Müslümanlara karşı gerçekleştirilen katliamları durdurmak

11 Ekim 2017 Çarşamba

Asrımızda dünyada Müslümanlar sistematik saldırılara, katliamlara maruz kalıyorlar. Müslümanların parçalanmışlıkları, dağılmışlıkları İslâm düşmanlarına sermaye olmaktadır.

Müslüman katliamına karşı durmak, Müslümanlardan olmanın gereğidir. Dünyanın neresinde bir zulüm, işkence veya soykırım, katliam varsa bilin ki orada bu vahşetlere sessiz kalınmayacak, elimizden gelen her şeyi yapacağız. Hiçbir şey yapamıyorsak “Sizden her kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Eğer eliyle değiştirmeye gücü yetmezse diliyle, ona da gücü yetmiyorsa kalbiyle. Ve işte bu, imanın en düşük mertebesidir.” (Sahih-i  Müslim, Îmân 78. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17 ) hadisinin biz Müslümanlara yüklediği sorumluluğu yerine getirmeye çalışacağız. Dünyada Müslümanlara karşı gerçekleştirilen katliamları durdurmak, Müslümanların müştereği aslisidir.

Müslüman katliamları durdurmak için Müslümanlar olarak çürümüş, pörsümüş, kokuşmuş ve yıkılmaya yüz tutmuş Batı medeniyetinden ümit ve medet beklemekten vazgeçmediğimiz müddetçe hep Müslüman katliamlarına seyirci kalacağız.

Dünyanın herhangi bir yerinde Müslümanlara karşı yapılan şiddete yönelik ‘dur’ diyebilmek için Müslümanların cemaat olmaları gerekir. Müslümanlar olarak ne zaman ki Şer’i Şerif’in emir ve nehiyleri karşısında boynumuz kıldan ince hale gelirse işte o zaman cemaat olacağız. İşte o zaman Müslüman katliamları durdurma konusunda karar ve tavır sahibi olacağız.

Dünya kâfirleri, Müslümanları bölmenin, parçalamanın, birbirlerinden habersiz kılmanın neşesini yaşıyorlar. “Myanmar’daki (Burma) Arakanlı Müslümanlar beş yıldır Gazze›den daha beter bir şekilde kan ağlıyorlar. Arakan’daki Müslüman Rohingyalıların 2012’den bu yana maruz kaldığı zulüm, İsrail’in işgal altındaki Filistinlilere uyguladığı sistematik işkence, kitlesel katliam ve etnik temizliği aratmıyor. Zamanımızda Arakan’daki şiddet soykırım boyutuna vardı.

Arakan’daki Müslüman katliamının asıl nedeni ilk olarak İngiltere›nin sonra da ABD, Çin ve Rusya›nın izlediği emperyal stratejilerdir. İlkinden başlarsak... İngilizler; Afrika, Asya ve Ortadoğu’daki kirli siyasetin aynısını Burma’da da uyguladı. Arakan’ı 1948’de Doğu Pakistan (1971’de Bangladeş oldu) yerine Budist Burma’ya bağlayarak günümüze kadar süren kaosun tohumlarını ektiler. Arakanlılar üstelik 1942’deki Japon işgalinde Burma’yı kurtaran kahramanlardı. Ama İngilizler, Burma’yı 1948’de işgalci Japonlarla hareket eden General Aung San’a teslim etti. Yani Japonlarla savaştırdıkları Arakanlıları vatan haini bir generalin insafına bıraktılar.

Aung San, şu an Myanmar’ın Dışişleri Bakanı olan Nobel Ödüllü Aung San Su Çi›nin babasıdır. General San, Arakanlılara 1948 anayasasında vatandaşlık vermedi, onları sadece etnik halklardan biri diye tanımladı. 1982’deki cunta yönetimi bu tanımı da iptal etti. Böylece, Arakan’daki 1.5 milyona yakın Rohingyalı dünya üzerindeki en büyük «devletsiz ve vatansız halk» konumuna düştü. İroniktir, Burma’yı işgalden kurtaran Arakanlılar şu an parya muamelesi görüp öz vatanlarından sürülüyor. Anglosakson emperyal siyaseti işte böyle bir şeydir. Size şapkanızı ters giydirir.

Arakan trajedisinin ikinci safhasında ise ABD, Çin ve Rusya’nın rekabeti var. 2004’te Arakan’da dev enerji yataklarının keşfedilmesinden sonra Müslümanların trajedisi daha da kötüleşti. Çin, 2009’da başladığı ve Arakan’dan Yunnan eyaletine uzanan biri gaz diğeri petrol iki boru hattı inşaatını 2013’te bitirdi. Bu sayede ABD’nin egemenliğindeki Malakka Boğazı’nı ‘bypass’ edip Ortadoğu’dan getirdiği enerjiyi daha ucuz ve güvenli şekilde bu hatlarla taşımaya başladı. Bunu gören ABD, 2012’den sonra Arakan’daki sorunu küresel krize çevirip bu yolla Çin’i kuşatma projesini devreye soktu. Çoğu George Soros’un finanse ettiği 18’e yakın sivil toplum kurumu ABD’nin çatı örgütü ‘Burma Task Force/ Burma Görev Gücü’ adı altında beş yıldır güya Arakanlıların dramına çare arıyor. Oysa İsrail-Filistin “barış süreci”nden biliyoruz ki emperyal güçlerin bütün barış çabaları, birer çatışma, işgal ve kontrollü trajedi stratejisidir. Çünkü ABD, müdahil olduktan sonra Arakan’daki şiddet birden soykırıma dönüştü. Amerika’nın amacı, Müslümansız bir dünya inşa etmektir.

Netice olarak Güney Asya’nın Gazze’si Arakan’da Müslüman katliamın sebebi, Amerika’nın, Rusya’nın, İngiltere’nin, Çin’in enerji, Budistlerin ise toprak kavgasıdır. Bu emperyalist devletler, Arakan’ı İslâm’sızlaştırarak yeraltı kaynaklarına hâkim olmak istiyorlar. Arakan’da sürmekte olan Müslüman katliamını durdurmanın acil pratik çaresi; Halkı Müslüman ülkelerin idarecilerinin Amerika, Rusya, İngiltere, Çin ve bunların avaneleri İsrail, Japonya ve Almanya mallarını protesto etmeleri, bu ülkelerin mallarına kesinkes yasak getirmeleridir. Müslümanlar tarafından bu ülkelerin mallarının alınmaması ve satılmamasının derhal sağlanmasıdır. Bu yapılmadıkça Arakan’daki katliamı durdurmak için yapılan bütün çağrılar havada kalacaktır.

 

 

  • Ali kocAli koc1 ay önce
    Karsimizdaki iblisin yavrularicok caliskanlar ve yoneticileri vatansever bizimde icte ve dista o kadar cokdusmanlarimiz varki basimizi dogrultamiyoruz fetosu pkksi esedi idaesi pyd si yahuallah yardimcimiz olsun ya diger zengin araplar olmus abd ingliz usagi ya banglades habire islam alimlerini asip duruyor pakistani afganistani abd askerlerirahat birakmiyor aman allahimdert coook dert cooook. Allahim onlari hirbirine dusur yarabbi bu masum bebeler ve iki buklum olmus dedeler icin yarabbi amin