mümtazer Türköne, Mete Tuncay, Mehmet Altan, Ahmet Altan, Gazeteci ve Yazarlar Vakfı başkanı Erkam Tufan Aytav, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Beril Dedeoğlu, Prof. Dr. Niyazi Öktem, Ali Bulaç gazeteci yazar, Prof. Dr. Ferhat Center, Dr. Ümit Kardaş, Herkül Milas gazeteci yazar, Cafer Solgun, gazeteci yazar Ümit Fırat, Prof. Dr. Serap Yazıcı, İstanbul Şehir Üniversitesi, İbrahim Aytaç Anlı Abant Platformu sekreteri, örgütün belki beyin takımını teşkil eden bütün üniversitelerden ve seçilmiş gazetecilerden transfer edilmiş veya kiralanmış, kendilerine ikramda ve misafirlik adı altında davet edildikleri yerlerde kıymetli hediyelerle nimetlendirdikleri insanlara, Türkiye’nin yakın geçmişi ve bugününün ortak sorunlarını konuşulacağı iddia edilen bu toplantılarda demokrasi maskesi altında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve hükümete, nefret konuşmaları yapıldı.

Yukarıdaki isimlerin bazıları müebbet ile yargılanırken, pek çoğu yurtdışında firarda, bazıları da siyasetin baş köşesinde, yollarına hâlâ devam ediyorlar.

Baskın Oran’ın şu sözleri, hiç unutulur mu: “Türkiye acı çektikçe aşılanıyor, askeri darbeyle gelen kötülükle mücadele etmeyi öğrendik, şimdi sandıktan çıkan kötülükle mücadele etmeyi öğreniyoruz!”  

Ya, Zaman Gazetesi yazarı Şahin Alpay’ın şu sözleri:

“Karşımıza askere dayalı vesayet düzeni yerine, seçmene dayalı bir vesayet düzeni çıktı!”

Yine HDP İstanbul milletvekili Hüda Kaya’nın “Doğudaki PKK eylemlerine karşı devletin yaptığı operasyonlara bu kan batıdaki illere de sıçrayacaktır” sözleri? 

Bu ve benzeri sözleri sarfedenler bir an evvel tespit edilip, bloke edilip etkisiz hale getirilmesi lazım. Değilse sürekli FETO zombilerinin imalatı devam ediyorsa, ayıklamaların hiçbir kıymeti kalmaz. Bugün dahi siyasetin ve hükümetin içerisinde önemli makamları işgal eden bu şahısların, “biz bu olayları öngörememiştik” deyip, elini çırpıp bu işlerden sıyrılması mümkün değildir.

Cumhurbaşkanımızın öncelikle yakınındaki bu ferasetsiz ve idraksiz insanlardan kurtulması lazım. Bunların milletin ve devletin ekmeğini yemeye layık olmadıkları yüzlerine açıkça söylenip, tasfiyesi yapılmadan FETO belasından kurtulmamız asla mümkün olamayacaktır.

 

YORUM YAZ