Kıymetimiz kametimizden gelir

20 Eylül 2017 Çarşamba

Müslümanlar olarak bir kıymet ve kamet ümmetiyiz. Kıymetimiz kametimizden, kametimiz de dinimizden gelir. Kişinin kıymeti, himmetine göredir. Neyi dert edinirseniz derdiniz o olur. Müslüman olup da ümmetin derdi kadar derdi olmayanın dermana ihtiyacı vardır.

Allah’ın indirdiği din ikame edilmeden kıymetten bahsedilemez. Müslüman olarak dinimizi ikame ettiğimiz miktarınca kıymetliyiz. Allah’ın indirdiği dini ikame etmeyenin dinde kıymeti olmaz. Rabbimiz uyarıyor:

“Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir. 

De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) ikame etmedikçe/uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an, onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. “ (Maide Sûresi/ 67-68)

Dikkat edilirse, ehl-i iman dinini ikame etmekle imtihan olunmaktadır. İkame-i din imtihanı, sahih imanın bir neticesidir. Çünkü iman, bir imtihanlar yumağıdır. İkame-i din imtihanı, mü’minlerin hayat gıdasıdır. Elmas, kömürün çilesi, inci, midyenin gözyaşıdır. Çocuk, annenin sancısı; meyve ağacın çocuğudur. Her Müslümanın mensubu olduğu İslâm dinini ikâme etmesi, dini vecibelerini gerektiği gibi yerine getirmesi farzı ayndır. Dinin ikâme edilmesinden (dosdoğru tutulmasından) ve dini ikâme ederken onda ayrılığa düşülmemesinden her Müslüman mesuldür. Dinin ikâme edilmesinin farz olduğu, dinde ayrılığa düşülmesinin haram olduğu kesinlik ifade eden naslarla sabittir. Tedricilik göstermeden, görüş beyan etmeden, ayrılığa düşülmeden dini ikâme etmek, gerektiği gibi dosdoğru tutmak, kitap (Kur’an-ı Kerim), sünnet (fiili, kavlî ve takriri hadisi şerif), icmaı sahabe ve kıyas’ı fukaha ile tespit edilmiştir. Dinin ikâme edilmesinin farz olduğunu bildiren naslardan birisi de Rabbimizin şu ayet-i kerimesidir: 

“Allah Nuh’a buyurduğu şeyleri size de din olarak buyurmuştu. Ey Muhammed! Sana vahyettik; İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya da buyurduk ki: “Dine bağlı kalın, onda ayrılığa düşmeyin. “Putperestleri çağırdığın şey onların gözünde büyümektedir. Allah dilediğini kendine seçer, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.” (Şura Sûresi/ 13)

Biz Müslümanlar tefrika ehli değiliz. Biz her yerde ve her zaman kamet ve kıyam ehliyiz. Dinimizin emirlerini ikame etmek için kıyam ederiz. Dinimizin direğini ayağa kaldırırız, dinimizle ayakta kalırız. Müslümanlar olarak kıymetimiz ile kametimiz doğru orantılıdır. Kıymeti ile kameti ters orantılı olan Müslümanların kıyametleri kopmuştur.

Yeryüzünde kıymetin doğru adresi, Kur’ân-ı Kerim’dir. Dinimizin ilk kaynağı Kur’ân, bir kıymetler kitabıdır. Kur’ân hayata kamet ve kıymet getirmiştir. Rabbimiz buyuruyor:

“Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik.

Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin!

Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner.

O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (Kadr Sûresi/ 1-5)

Kur’ân kıymetler kitabı, Kadir gecesi de kıymetler gecesidir. İmanımıza verdiğimiz kadri kıymetin ortaya saçıldığı; iman şerbetinin doya doya yudumlanmaya başlandığı bir gecedir. Kadir Gecesi’ne, 30.000 kat değer getiren şey Kur’ân’ın kendisidir Kur’ân-ı Kerim, indiği zamana 30.000 kat değer yüklemiştir. Hz. Muhammed (sav)’i ‘’Âlemlere rahmet’’ olan bir elçi etmiştir. Sıradan bir çöl kasabası olan Mekke’’yi, ‘’Kentlerin Anası’’ olan mübarek ve muhterem belde etmiştir. Devlet olduğunda Yesrib’i Medine-i Münevvere’ye dönüştürmüştür. Dolayısıyla Kur’ân-ı Kerim ruhumuza, gönlümüze, tasavvurlarımıza, tavırlarımıza ve kararlarımıza iner de amir olursa bir gecesi bir ömür kadar bereketli olan bir hayata kavuşmuş oluruz. Şunu bilelim ki; Kur’ân’a uymayan, Kur’ân ile çelişen ve çatışan ibareler ve idareler birer belâdırlar. Kur’ân ayetleriyle kıymet kazanmaya çalışanlar, Medine’de ezan okuyan birer Bilal’dırlar.

Kıymetler kitabı Kur’ân güneş gibidir. Güneş herkesin üzerine doğar. Kur’ân da öyledir. Herkese gelmiştir ve herkesi aydınlatır. Ferd, aile, cemiyet ve devlet seviyesinde Kur’ân yerine Lâ dini değerlere tutunduğumuz günden bu yana kıymetten düştük.Rabbü’l Âleminin dergâhında ismen, cismen anılmak, Rabbü’l Âleminin yegâne hak dini olan İslâm’ı harf harf, kelime kelime ikame etmekle mümkündür. Dinullah’ı ikame edenlerin Allah katın kıymetleri olur. Allah katında kıymetleri olanların bu dünyada heybetleri olur. 

 

  • Urfalı Urfalı 2 ay önce
    Allahsayımızı artırsın inşallah mükemmelbir yazı.