THY - Trabzon

Hac İbadetinin Eda Ediliş Tarzı

06 Ağustos 2017 Pazar

H

ac ibadetinin eda ediliş tarzı namaza göre neredeyse hiç benzemeyecek kadar farklıdır. 

Hac ve namaz, hac ve zekât, hac ve oruç İslam’ın temellerini oluşturmaları bakımından aynı ağırlıkta ibadetlerdir. Namazın günlük eda edilen bir ibadet olması, yılda bir kere eda edilmesi gereken zekât, oruç ve hacca göre daha yoğun zikredilmesini gerektirmektedir. Bu yoğunluk kadar da üzerine bina edilen ahkâmı yoğunlaşmıştır. Ama namaz ve hac esasta aynı ahkâmı paylaşır. Namazın farziyetine imanla haccın farziyetine iman, terk edilmeleri halinde terettüp edecek hükümler aynıdır. Namazın gün içindeki tekrarlanma sayısı bakımından ahkâmındaki yoğunluk ise zaten bilinen bir hakikattir.

Namaz yeryüzünün tamamında eda edilebilir bir ibadetken hac, zaman ve mekân olarak sınırlı bir ibadettir. Yılın sadece bir gününde ve Mekke şehrinde hac ibadetini eda etmek mümkündür. Bu nedenle haccın Müslüman üzerindeki etkisinin namaza göre daha farklı olması tabiidir. Ancak bu farklılığın namazın daha ağır basacağı bir tarzda tecelli etmesi beklenir. Çünkü namaz yıl içinde sürekli tekrarlanan bir mahiyette eda edilmektedir. Müslümanlar üzerinde görünen şekli ile ise haccın namazdan daha çok iz bırakan bir ibadet olduğu anlaşılmaktadır. Hac, mahdut bir zamanda eda edildiği kadar, sayılı Müslümanların üzerine farz olmaktadır. Namaz kılan Müslüman sayısı ile hacca giden Müslüman sayısı arasındaki oranın ne olduğunu net bir şekilde bilemiyoruz. Ama namaz kılanların bile cüzi bir oranı haccetme imkânı bulabilmişlerdir. 

Her şeye rağmen camiden çıkan insanların bir cadde ötede üzerlerinde namazdan gelmiş bir mü’min olduklarına dair emareler görülmeyebilir. Haccı eda edip topraklarına dönenler üzerinde ise, kılık kıyafetten konuşmaya kadar pek çok değişiklik çok rahatlıkla izlenebilir olmaktadır. Bu durum haccın namazdan daha üstün olduğunu göstermez. Ama haccın etkisinin namazdan daha seri ve yaygın olduğu da herkesin izleyebileceği kadar açık bir durumdur.

Haccın gücü

Haccın yaygın olan etkisindeki nedeni tahlil ettiğimizde sadece hac ibadeti bile esas alındığında, ibadetlerin ne denli muhteşem hikmetler barındırdığını müşahede ederiz. Hac, bütün Müslümanları bir araya getiren bir toplantı olarak ifade edildiğinde ondaki muhteşemlik sadece bir yönüyle anlatılmış olur. Haccın Müslümanların geneline kazandırdığından daha çoğunu, haccı eda eden Müslümana kazandırmaktadır. Hac, şeytana ve nefse karşı büyük bir direnç noktasıdır. Bu anlamda, bir ömre yetecek kadar büyük bir eğitimdir. Haccın, Müslümanların sadece ‘gücü yetenlerine’ ve ‘ömürde bir kere’ emredilmiş olması tahlil edildiğinde görülecektir ki, aslına sadık kalınarak ve ihlasla yapılan bir hac, iyi bir Müslüman eğitimi için yetecek düzeydedir. Hac, bir ömre yayılacak kadar sirayeti yüksek bir ibadettir.

Hac ibadetini ve etkisini tahlil ederek, haccın hikmetlerine vakıf olurken, bir ibadetin kul üzerindeki etki nedenlerini de öğrenmiş olabiliriz.

1- Haccın doğal ve yaygın bir propagandası var. Hacca giden ve hacdan gelen için törenler yapılmakta, hacı adayı veda ziyaretleriyle kendisini ve haccını teşhir etmektedir. Döndüğünde de adeta bir ibadet gibi hacı ziyareti yapılmakta, hacının içini boşaltacağı hatıraları dinlenmektedir. Bir de buna hacca yamanan hediyeleşmeyi de ilave edebiliriz. Bu da haccı dilden dile dolaşan bir ibadet haline getirmektedir. Mekke ve Medine menşeli olmadıkları halde, ‘hacıya mahsus hediyelik eşya’ kültürünün oluşmasını basit göremeyiz. Nihayetinde böyle bir ortam haccı eda edeni farklı bir Müslüman konumunda tutmaktadır. Doğal olarak da hac farizasını yapan bir Müslüman, kendisini daha derli toplu göstermek zorunda hissetmektedir.

Hac için kuraya katılma zorunluluğunun getirilmiş olması dahi haccın lehine bir propaganda vesilesi olmaktadır. Mali bir birikim ve şansa kalmış bir kura ortamı etki alanı için önemlidir.

2-Hac, ömürde bir kere ve bir ayı geçmeyen bir zaman diliminde yerine getirilebilmektedir. Bir ay diş sıkma ile karşılığı cennet olan bir vazife katlanılır kabul edilmektedir. 

3-Haccın karşılığı olarak beklenilen sevabın net ifadelerle anlatılması, adeta haccı ve cenneti kestirme bir yoldan buluşturmaktadır. Hacı olan bir mü’min de bu kestirme yolu, yıllarca süren namaza göre kendine daha yakın hissedebilmektedir. 

Ancak burada bir meselenin tashih edilmesinde yarar vardır:

Hac vazifesini eda edecek mü’minlere haccı anlatan hocalar ve diğer görevliler, haccın sevabından ısrarla söz ederler. Bu arada haccı, sevabı kesin yükü hafif hale getiren üslubu tercih etmeleri yaygın bir uygulamadır. Hâlbuki haccın da namaz gibi ayrıntıları, ifsat edenleri vardır. Otobüsle Arafat’a gitmiş olmak zahiren hac olabilir. İçine bakıldığında ise namazdan daha kolay olduğu söylenemeyecek kadar tafsilatı vardır.

4- Mekân değişikliğinin atılıma etkisi büyüktür. Mekke’nin uzaklarda ve zor ulaşılır bir yer olmasının haccın heyecanına heyecan kattığı şüphesizdir. 

5-Hac ibadetinin eda edildiği mekânlardaki milyonlarca mü’minin maksadı aynıdır. Aynı yerde, aynı günde, aynı maksatla buluşmuş milyonların birbirlerine büyük bir heyecan desteği verdiği dikkate alınmalıdır. Namaz için de bir ev halkının, bir iş yeri çalışanlarının aynı heyecanı taşıdıklarını düşündüğümüzde namazın daha farklı bir ibadet olarak algılanabileceğini idrak ederiz. İyi arkadaş ve cemaat kavramları bir kere daha dikkat alanımıza girmiş olmaktadır.

6-Hac ibadeti esnasında hacılar, Mekke ve Medine’nin konumu nedeniyle kendilerini Allah’ın murakabesine daha yakın hissederler. Meleklerin hatalarını yazmada daha seri olduklarını düşünürler. Evet, Mekke için bazı hassasiyetler gösterilmesi imanî bir tavırdır. Ancak sabah namazının ihmal edildiği bir yer neresi olursa olsun, Allah’ın murakabesinin bizimle olduğu bir yerdir şuurunun yokluğu ciddi bir eksikliktir.

7-Haccın ifsadı halinde tekrarı imkânsız bir nimetin elden gideceğine inanmanın da hactaki titizliğe katkısı vardır. Evet, bu anlayış da doğrudur. Ama kaçan bir sabah namazının da tekrarı teminat altında değildir. (Devamı Haftaya İnşaallah…)

 

YORUM YAZ