Kadınların aslî işi annelik

19 Kasım 2017 Pazar

Allah Teâlâ kadınları, erkeklerin sekreterleri olarak yaratmadı. Erkeklerin ve kadınların anneleri olsunlar diye yarattı... Böyle olduğundan kimsenin şüphesi yok. Buna rağmen anneliği aksatacak tutumlara gelince sessiz kalabiliyoruz. Kadın, evinden çıktıkça annelik değer kaybediyor. Kaybedilen her annelik ve anne, insanlığın kaybıdır. Allah Teâlâ’nın yaratma maksadına aykırı bir tutumdur.

Batılı kültür, erkekle kadını her alanda eşit tuttuğu için erkeğe açtığı iş alanlarının tamamını kadına da açmıştır. Kadının giremediği ya da girmesi yasak olan bir alan yoktur. Batının bunu neden yaptığı ayrı bir konudur. Bu tutumlarında ne kadar samimi oldukları da bir başka sorudur. Batı, bunu kadını gerçekten erkeğin eşiti gördüğünden ötürü mü yoksa erkeklerin karşısında ucuz iş gücü oluşturmak ve benzeri menfaatlerinden ötürü mü yapmaktadır. Bu konu tartışılmaya bile gerek kalmayacak kadar açıktır.

Müslümanlar olarak; dünya hayatını, önümüze çıkan fırsatların yönlendirdiği şekilde yaşama hakkına sahip değiliz. Erkeğimizle kadınımızla, bizi yaratanın yaratma maksadına göre yaşamaya mecburuz. Ne erkeği bir adım öne çıkarabiliriz ne de kadını… Herkes Allah’ın koyduğu yerde durmalıdır.

Allah Teâlâ kadınları, erkeklerin sekreterleri olarak yaratmadı. Erkeklerin ve kadınların anneleri olsunlar diye yarattı. Böyle olduğundan kimsenin şüphesi yok. Buna rağmen anneliği aksatacak tutumlara gelince sessiz kalabiliyoruz. Kadın, evinden çıktıkça annelik değer kaybediyor. Kaybedilen her annelik ve anne, insanlığın kaybıdır. Allah Teâlâ’nın yaratma maksadına aykırı bir tutumdur.

Son yıllarda Müslüman ailelerin kızları büyük bir okuma iştahı göstermişlerdir. Özel okullarda, dershanelerde Müslümanların kızları büyük ücretler karşılığında diploma ve meslek sahibi olmanın hırçınlığıyla kendilerini feda etmektedirler. Meydana çıkan herkes genelde şu gerçeği öne sürmektedir: Doktor olup hizmet etmek! Neredeyse hasta sayısından fazla doktorumuz olacak! Bu taleple dershanelere yığılan kızlarımızın, sonra ne kadar doktor ne kadar hasta olduklarını incelemek istemiyoruz. Bizim cevabını merak ettiğimiz sorular var: Ne verip ne alıyor kızlarımız? Sadece bir isteklerinin yerine getirilmesi midir mesele? Ahlâk da sahiplenilmesi gereken bir fazilet değil mi? Annelik heyecanının doktorluktan daha kutsal ve daha kadınca olması gerekmiyor mu?

Böyle bir soruşturmada, kızı dershanelerde yorulan her ailenin cevabı vardır:

Biz, çok özel şartlarda okutuyoruz. Özel okul, özel hoca… Bizim kız çok yetenekli, sanki doktor yaratılmış!

Bir başka cevap da:

Sözümüz geçmiyor; tutturdu ‘Okuyacağım’ diyor. Ne yapabiliriz?

Kimin neyi neden yaptığını Allah Teâlâ’dan başkası bilemez. Kimse de kimsenin kalbindeki için yorum yapamaz. Biz, sadece asıl gayenin unutulmasına karşı ikaz vazifesi yapabiliriz.

“Kadınlar açısından önemli hakikatler”

- Kadınlarımızın ilim tahsil etmelerine mâni hiçbir âyet veya hadis yoktur. Sözüne itibar edilen hiçbir müçtehidin de böyle bir içtihadı yoktur. Zira ilim, erkek kadın her mü’min için ilahi bir emirdir. Keşke erkeğiyle kadınıyla bütün Ümmet, İkra emrinin hakkını verebilsek, keşke! ‘İlim’ nedir bizim için? Her diploma ilim midir ya da ilim diploma mıdır?
Müslüman kızlarımızın ilim tahsil etme arzuları, ilmin mukaddesliğinden kaynaklanıyorsa, bu mutluluk verici bir gelişmedir. Eğer bu arzu ilmin ardından elde edilen diplomanın vereceği güç için arzu ediliyorsa sıkıntı buradan kaynaklanmaktadır. Bu durumda ilim kelimesi, dinimizin ilme biçtiği değer; suiistimal edilmektedir. Bazıları ilmi; evden, annelikten, eş olmaktan kaçmak ya da bu işlerdeki yükü hafifletmek için bir araç olarak kullanmaktadır.

“kadının çalışması için oluşması gereken ön şartlar vardır”

- Kadınlarımızın çalışmalarına, iş sahibi olup zenginleşmelerine de engel getiren hiçbir âyet, hadis yoktur. Müslüman kadın çalışabilir, zengin olabilir, zekât verecek hâle gelebilir.

Kadının çalışması, erkeğin çalışması gibi değerlendirilmemek şartıyla dinin himayesindedir. Çalışılan iş mübahsa, kadının fıtratına uygun bir iş ise, kadının eşi bu işe izin vermiş ise iş kadın/erkek açısından fitne oluşturmuyorsa, kadının kadınlığı ve anneliği bu işten etkilenmiyorsa kadının bir işte çalışmasının ne sakıncası olur, elbette mübahtır. Müslüman kadın sadece ‘kadın’ değildir. O, Allah’ın kurduğu düzende önemli bir rol sahibidir. O role mâni olabilecek her davranış sakıncalı davranıştır. Bu sebeple, kadının çalışması için oluşması gereken ön şartlar vardır.

“ÜMMETİMİZ ADINA KAYIPTIR”

- Kadınların tercih ettikleri iş alanları hangi alanlardır? Kadın ve erkek için önemli bir ihtiyaç olan doktorluk, kadın ve erkek için önemli bir boşluk dolduracak olan kadınlara din/ilmihâl öğretme ve onun yan dalları ise; kadının çalışması mübahlıktan farzı kifayeliğe yükselecek demektir. Bu bir ihtiyaç gidereceğinden teşvik bile edilir. Bunun aksine kadınlar, sekreterlik veya tekstil alanında çalışacaklarsa bu çalışmanın sorgulanması gerekiyor.

Tekstilde makine başına oturan ya da bir büroda bilgisayarın başında duran her kadın, ümmetimiz adına kayıptır. İnsanlık adına kayıptır. O, para kazandıkça kadınlık erimektedir. Annelik bir kaynak daha yitirmektedir.

Kadının çalışması bekârken fitne ağırlığı itibariyle sorundur. Evlendikten sonra ise yine fitne itibariyle sorun olmaya devam ederken buna ilave olarak, evli olduğu erkeğin ihtiyacı olan kadınlıkta yetersizlik göstereceği için er veya geç eşinin tatmin olmamış kadın ihtiyacı hissiyatını kamçılayan durumunda olacaktır. Asıl sorun da burada başlamaktadır. Kadın evin bütçesine katkıda bulunurken aynı evin huzurunun azalmasına sebep olacaktır. Eriyen kadınlığın ve anneliğin bedelinin bütün toplum tarafından ödeneceğini bilmek durumundayız.
“ilahiyat tahsili farz ise bir sakınca yok, fakat...”

- Kızlarımızın iş olarak ilahiyat tahsili seçmeleri için de söyleyecek sözümüz vardır. İlahiyat, bir ilim merakından kaynaklanıyorsa bu merakı çelişkiye düşürecek davranışlar cevapsız kalmaktadır.

İlahiyat tahsili, kadın için engel teşkil eden ortam giderildikten sonra dini emirler açısından nereye oturtulabilir, onu inceleyelim. Farz, vacip, sünnet… Bunlardan birine karşılık gelecektir muhakkak. Sonra da kadının anne ve eş olmasının nereye oturduğuna bakalım. Farz, vacip, sünnet… Ardından da iki konumu karşılaştıralım. İlahiyat tahsili farz ise bir sakınca yok, fakat evlenip annelik, eşlik noktasında olması bir kadın için farzdır.

Doğurmak ve kadınlık mevkisini doldurmak düzeyinde hangi ilahiyat tahsili olabilir. Eğer ilahiyat, kadınların eğitimi, onların din yönünün geliştirilmesi gerekçesine dayandırılıyorsa, kadının kendisinin doğurup yetiştirmesi ile kıyas edilebilir mi bu?

“KADINLAR, EŞLERİ DIŞINDAKİ ERKEKLERE HİZMETÇİ OLMASINLAR”

Kesinlikle kadınlarımızın okumaları, iş sahibi olmaları kökten reddedilsin diyemeyiz. Ne veriyor ne alıyoruz, şunu bir hesap edelim diyoruz. Farzlarla nafileleri, hatta farzı ayınla farzı kifayeyi karşılaştıralım diyoruz.

- Kadınlar çalışsın çalışmasına da, Allah’ın haramlarını çiğnemesinler, eşleri dışındaki erkeklerin hizmetçisi olmasınlar. Bedenlerini kullanmasınlar, kulandırtmasınlar çalışırken.

Tıp için de böyle ilahiyat için de…

Namus eksenli kazanç nasıl helâl olur?

- Kadının çalışması kadının kadınlığı olan bedeninin kullanılması ile olacaksa yani erkeklerin gözünde kadının bedeninin cazibesi ile mal kazanılacaksa bu kazancı kimse helalleştiremez. Kadın namustur. Namus eksenli kazanç, nasıl helal olur? Bunun adını kabaca cinselliği kullanarak para kazanma koyabiliriz. Evet, burada cinselliği kullanma deyiminin ilk anda verdiği hissi kastetmiyoruz ama tezgâha kadın konması hâlinde müşteri daha az pazarlık yaptığı için orada kadın bir tezgâhtar kullanılmasının nihayetinde varacağı yerin adı budur. Aynı şekilde kadının sesinin kullanılması da bu uca çıkar. Bir kere, erkeklerin kabul etmeyeceği basit işlerin kadınlara havale edilmiş olmasında kadınlara karşı hakaret vardır. Buna rağmen, yeter ki kadınlar çalışsın zihniyeti ile bakılıp buna bile ses çıkarılmamaktadır. Aslında bu bir Firavun’luktur. Firavun da aynısını yapmış ve kadınları ezici işlerde çalıştırıp zevkini tatmin etmiştir.

  • her işin aslı astarı akılher işin aslı astarı akıl1 ay önce
    allah akıl fikir versin. bu kadar kadınları kontrol altında tutmaya meraklı olmak hayırlı değildir. allah hepimize akıl vermiş, iyiyi kötüden ayıralım, kendimize sahip olalım ve başkalarına zarar vermekten çekinelim, kaçınalım diye. bu yoldan gitmek varken böyle şer düşünce ve garipliklerle insanları zehirlemek ayıp. allah kimseyi bu tür kafaların ellerine düşürmesin.