İnsanın tamiri mümkündür

24 Eylül 2017 Pazar

* İnsan olmak hata etmeye müsait olmaktır. Babamız Âdem aleyhisselam bile, hata şartlarının oluşmaması gereken bir konumda iken hata etmiştir. Hata eder olmak ne insanlıktan ne de İslam’dan uzaklaştırmaz. Hata bizim bünyemizde tohum gibi bulunmaktadır. Hata etmemek için uğraşmak, meydana gelirse telafi etmek için gayret etmek gayet doğaldır, hatta gereklidir. Hatasızlık bir insan için mümkün olsaydı ashap hatasız bir hayat yaşarlardı. Üstünlüklerine rağmen hatalara düştüler. Bunu bir gerçek olarak kabullenmemiz işimizi kolaylaştıracak, insanların hatalarına karşı paniklemeyeceğiz. Evliya için bile hatasızlık şartı yoktur.

* Birbirimizi hata edişimize göre değil, hatalarda ısrar etme veya hatadan dönmeye göre değerlendirirsek daha gerçekçi olmuş oluruz. Anne-baba ve eğitimci sorumluluğu altındakine böyle bakmalıdır. Hem kazanır hem rahat yol alır.

* Hatalının hatasını düzeltmek önemli bir meziyettir. Bazı düzeltmeler hataların kökleşmesine, hatadan daha büyük bir hatanın oluşmasına sebep olmaktadır. Düzeltmek için kolları sıvamak yeterli değildir. Sözün ve tavrın uygunluğu kesinlikle düşünülmelidir. Hatanın kökleşmesine sebep olmak mesuliyet almaktır. Bir öğrencinin hatasını düzeltmeye çalışan öğretmen, o hatayı düzeltirken talebesi üzerinde bir öğretmen nefretine neden oluyorsa, bu tutumu hatayı hata ile düzeltmek olur ki yanlıştır.

* Hatayı teşhir etme sonucu doğuran düzeltmeler yanlıştır. Şeriatımızın ana ilkelerinden biri kötülüğü teşhir etmeme, kötüyü konuşmamadır. Kötülük teşhir edildiği kadar güçlenmekte, taraftar bulmaktadır. Bulduğu taraftarında sabitleşmektedir. Hata düzeltmede esas olan yaymadan, dağıtmadan düzeltmektir. Düzeltmek için seçilecek zamandan, kullanılacak kelimelere, düzeltme mekânına kadar her husus dikkatle seçilmelidir. Niyetsiz olmaz

* En temel ilkelerden biri şudur: 

‘Ameller niyetlere göredir; herkese niyetinin karşılığı vardır.’ Bu ilke, hata düzeltmek, insan ıslah etmek isteyen için iki açıdan önem arz etmektedir. Birincisi: Niyetin Allah rızası olması durumunda ancak Allah kuluna yardım eder. Kul işini kolay becerir. İlahi yardımla yürümekle, insan kapasitesi ile yürümek aynı değildir. İkincisi: Yapılan işin sonunda sevap elde edilmesi de ancak niyetin Allah rızası olmasıyla mümkündür. Aksi takdirde kısır bir daire içinde dönülür durulur. Çocuğuna nasihat eden ebeveynin, öğrencisini terbiye etmeye çalışan öğretmenin, mü’min kardeşinin halini düzeltmeye çalışan kişi niyetini halis tutmalıdır. Allah için yapılanla başka bir maksatla yapılanın aynı olmayacağı açık bir gerçektir.

Bilhassa bilinçli/bilinçsiz nefsanî bir intikam, pansuman tedavisi bile yapmaya yeterli olmaz.

* İnsan hatası düzelten, yapacağı düzeltmede ikinci bir hataya sebep olmaması için şeriatımızın o konudaki kurallarını bilmelidir. Kaş yaparken göz çıkarmamak için, ehil şartlarda düzeltmeye çalışılmalıdır.

* Mevcut hatanın hacminden daha büyük bir sonuç üretecek düzeltme, düzeltme değildir.

Mezhepler arasındaki farklılıkları hata kabul edip, düzeltmeye çalışmak ikinci bir hatadır.

Camide yanlış bir iş yapanı sesli bir şekilde ikaz etmek, cami içinde tartışma ortamı ihdas etmek ikinci bir hatadır. Döverek hata düzeltmek yoktur. İnsan ve dayak bir araya geldiğinde ıslah geri itilmiş olur. Mü’minlerin izzeti nefsini rencide edecek bir üslup kullanmak ikinci bir hatadır. Bir nafileyi düzeltmek için farzı ertelemek ikinci bir hatadır.

İnsanın, tıbbi veya teknik alanda uzmanlık gerektiren bir konuda müdahaleci olması da bir hatadır.

* Sabırsız ve kaba insanın düzeltebileceği bir hata yoktur. Sabırsız yarayı derinleştirir, kaba yaraya yara katar. Sabır ve yumuşaklık,  nezaket kendi kendine bir düzeltme hamlesidir. Sonuçları baştan görmek isteyenler, olgunlaşmamış meyveleri devşirenlerin akıbetine mahkûmdurlar.

Eşler, birbirlerinin hatalarına karşı kesinlikle, iki günlük düzelme sürece belirlemeleri yanlıştır. Sabretmek iyi sonuç görmenin birinci şartıdır. Sabır da birkaç günlük bir eylem değildir. Bir kadının, acil durum arz etmeyen bir hata için hamilelik döneminde ıslahata alınması hatadır. Böyle bir hatanın bedeli de başarısızlıktır.

Eğitimci sabırlı olacak. Cemaat ıslah etmek isteyen imam sabırlı olacak. Acele hatanın ta kendisidir. Hata, nasıl hata düzeltir! Merhametlilerin başarısı daima daha yüksektir.

* Günahların büyük, küçük ayrımına tabi tutulmasındaki hikmet unutulmamalıdır. Büyük günaha küçük günah muamelesi yapılmamalıdır. Tersi de doğru değildir. İnsanın hatasına karşı o hatanın hacmi kadar muamele yapılması gerekir. Yaralama ile öldürmeyi, kırma ile ezmeyi aynı kefeye nasıl koyarız? Hataya bakışımız, bizim gerginliğimiz veya özel durumumuzla belirlenmemelidir. Hataya ait hükmümüzü o hatanın hacmi belirlemelidir.

Bir bardak suda fırtına koparmak olarak anlatılabilecek tavırlar kendi başına hatadır zaten, nasıl başka bir hatayı düzeltebilir!

* Hatayı düzeltirken, hatanın sahibine de dikkat edilmelidir. Çocuğun hatasını çocuksu yollarla, yaşlının hatasını da onun yaşına mütenasip yollarla düzeltmek gerekir. Mevki sahibi birine karşı muamele kesinlikle farklı olur. Bir annenin çocuklarının önünde azarlanması, hatasının yüzüne vurulması çirkinliktir.

Bir insanın bir hatasını görünce onun önceki güzelliklerini yok saymamız adalet değildir. Hatasızlık mümkün olmayacağına göre, idealimiz hataları iyiliklerinden az olan insan olmaktır. Bu realiteye daha uygundur. Ayıpsız insan yerine az ayıplı, ayıpları giderilmiş insan aramalıyız. Mesela çocuğun yalan konuşması düzeltilmesi gereken bir hatadır. Çocuğu ikinci yalanlara zorlayacak, aceleci bir işlem yerine sabırla ve dua ile yol almak daha bereketli sonuçlar getirir.

*İdealist tutumlar hatalıdır.  Her insan farklıdır. Ağaca şekil verildiği gibi insana da şekil verilmesini beklemek doğru değildir. Asgari şartlarda bir seviyeyi tutturduktan sonra herkesi olduğu gibi kabul etmek gerekmektedir. Kadını kadın olarak görmek, erkeği erkek, çocuğu çocuk, yaşlıyı yaşlı görüp, öyle bakmak başarmak için önemlidir.

* İnsanı düzeltmenin en kestirme yolu, hatasına sebep olan çevresinin düzeltilmesidir. Çevre, arkadaş hata üreten unsurlardır.

* Her insan kendi hatasından mesul tutulmalı; hatalar için çete gözlüğü kullanmak düzeltme ihtimalini düşürür.

* Hatadan dolayı terk edilmesi gerekene uygulanan terk, tamamen bağı koparma tarzında olmamalıdır. Her an dönülebilecek mesafede durmak en uygun olandır. Bunu tepkide aşırılık olarak da yorumlayabiliriz.

* Hataların önemli sebeplerinden biri de iyi örneklerin göz doldurmuyor olmasıdır. Hatayı düzeltmeye çalışırken, iyi olduğuna inandığımız örneklerin takdiminde yarar vardır.

* İyi bir düzeltme ve tekrarlamayı önleme, hatanın sebeplerinin de araştırılması ile mümkün olur. Hırsızlık türü suçlar işleyen çocuğun, neden çalmaya meylettiği araştırılmadan kalıcı düzeltme yapılması bir anlam ifade etmez.

* Bilhassa çocuklar için, onların hatasını anlamalarını sağlamak ıslah için önemli bir yardımcıdır.

* İstişare etmeyi bilmek şarttır. Her şeyden anladığını, sözünün muhakkak tesir edeceğini zannedenin tuttuğu hata, konuştuğu bir başka hata olabilir. Hatayı bilenler çoğaldıkça sıkıntı büyüyecektir.

* Bir insanın hatasını kabullenip, düzeltme gayreti içinde olmasını onun adına bir iyilik olarak görmemiz gerekir.

 

  • ertankarademirertankarademir1 ay önce
    Mizmar çalgı demektir ve hertürlüsü dinimizde haramdır.İlahilerin mizmarla okunması ise küfr dür.Allâh (c.c) Mizmarı lanetlemiş, şeytanın müezini kılmıştır.Bununla ilgili sayısız hadis-i Şerif ve İslam alimlerinin beyanları varken,Bu lanetlenmiş işler ; adına İslami kanal denilen her yerden bangır bangır neden bağırıyorlar.Güzel dinimizin getirdiği ne varsa, haşa kuran-ı kerim'e kadar ticareti yapılıp satılıyor.Rabbim dinin parayla alınıp satılır olmuş..Yardım et Yarabbim nasıl bir dünyaya geldik...!Sapıkmıyız,cahilmiyiz ne yapıyoruz,nereye gidiyoruz..!?Komşusu açken bırak uyumamayı,selam veren kaç kişi kaldık...?!Okuyun, düşünün,öğrenin kendinize gelin.. İslâm olun.(âmin)