Müslümanları sahiplenmek Müslümanlıktır

06 Eylül 2017 Çarşamba

Müslümanlar, birbirlerinin velileri, dostları, yardımcıları ve idarecileridir. Müslümanın Müslümandan başka dostu, yardımcısı ve idarecisi olmaz. Müslüman olmayanlardan dost ve idareciler edinenler, kendi Müslümanlıklarına ihanet edenlerdir. Rabbimiz uyarıyor:

 “Ey inananlar! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.” (Maide Sûresi/ 51)

Müslüman, Müslüman kalmak istiyorsa bir tek Müslümanlara muhabbet beslemeli. Müslümanca yaşayıp Müslümanca ölmek istiyorsa Yahudilerle, Hıristiyanlarla, Müşriklerle, Mecusilerle beyin bağlarını kesmeli.

Müslümanların kardeşlikleri namaz kadar, hacc kadar pratikleşmedikçe Müslümanlar kalleşlere yenik düşmekten kurtulamazlar. Dinde kardeşlik temennilerle değil, eylemlerle ispatlanır. Hacc’daki tavafı sürekli kılmanın yolu, Kâbe’nin etrafında döner gibi birbirimizin etrafında dönmemizdir.

Müslümanların toplumunda kardeşlik azaldıkça kârdaşlık çoğalır. Müslümanların inanç lügatlerinde yerini alan “Muhacir” ve “Ensar” kavramları, kârdaşlığı mahkûm eden kardeşliğin pratik zaferleridir.

Müslüman olarak birbirimizle musafaha etmemiz, elimiz Hacerü’l Esved’e değmiş kadar bizi sevindirmiyorsa, Müslümanlığımızda bir arıza var demektir. Dinde ezan çağrısı ile kardeşlik çağrısı ikizdir; biri olmadan ötekisi de olmaz.

İslâm, imanı ana gibi görenlerin dinidir. Bu dine teslim olanlar kalleşlikten kurtulup kardeş olurlar. Kalleşlere ve kârdaşlara karşı kardeşlerini korurlar. Müslümanları İslâm düşmanlarının saldırıları karşısında korumak, sahiplenmek, kendisi için istediğini diğer din kardeşleri için de istediğini belgelemesidir.

Müslümanları sahiplenmek, diğer Müslümanlardan olduğunu ilan etmekle başlar. Müslümanlardan olmakla iftihar etmeyen Müslümanların kavgasını veremez, Müslümanların cemaatine giremez. Dolayısıyla Müslümanları sahiplenmek, Müslümanlıktır. Rabbimiz buyuruyor:

“Allah’a da’vet eden, salih amel işleyen ve “Şüphesiz ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir? “ (Fussilet Sûresi/ 33)

Müslümanları sahiplenmek Allah’a kulluk halinden anlamaktır. Sağındaki ve solundaki sıkıntı ve ihtiyaçları ecir kapısı olarak görmektir. Kardeşliğimizin sınırı, imanımızın sınırıyla çizilmiştir. İman denilen ananın çocukları her nerede varsa orada yaşanacak olan kardeşliktir.

Kardeşini sırtlayıp dağa çıkarmakta olan bir adama: “yükün ağır” demişler. 
Adam cevaben: Bu benim yüküm değil kardeşim demiş.

Bir bilgeye birinin sana gerçek kardeş olduğunu nasıl anlarsın? demişler.
Cevaben: Kaygımı taşır, halimi hatırımı sorar, eksiğimi gediğimi kapatır,
hatalarımı bağışlar, bana Allah’ı hatırlatır, demiş. 

Peki demişler senin ona karşılığın ne olur? Gıyabında dua ederim, demiş.

Allah yolunda kardeşlik ellerin gözlerle ilişkisine benzer: Gözler yaşardığında
eller yaşlarını siler. El ağrıdığında gözler onun için yaş döker.

Hasan-ı Basri -ra- der ki: “Arkadaşlarınızla dostluğunuzu sürdürün. Zira vefakâr
bir dost ışık veren bir lambaya benzer. Sen onun ışığını ancak dünyan karardığında idrak edersin.”

Müslümanlığın kardeşliğe yetmediği yerde Müslümanlığın yokluk acısı yaşanır. Alkışlarla yaşamaya alışmışların bakışlarla ölmeleri mukadderdir.

Müslüman dünya Müslümanlarını sahiplenmekle, savunmakla döner özüne. Müslümanın sevgisiyle tebessümler iner çaresiz kalmış Müslümanların yüzüne!

Ressamların çizemediği, hesapların çözemediği iksirdir din kardeşliği. O Müslümanların arasında yaşanırsa dize gelir düşmanın her türlü kalleşliği!

Müslümanları sahiplenip savunmayı bırakıp yalancı ve yabancı fikirlerden mesaj taşıyan ilmi, rütbesi, makamı ne olursa olsun biçare. Müslümanın Müslümanları sahiplenmesidir tek çare. Müslüman sıkılmaz anmaktan Müslümanların adını. Müslümanlar arasında imandan kaynaklanan kardeşlik yaşanırsa, ete kemiğe bürünürse, söndürülür ümmet evininin yangını! 

Din kardeşlerine yapacağın yardımı insanlar görsünler diye durdurma. Riya ile amel işleyerek kendi imanını vurdurma. Ruhunda, kalbinde küfür ve kâfir sevgisini barındırma. Küfre ve kâfirlere kucak açanlar düşmanı uğrattılar yurduma. Bedelsiz, emeksiz, çilesiz kardeşlik sadece bir uydurma. Bu asırda lafımızın dostu, çilemizin yabancısı çok. Kor ve zor zamanlarda yanımızda olan yok. Mesele bu. Böyle olmasaydı milyarlarla ifade edilen Müslümanlar hilafetsiz, halifesiz kalır mıydı? 

Müslümanlığımızı ispatlamanın yolu; mezhebi, ırkı, meşrebi, rengi, coğrafyası bizimkinden farklı da olsa alnı secdeye gelen bütün Müslümanları sahiplenip savunmak, onlarla imkânları iman atmosferinde paylaşmaktır.

Müslümanlık dünyada iz bırakmanın değil, secdede iz bırakmanın sevdasıdır. O, bütün mekânlarda kardeşliğin sesi ve sedasıdır. Kâfirlerin egemen oldukları bir dünyada bir Müslümanın kendisini yalnız hissetmesi, İslâm ümmetinin günahının çoğalmasındandır. Müslümanlara yardım etmeyi, Müslümanların dertlerini paylaşmayı hesaptan düşürmek dindarlık değil, dini darlıktır.

 

  • fani fanidar.fani fanidar.2 ay önce
    Guzel bir yazi allah razi olsun cok guzel bir vakaaya parmak basilmis ummetin dustugu vakadir malesef rabbim ummeti tekrara uyarsin ve bizleride 2.rasidi hilafet sancagi altinda yasamayi nasip etsin insallah.