Vasat ümmet olmanın gereği

16 Nisan 2017 Pazar

Ümmetin Kur’an’daki vasfı ‘vasat ümmet’ olduğuna göre, vasat olmayan söz ve davranışlar, Ümmeti Muhammed’in genel karakterinden değildir. Abartmadan konuşmak ve yaşamak makbuldür. 

Sözleri ve davranışları uygularken ve ikinci taraflar için değerlendirirken, makulün dışına çıkılması ve bunun İslam adına yapılması, zararı İslam’ın geniş zamandaki varlığına yayılan bir hastalıktır. Asr-ı Saadet döneminde bile bu tür davranışlar, dönemin bereketine ve istikrarlı gidişatına rağmen derin yaralar bırakmıştır. Bugün, dış etkilerin izleriyle, bu tür söz ve davranışların etkileri kıyas edildiğinde, belki de samimi düşüncelerle konuşulmuş abartılı sözlerin, bir mescitte, bir ders halkasında ayağa kalkıp tepki göstermiş bir Müslüman’ın açtığı yara, Moğol yarasından daha derin olduğu, kapanmaması açısından bedelinin kat kat daha ağır olduğu ortaya çıkacaktır. Bir haricilik olayını önümüze koyup tahlil ettiğimizde bile bu gerçek açık bir şekilde tebayün edecektir. Suyun, doğal yatağında akıtılmasının tabiiliği gibi bir tabiilik de dinin normal akışında yüzdürülmesidir.

İbadetler en önde olmak kaydıyla, İslam adına yürütülen çalışmaların insan aceleciliği ile şekillendirilmesinin doğuracağı sonuç, Allah’ın rızasının tahakkuku olmayabilir. Kur’an-ı Kerim’in örnek gösterdiği nebilerin ve olayların incelenmesinden çıkan sonuç, zorlamanın yerine tabiiliğin oturmuş olduğu gerçeğidir. 

Abartanlar helak oldular

Abdullah bin Mesud radıyallahu anhın rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular ve sözünü üç defa tekrar ettiler: “Abartanlar helak oldular.” (Müslim, İlm, 4) 

Abdullah bin Mesud diyor ki:

“Kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah’a yemin ederim ki: Abartanlara karşı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden daha şiddetli birini görmedim. Ebu Bekir’den de daha şiddetli birini görmedim. Ömer’in de onlara karşı tepkisinin veya onlara acımasının çok olduğunu anlıyorum.” (Darimi, Mukaddime, 19)

Suyu yokuşa sürmekte inat edenler için yabancılık ithamı her zaman doğru olmayabilir. Samimiyete ve temiz düşüncelere rağmen, iyi bir şeyler yapma hevesiyle dahi abartı yolu tutulup dine ve ferde zarar verilebildiği görülmüştür. İleri derece zeki, fakat zekâsı oranında doluluğu olmayanlar, ilmi sadece bir kitap kültürüne dayandırıp silsile sahibi olmayanlar, hakiki ilim sahiplerinin etkin söz sahibi olabilecekleri konumlarda olmamaları, bunun karşısında aslında cahil olanların âlim vasfıyla bilinmeleri, ‘aykırı davran şöhret ol’ mantığıyla nefsini tatmin etmek isteyenlerin varlığı abartının gerisinde yatan önemli sebeplerdendir. Tarihte çokça rastlanan bir sebep olarak da İslam’a hizmet etme arzusunun cehaletle paralel bir çalışmayla yürütülmesi bir başka neden olarak önümüzde durmaktadır. Bu vasfı taşıyanların başkalarının kullanımına açık kaldıkları da önemli bir gerçektir. 

Evde, toplumda ve devletin genel politikalarında şiddetin hâkim olmasından doğacak tabii sonuçlardan biri de şüphesiz aşırı uçlara kayan fertlerin bulunmasıdır. Yaşadığımız çağda müşahede ettiğimiz bir sonuç da maalesef, dışarıdan Müslümanlara yoğunlaştırılan baskıların ve adeta her taraftan kuşatılmış olmanın bazı Müslümanları mutedil olma noktasından kaydırmış olmasıdır. Bilerek veya bilmeyerek bu kaymaya bulaşanlar başkalarının işini kolaylaştırmaktadırlar. 

Gözle Görülen Abartmalar

lGerçekleşmemiş veya gerçekleşmesi uzak ihtimal olan meseleler etrafında, gözümüzün önünde cereyan eden bir olaymış gibi tartışma yapılması, sorular ve o sorulara sorular üretilmesi hangi açıdan bakılırsa bakılsın aşırılıktır. Asıl ilgilenilmesi gereken alanları tıkaması açısından ve zihin yorgunluğu, moral zafiyeti oluşturması açısından ortada bir zarar vardır. Halbuki Allah; Kur’an’da, açıklanması durumunda sıkıntıya neden olacak şeylerin soruşturulmamasını emretmişti. (Maide, 101)

lFarzların hesabından nafilelere yoğunluk kazandırmak da bir nevi abartmadır, aşırılıktır. Önemli ile öncelikliyi ayırt edememek hatadır.

lRuhsatları kullanmamak abartıdır.

lDinin furuatından olan meseleleri esasından olan meselelerin önüne çıkarmak bir abartıdır.

lİnsanların dinden çıkmalarına dair konuları bir numaralı mesele haline getirip, adeta bugün kaç kişi dinden çıkardın mantıklı konularda derinleşmek abartıdır. Bu tip meselelerde dalıp kalmak, hatta böyle bir konuşmada bulunmak abartıdır.  

Etki Etmek Tehlikelidir

Aşırılığın beraberinde ömür israfı, enerji birikiminin heder edilmesi, bunalımlı bir hayat, umutsuzluk ve kul hakkı getirdiği bir gerçektir. Bölünmeyi ve etkisizliği artırdığı ise gözle görülen bir hakikattır. Bir Müslüman’ın Allah’ın dinine yeni bir insan kazandırması ne kadar mutlu edici ise, aynı insanın bir insanın nefretine vesile olması da o derece üzücü olmalıdır. ‘Acaba ne derler?’ bizim için elbette önemli değildir. Ama bir öteki çizgi olan, ‘benim tavırlarım nedeniyle’ endişesi asla ihmal edilmemelidir. Kendi aile efradı içinde, etkin durumda olduğu çevresinde her Müslüman kazanmak ve kaçırmamak hedefini aynı paralelden izlemelidir. Şu hadis-i şerif ise önemli bir ölçü koymaktadır:

“Kaldırabileceğiniz işlere girin. Siz bıkmadan Allah bıkmaz. Allah’ın en beğendiği amel az da olsa devamlı olandır.” (Ebu Davud, Tatavvu, 27) 

Hizmet İçin Özel Tarif

Cimrilik, elindekini harcamamak olarak bilinir. Hizmet yolunda sıkıntıya dönüşen cimrilik ise daha kapsamlıdır. Cimri, elindeki veya yetkisindeki imkânın ikinci şahıslara geçmesini engelleyen veya pasif kalarak geçmesine engel oluşturandır. Bu tarife göre hizmet yolunda, hizmete engel oluşturan cimrilik şu uygulamalarda karşımıza çıkar:

lBir birimin veya bir hizmet türünün riyasetini elinde bulundurup, o riyasetin hakkını veremediği halde, daha ehil olanlara o makamı terk etmemekte direnen, kendisinin çekilmesini telafisi zor bir afet gibi algılayan cimridir.

lMeşhur bir aile, iyi bir bürokrat olduğu halde veya böyle bir şahsiyete yakınlığı olduğu halde onu davasına hizmette kullanmayan, yıpranmaktan çekinen cimridir.

lKeyfinden feragat edemeyen, tatilini, gezisini bozamayan cimridir.

lBilgisini depolayıp, bilgisini davasının hizmetine sunamayan cimridir.

lBedensel bir hizmeti, kendisini ona uygun görmediği için veya iğrenip erindiği için ihmal eden cimridir. Şehadetten ve gazilikten korkan, canını hazır hale getiremeyen cimridir.

lAllah yolunda olduktan sonra feda olsun, diyemeyip, malından veremeyen de cimridir.

Cimriliğin bir hastalık olarak en önemli nedeni dünya sevgisidir şüphesiz. İnsan iman ehli ve namaz müdavimi bir kimliğe sahip olsa dahi, dünya sevgisi helak eden bir hastalık olarak bünyede vardır. Nefsin terbiye edilmemesi, mücahedeye alıştırılmaması, aile ortamından, eğitim görülen yerlere kadar her alanda, asıl hayatın cennet hayatı olduğu şuurunun kazandıramamış olması böyle bir sıkıntının büyüyüp Müslüman’ı etkisi altında tutmasına vesile olur. Şu önemli bir duayı da içinde bulunduran âyet ile bitirelim.

 “Onların arkasından gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin.” (Haşr sûresi, 10. âyet)

 

  • ZehraZehra7 ay önce
    Hocam sizi Allah için seviyorum. Fakat Allah için insanlara bu iki sisteminde müslümanların yasası olmadığını anlatın. Günlerce çalışmalar yaptılar. Ev ev gezdiler araba araba gezdiler. Ve sonuçları kendilerine dert edindiler. Vallahi son asrın garipleri olarak eğer islam davasını hakkı gizlemeden bu kadar emek verilip anlatılsaydı elbette Allah emeklerimizi zayi etmezdi. Peki ya hocam yeni gelen neslin bu sistemi benimsemesi demokrasiyi küfür bilmemesi evet olunca şerat mı gelecek demesi bize vebal olarak yetmez mi??? Vallahi bü ümmete vebal olarak yeter vesselâm...
  • Hişam CinsmorukHişam Cinsmoruk7 ay önce
    EMİL ÇÖLEŞEN, NE OLDU, ARADIĞINI BULABİDİN Mİ? YOKSA YİNE BİR BAŞKA BAHARA MI KALDI?
  • ENESENES7 ay önce
    Ne peygamber bıraktı ne sahabe bıraktı ne de alim ve padişah.zat-ı iyi anlamak için yorumumu okuyan kardeşim bi kadir mısıroğlunu dinlesin derim...
  • Muhammed musabMuhammed musab7 ay önce
    Selamun aleyküm hocam sizi ALLAH için seviyorum mesela şeriatsız olamayız sohbetiniz tek kelime ile mükemmel lakin o sohbette olduğu gibi bütün konularda net olun vallahi canım elinde olan RABBİM E yemin ederim hesap zamanı tek olacaksınız ltfn kimseden çekinmeyin ve ihsan şenocak ile bir arkadaşlığınız var ise kendinizi bir sorguya çekin ukalalık yaptığımı zannetmeyin RABBİM E emanet olun Selamun aleyküm
  • HasanHasan7 ay önce
    Tebrikler hocam. İşte İslam ahlakı budur.. fakat malesef İslam ahlakı bir vadide, bizler bir vadideyiz..
  • Mehmet Ufuk ÇilMehmet Ufuk Çil7 ay önce
    Siz"peygamberler melek denetimini aşamadıkları için hata yapmamışlar" diyen, Müslim ve İmamı Azam Ebu Hanife hazretlerine "sıkıntı kaynağı olmuş" diyen, İmamı Gazali, Muhyiddin-i Arabi, Sadrettin Konevi hazretlerini küçük düşüren konuşmalar yapan bir kişisiniz. İslamın, islam büyüklerine bir nevi hakareti uygun görmediğini önce öğrenmeniz gerektiğini düşünüyorum.
  • MuhteremMuhterem7 ay önce
    Hocam Sahabeler den bahseder iken yanlış yaptınız, InşaAllah dönersiniz.
  • AMELLER NİYETLERE GÖRE DEĞİL Mİ HOCAM? YA SABIR ...AMELLER NİYETLERE GÖRE DEĞİL Mİ HOCAM? YA SABIR ...7 ay önce
    Allah razı olsun hocam. Biraz daha açık konuşsanız. Geçenlerde bu sayfalardan yazan bir arkadaşınızda tağutlara ve sahiplerine dikkat edin, şirke girersiniz dercesine açıklamalarda bulundu. Takiyye ile hareket etmek doğru mu? Neden net konuşmayıp genel konuşup ne anladıysanız onu yapın diyorsunuz? Biri çıkıyor yüreğinizin sesini dinleyin diyor. Biri çıkıyor oy verirseniz Allah'a karşı gelmiş oluyorsunuz diyor. Birileri çıkıyor şöyle yapın, böyle yapın diyor. Kime nasıl inanacağız. BENİM GİBİ SAF VATANDAŞLAR her dini konuşanı dinden ayet ve hadis söylediğinde doğru sanıyor. Her konuşan kendince söylediklerini KURAN ve SÜNNETLERLE destekliyor. Kime inanacağız. Bunun için birlik oluşturup MEDENİ İNSANLAR OLARAK konuşulamaz mı? Ortak bir nokta bulunamaz mı? Sonra herkes kandırılmışız, kandırmışlar, sahtekarlar, dönekler, din istismarcıları, dindarlara güvenilmez, HOCAYI DİNLE GİTTİĞİ YOLDAN GİTME dediğinde doğruluk payları olmuyur mu? Huzur İslamdadır. Ama bir çok uygulanışı olduğunda kafalar karışıyor. En doğrusu yalnız kalarak yaşamak mı? Kimin keseyi doldurmak, kimin Allah rızası için yaşamakta olduğunu bilemiyoruz. Allah sonumuzu korusun, Allah samimi Müslümanları çoğaltsın. Allah laf değil uygulayan, yaşayan Müslümanları artırsın. AMİN.
  • BekBek7 ay önce
    Allah razi.Olsun fevkalade.
  • ÖmerÖmer7 ay önce
    Maşallah. Barekallah. Çok güzel izah olmuş.