Kur’an’ın tarihselliğini iddia etmek mürteciliktir/2

20 Mart 2019 Çarşamba

Türkiye bir diplomalı mürteciler ülkesine dönüştü. Acıdır ama şu bir gerçektir ki biz Türkiyeli Müslümanlar olarak bugün inkarcı yorumcularla karşı karşıyayız. Kur’ân-ı Kerim’in değil bir âyetini, bir harfini dahi inkâr etmek, bir harfini inkâr ettirmeye çalışmak veya Kur’ân’ın tek bir harfi etrafında bilerek ve inanarak şek ve şüpheler oluşturmaya çalışmak, inkarcı olmak için yeterli bir sebeptir.

Muttakiler için hidayet rehberi olan Kur’ân, “Lâ reybe fih” bir kitaptır. Yani Allah’tan olduğunda şüphe yoktur. Muttakiler için hidayet rehberi olduğunda şüphe yoktur. Kendisine iman edenleri şek ve şüphelerden kurtardığından şüphe yoktur. Kendisinden şüphe edenlerin kendisine düşman olduklarından da şüphe yoktur. Allahû Teâla buyuruyor: “Elif Lâm Mîm. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.” (Bakara Sûresi/ 1-2)

Şüphesiz bu, Allah’tan gelen bir kitaptır ve Allah’tan gelişi konusunda herhangi bir şüphe yoktur. Bir de bu kitapta şüpheli bir şey yoktur anlamınadır. Bu kitap, her türlü şekten, şüpheden ârî ve her töhmetten müberradır. Bunun kadar kesinlikle bilinen, bunun kadar sırat-ı müstakimi, doğru yolu gösteren başka bir kitap yoktur. Yâni bu kitabın inişinde, vahiy oluşunda herhangi bir şüphe olmadığı gibi, tebliğinde de herhangi bir töhmet yoktur. Münzili hak, muhbiri sâdık ve gâyesi mahza hayır olan, insanlığı saâdet ve selâmete ulaştırmak için gelen bu kitapta şüpheye imkân verecek bir cehalet, bir gaflet veya bir sû-i niyet düşünmek mümkün değildir. Böyle bir kitaptan ancak cehli mürekkebe boyanmış, kalpleri kilitlenmiş olan muannit inkarcılar ve her şeyden şüphe eden, ruhlarını şüphe bulutları kaplamış, basîretleri sönmüş olanlar şüphe edebilirler.

Kitabın kendisine indirilişi karşısında Rasûl-i Ekremin: “Ya Rab! Reyb içinde, şüphe ve tereddüt içinde yüzen şu insanlar yarın benim karşıma çıkıp: Ey Muhammed! Bu kitabın Allah tarafından geldiği ne malum? Belki de bu senin sözündür, senin uydurmandır! Kendin söylüyor, kendin uyduruyor ve utanmadan bir de bunu Allah’a isnat ve iftira ediyorsun(!) derlerse ben ne yaparım?” demeden önce Cenab-ı Hak hiçbir şeye meydan bırakmayacak biçimde bu konuda teminat veriyor. Onda herhangi bir reyb, herhangi bir şüphe yoktur. Allah’tan gelişi konusunda da, içindeki âyetler, yasalar, haberler konusunda da zerre kadar bir şüphe yoktur.

Bu, aynı zamanda onu insanlara duyuran Muhammedü’l Emin’in de, yâni mübelliğin de “lâ raybe fîh” olduğunun, nübüvvetinde, risaletinde zerre kadar bir şekkin, bir şüphenin olmayışının da tescilidir.

Kur’ân-ı Kerim’e cahiliyye müşrikleri “esatiru’l evvelin” dediler ama yalanı Allah’a izafe etmeye cesaret edemediler. Onlardan daha da ileri gidip Ebu Cehil’in demediğini Kur’an’a isnat edip Allahû Teâla’yı yalan uydurmakla vasıflandırmaya çalışanlar, inkarcı değil de ya nedir? 

Küfrün eminleri, İslâm’ın hainleridir. Kur’ân’a karşı sürdürülen düşmanlığı gizlemenin, görmezlikten gelmenin hiçbir anlamı kalmamıştır. Küpün içinin sirke değil şarap olduğunu artık cümle âlem gördü. Kur’an-ı Kerim, lafız ve manasıyla Allah’ın kelamıdır. Allah’ın koruması ile tek harfi bile değişmeden günümüze kadar gelmiştir ve kıyamete kadar da baki kalacaktır. Bunun aksini iddia eden hep inkarcılardan olacaktır. 

Tarihsellik, ilahi olan Kur’ân’ı beşeri hale getirme çabasının adıdır. Kur’ân, tarihi tecrübelerin bir neticesi değildir. Kur’ân, Allah kelamıdır, belli bir zamana ve mekâna mahkûm edilemez. Çünkü Kur’ân bütün çağlara ve mekânlara hitab eder. Kur’ân’ın tarihsel olduğunu söyleyen; Allahû Teâla’ya “Sen bilirsin fakat ben de bilirim. Senin söylediklerin geçmişte kaldı. Bugün için geçerli olan benim söylediklerimdir” demektedir. Hâlbuki Allahû Teâlâ “Allah bilir siz bilmezsiniz.” (Bakara Sûresi/ 216) buyurmaktadır. Tarihsellik kavramının arkasına sığınarak “Kur’ân bu dijital çağda nazil olsaydı “bence, kanımca” böyle değil de şöyle buyururdu” diyen de kendi inkarcılığını ilan etmektedir. Allah’ın kelamı hem içine doğduğu zamana konuşur hem de başka zamanlara. Geçmiş, gelecek ve şimdi gibi üç bağlamla sınırlanan zaman bilinci beşeridir. Din, insanların eylemleriyle inşa ettikleri tarihi tecrübelerin çıktısı değildir. Aksine din, bütün çağları, bütün nesilleri ve hatta insanın nefsinin insana ne vesvese verdiğini bilen Allah’ın değişmez vahyisidir. Tahrif edilmiş İncil için ortaya konulan tarihsellik metodunu Kur’ân’a uyarlamak, ilahî olanı beşeri kılmaya çalışmaktır. Kuran’ın; Allah kelamı olduğunu inkardır..

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • MuslimMuslim3 ay önce
    O zaman hacca deveyle veya yürüyerek gideceksin. Düşmanlara karşı savaş atları hazırlayacaksın. Vadeli alışverişlerde yanında bir katip ve iki şahit bulunduracaksın. Birisinin evine gittiğnde zile basmayacak, dışarıdan üç kez sesleneceksin. Bazı durumlarda keffaret için köle bulup azat edeceksin. Bu hükümleri bilmiyorsan, ilgili ayetleri okuyup öğreneceksin. "Ama bu devirde bu ayetler öyle anlaşılmaz ki? O ayetlerde şunu kastediyor, bunu kastediyor..." diye tevil ediyorsan hiç kusura bakma, sen de yazının ilk paragrafındaki "inkarcılar"dansın.Sonuçta bahsettiğin "inkarcılar"da tevil yapıyorlar.
  • mn hcmn hc3 ay önce
    hiç ilmi değeri olmayan bir yazıı kaç akademisyen onaylıyor.
  • BigalıBigalı3 ay önce
    Kaleminize sağlık hocam.Allah razı olsun.
  • emekliemekli3 ay önce
    o zaman Kuran daki ilmi bilgilerede hiç gerek yoktu düz mantıkla o düz mantıklada iilmi bilgilerinde bazı faydalı amaçlar içinde kullanılmasınada gerek yoktu o düz mantıklahani diyoruz ya adamlar Kuran ı çözdü uzaya gidiyorlar demekki bizimkilerde yanlış bilmektekteler kuranda ilim bilim bilgileri yok Kuranda sadece günah ve sevap la ilgili ayetleri okumakta cennete gitmek için yeterli gerisini okuyup anlamayada gerek yok o zaman ALLAH ın neden ilimle ilgili ayetleridebizlere bildirdiğinide anlamaya çalışmamak araştırmamak lazım o zaman en makbul kul insanlığa en faydalı olanınızdır da geçersiz bir ilaç üretirsin insanlık faydalanıruçak icat edersin atla deveyle 6 ayda gittiğin yere 4 saatte gidersin misaller bitmez
  • engineerengineer3 ay önce
    meselem akıl bilim geliştide sen dört elli dört bacaklı mı oldun, ne değişti, insan ilk insandan beri aynı insan, şeytanda aynı şeytan, cennet de cehennemde yerli yerinde duruyor ve bizi bekliyor, insanı için hava su, değişirmi, oksijen yerine azotmu solumaya başladın, üreme biçimin değiştimi? mitoz bölünmeyle mi üremeye başladın, nefsin aynı nefis, günahlar yine günah iyilik ise yine iyilik bütün bunların değişmesi söz konusu olurmu? bilimle ne alakası var sevabın günahın? Allah cc yarattığı insanın kullanma broşürü olarak Kuranı indirmiş, okursan doğru gidersin okumazsan eğri gidersin sen bilirsin..
  • İbrahimİbrahim3 ay önce
    İncil ve Tevrat tahrif vahiy olarak değil kavram olarak tahrif edilmiştir. Yoksa Allah’ın kelamını tahrif etmeye kimin gücü yeter. Bu geleneksel din anlayışını lütfen terk edin Allah rızası için artık.
  • MeselemMeselem3 ay önce
    Zaman hızla dönüyor, milletlerin, toplumların, bireylerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkâr etmek olur.
  • ali demirali demir3 ay önce
    Allah razı olsun içimize su serptiniz..
  • ahmetahmet3 ay önce
    Allah razı olsun. Güzel bir yazı olmuş. Bugün, Ehl-i Sünnetin sesinin her zamankinden daha gür çıkmasına muhtacız
  • EmekliEmekli3 ay önce
    Kuran ALLAH ın kelamıdır eksiz ve tamdır ve Kuran her çağa hitap eder lakin bunu anlayabilmeyi içine sindirebilmeyi kabul edenler görür ve bu nedenle Kuran’da değişmeyen hiçbir çağda değişmeyecek olan kural İnanç-Ahlak-Vicdan kavramıdır Kuran’ın ayetleri her çağa nasıl hitap eder ilim olarak anladığımda milyonlarca hadis içinde o hadislerden biri bulutların ağırlığından ve nedeninden bahsetmez-o hadislerin hiç biri iki deniz arasındaki perdeden ve nedeninden bahsetmez-o hadislerin hiçbiri sivrisinek gibi küçük bir yaratılanın örnek gösterilişinin nedeninden bahsetmez hiç bir hadis dağların nasıl yürütüldüğünün anlatamaz hiç bir hadis biz Evren’i daima genişletmekteyiz ayetinide açıklayamaz bahsetmez neden Kuran da geçen ancak hiç bir hadislerde rastlayamadığımız bu ilmi ayetlerden bahsedilmez kanatimce o çağlar anlayabildikleri kadarını anlatabildiler bugünkü çağ ilimsel olarak bir kısmını anlamış çözmüştür Kuran’da bu çağında anlayamadığı veya farkedemedikleri ALLAH ın ilmi bilgileri mevcuttur ancak bu çağ görememekte çünkü ulaşabildikleri ilim anlayabildiklerine ancak yetebilmekte bu yüzden ALLAH ın kelamı her çağa anlayabildikleri ilimi bilimi kadar hitap etmekte ve insanlık buldukları ilmi 1000yıl önce indirilen Kuran’da okuduklarında şaşırmaktalar işte Kuran kıyamete kadar kendini anlayabilen ilim adamlarını vede anlayabilmek için çaba sarfeden kulları o büyük mucizesi karşısında şaşırtmaya ALLAH ın o sonsuz kudreti karşısında secde etmeğe devam ettirecektir
  • anadolu kartalıanadolu kartalı3 ay önce
    fikulubihim meradu- kalplerinde hastalık olan inkarcı beyinsizparazitler olmuş beyinsizler- kuran gücünde haşa kuvvet ve kudretiniz varsa sizlerde benzerini getirin beyinsiz kefere -münafıklar-üstadım bunu iddia edenler kuran a inanıyormu kesinlikle hayır *kul mutu biğayzikum -deki öfkenizle geberin öfkenle geber mustafa öztürk denen müsteşrik melun adamsenin kimin piçi olduğunu gayet iyi biliyoruz ne yaparsan yap imanımızı çalamayacaksın ALLAH ın düşmanı melun adam
  • Yavuz ÖZDENYavuz ÖZDEN3 ay önce
    Abdullah bey zoruna giden ne?İslam hiç bir toplumu köleleştirmemiştir.İlk devirlerde ki alimlerin hayatını inceleyin bir çoğu azat edilmiş kölelerdir.Toplumun en üst katmanlarında saygı görmüşlerdir.Azat edilmiş kölelerimiz devirlerinde devletin en üst kademelerine gelebilme hürriyetine kavuşmuş ve tarihte görülmesi mümkin olamayan devletler kurmuşlardır.Mısır KÖLEMEN DEVLETİ'ni hiç duymadın mı?Senin cariyeliğin,köleliğin,çocuk evliliğin sona mı ermiş olduğunu sanıyorsun?Bugün müslümanlar emperyalistler nazarında öyle değil mi?Ama bir insan kendi kültüründen koparılınca olacağı da bu tabi.Cehalet,cehalet,cehalet.....
  • ceddim! izindeyiz...ceddim! izindeyiz...3 ay önce
    Allah (cc) razı olsun, çok güzel yazı.
  • AbdullahAbdullah3 ay önce
    Madem tüm zamanlar için gönderildi, neden köleliliği, cariyeliği, çocuklarla evlenmeyi yasaklamadı. Muhammedle kavga eden sarhoş yüzünden 1 gecede şaraba gelen yasak neden diğer şeyler için gelmedi? Şimdiki müslümanlar diyor ki o dönemde öyleydi. Hani tüm zamanlar içindi kuran? İstiyorsun ki tartışılmasın, sorgulanmasın. Aklını kullanan bizden değildir diyorsun.
  • Ahmet ÖzAhmet Öz3 ay önce
    Mustafa Bey;Bugünkü yazınıza yine damardan girmişsiniz ve çok güzel yazmışsınız.Çok teşekkür ederiz.

Günün Özeti