THY - Orta Avrupa Mayıs 2018

Tarafsızlık yoktur!

09 Nisan 2017 Pazar

İmanla küfür, mü’minle kâfir karşı karşıya geldiğinde tarafsız kalamaz mü’min. Mü’min, taraftır. Kardeşinden yana taraftır. Ya taraftır ya da yoktur artık. Mü’minden tarafa olmamak, suyun altından onun düşmanından yana olmaktır. 

Verilebilecek desteği vermemek, böylece de mü’minin aciz kalmasına neden olmak en kısa ifadesiyle öbürüne destek olmaktır.

Bir gün fırtına diner de liman durulursa o gün mü’min kardeşinin yanında olmayan herkes kahrolacaktır. Mü’min kardeşinin yanında ve arkasında olmamakla aslında kimin yanında olduklarını anlamak bile onları eritecektir.

Biz, bir tek cesediz

İman ehli olan her kardeşimiz aynı kalpten kan pompalanan bir bedeni kullanan organlar gibidir. Bu nebevi tembih, hangi pratiğin yaşantımıza yön vermesi gerektiğini gösterir. Bir cesediz; birimizin uykusu kaçarsa hepimiz uyanık kalırız. Tek ceset olmak budur.

Bir duvar gibiyiz. Küfrün karşısında birbirini kenetleyen tuğlalardan oluşan bir duvar gibiyiz. Peygamberimiz aleyhisselam bizi böyle görmek istiyor.

Birbirimizin kanı bizim için korunmuştur. Uzağımız yakınımız yoktur; birbirimiz için varız. 

Dışımızdakilere karşı tek eliz.

Herkes bilsin! Müslüman Müslüman’ın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yalnız bırakmaz!

*Kim bir Müslüman’ın sıkıntılarından birini giderirse Allah Teâlâ da onun kıyamet sıkıntılarından birini giderir.

*Kul, kardeşinin destekçisi olduğu sürece Allah da o kulun destekçisi olur.

*Bir mü’minin işini görmek, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin mescidinde bir ay itikâf tutmaktan daha makbul bir ibadettir. Evet, itikâf ve Mescid-i Nebi! Bir ay orada itikâf!

Bir mü’minin işini görmek, sadece işini görmek cihadda kopan kolunu ameliyat ettirmek, dul kalan eşine sahip olmak, yetimini sahiplenmek değil, bir işini görmek o mescidde bir ay itikâftan hayırlı. Sübhanellah!

*Allah merhametli kullarına rahmet ediyor. Merhameti olmayana merhamet edilmiyor. Ümmetin son cephesi, kıblelerin ilki, küfrün bir asırdır yığınak yaptığı Kudüs’ü müdafaa eden mücahidlerin yetimlerine, kolları kopan, yüzü yanan, cihaza bağlanarak nefes alabilenlerine merhametten daha merhamet gereken bir yer var mı?

*Kâfirler birbirlerini destekliyor, tek yumruk oluyorlar. Eğer mü’minler birbirlerinin destekçisi olmazsa yeryüzünde fesat büyür. Zulüm artar. Çare mü’minlerin birbirlerinin sahibi olmasındadır. (Enfal suresi, 73. ayeti)

*Şu uyarı Peygamber aleyhisselamdan. Şifreyi çözüyor, hedefi gösteriyor:

‘Bir Müslüman’ın şerefi ve namusu zedelenirken onu yalnız bırakan bir kişiyi Allah, onun da yardıma muhtaç olduğu bir yerde yalnız bırakır. Müslüman’ın şerefinin zedelendiği bir yerde onu yalnız bırakmayanı da Allah, yardıma muhtaç olduğu bir yerde yalnız bırakmaz, ona yardım eder.’ (Ebu Davud, Edeb,41)

Ne yapsak demeye        gerek yok

Yapabileceğimiz çok işimiz var. Önce elimizle değiştirme, gücümüz yetmezse dilimizle değiştirme, dilimizin de çaresiz kaldığı yerde de kalbimizle yani duamızla ve nefretimizle yapabileceğimiz çok işler vardır.

*Tarafımız net ve kesin olsun. Haber yoğunluğundan ötürü değil, iman cepheleşmesinden dolayı etkilenmiş olalım.

*Birleşmiş kâfir cepheye hiçbir desteğimizin olmadığından emin olalım.

*Bölünme anlamına gelebilecek tutumlardan, davranışlardan sakınalım.

*Küfrün gücünü abartmaya kayan propagandalara kapılmayalım ki, ürkmeyelim. Ürkmeyenleri delilikle itham etmeyelim.

*Ferdî hareketlerden çok cemaat eylemlerini tercih edelim. Duayı ise ferdî yapalım.

*Önce bedenimizle neler yapabiliriz, onu düşünelim. Kör bir katılım değil, aktif bir yarar sağlayacak işleri sahiplenelim.

*Enerjimizin başkalarınca yönlendirilmesine, böylece de alevlenmeden sönen bir ateşe dönüşmesine karşı uyanık bulunalım. Birilerinin bizim heyecanımızı işe yaramayan işlerle boşaltması, düşmanların iki kere galip gelmesi anlamınadır, dikkatli olmamız gerekir. Dikkatimiz de köşemize sinmemiz değildir.

*Malımızı devreye sokalım. Kendimizden, sözümüzün dinleneceği yerlerden Allah yolunda infaka mal ayıralım.

*Yaptığımız yardımları izleyelim. Kime ne verdiğimizi bilmemizde yarar vardır. Böyle zamanlarda şeytanın bazı insanları helak olacakları bir harekete sürüklemesi mümkündür.

*Cihadın bir çeşidi olan yardımın, sözüyle meşgul olmayı gerekeni yapmak şeklinde anlayarak tuzağa düşmeyelim.

*Umutsuz kalmayalım. Allah’ın yardımının ne zaman geldiği önemli değildir. Önemli olan bizim o yardımı hak etmiş olmamızdır.

Müslümanlığımızla iftihar etmekle Müslümanlığımıza hizmet etmek arasında bağ kurulurken, biri hepimizin diğeri ise ‘din görevlilerinin’ görevi olarak algılanmamalıdır.

Bize ikramı cennet olan dinimize hizmet etmek, onu yaşamak ve yaymak, uğrunda fedakârlık yapmakla mümkündür.

Bir ucundan tutarak değil, altına girerek destek olmak, gereken şekliyle cihada katılmak bizi gösteren önemli bir göstergedir.

Din hepimizindir; ona hizmet etmek de hepimizin görevi olmalıdır. Dinden konuşulurken akla cami ve cami görevlilerinin geliyor olması, düzeltilmesi gereken bir yanlıştır. Önemli kavramlardan başlayarak, bu yanlışı düzeltmeliyiz.

 

YORUM YAZ