İslamî değerlere ve müesseselere saldırı

13 Aralık 2017 Çarşamba

Tanzimat’tan bu yana İslâmî değerlere ve müesseselere karşı sistematik bir saldırı vardır ve bu saldırı bütün hızıyla devam etmektedir. Küfür tek millet olduğunu İslâmî değerlere ve müesseselere saldırmada ortaya koymaktadır. İslâmî değerlere ve müesseselere saldırmada münkir ve müşrikler, Yahudi ve Hıristiyanlar müşterektirler. Kâfir kâfirliğini yapıyor da, Müslüman Müslümanlığını yapmıyor. Acı olan da bu!.

İslâmî değerlere ve müesseselere saldırmak, doğrudan doğruya İslâm’a saldırmaktır. Mesela hilafet İslâmî bir müessesedir. Hilafet aleyhtarlığı, İslâm aleyhtarlığıdır. Hilafet-i Raşide’nin yerine ve önüne geçirilen müesseseler bize İslâm düşmanlığını hatırlatırlar. Hilafetin ilgasını hükme bağlayan kongreler, konferanslar, İslâmî değerlere ve müesseselere karşı başlatılan savaşı sürekli kılmanın çabalarıdır.

Harbi ve mürted güçlerin İslâmî değerlere ve müesseselere saldırmalarının genel amacı, bir bütün olarak İslâm’ı ortadan kaldırmaktır. Bu noktadan bakıldığında görülecektir ki; Lozan, Türkiye’nin İslâm’ı yürürlükten kaldırdığına dair Batıya verdiği senedi. Batı, Lozan’da Hilafetin ilgasını hükme bağlamakla İslâm’ı kaldırmayı denedi!

Hedefe ulaşmak için masum insanları öldürmeyi caiz gören hiçbir kurumun, kuruluşun, sistemin, meşrebin ve medresenin İslâm ile alakası yoktur. İslâmî değerlerin ve müesseselerin amacı; insanlığı imha etmek değil, ihya etmektir.

“Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap’ta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir. “ (Maide Sûresi/32)

İslâm, bir insanın kurtuluşunu bir dünyanın kurtuluşu kadar mühim sayar. Gücünü Allah’ın hükmünden ve hâkimiyetinden alan hiçbir İslâmî müessese yoktur ki hedefi, maksadı insanlığa hizmet etmek olmasın. Dolayısıyla İslâmî değerlere ve müesseselere saldırmak, insanlığa saldırmaktır.  

Dünyada İslâm’ın bilgili düşmanlarıyla cahil dostlarının varlığı, İslâmî değerlerin ve müesseselerin saldırı altında olduğunu gösterir. İslâm’ı İslam düşmanlarından öğrenmiş olanların söylemleri ve faaliyetleri, İslâmî müesseselerin yok olmasına, yanlış tanınmalarına sebebiyet vermekten başka bir anlam ifade etmezler.

Tarih boyunca İslâm düşmanlığı, İslâmî değerlerin alaya alınması, İslâmî müesseselerin yok sayılması, Müslümanların âmentü esaslarına saldırı, münkir ve müşrik dünyanın kendi varlığını ispatlamak için başvurduğu alanlar olmuştur. Varlık sebepleri; İslâmî değerlere saldırmak, İslâmî müesseseleri ortadan kaldırmak olan bütün sosyal ve siyasal sistemler, kurum ve kuruluşlar gayrimeşrudurlar.

Asrımızda İslâm ümmetini içinde bulunduğu buhrandan çıkarıp sahip olduğu medeniyeti geri kazanmasını sağlayacak en önemli mesele, İslâmî müesseselerin yeniden ihya edilmesidir. İhya edilmesi gereken müesseselerin başında da hilafet müessesesi gelmektedir. Hilafetin ihyası, genelde insanlığın, özelde ise İslâm ümmetinin ihyasıdır. Hilafet-i Şeriyye ihya edilmeden İslâmî değerlere ve müesseselere yapılan saldırılar durdurulamaz. Hilafet-i şeriyye, bütün İslâmî değerlerin ve müesseselerin teminatıdır. Yeri geldiği için şunu beyan etmekte fayda vardır: “Hilafet müessesesinden ümit beklemenin, onu yeniden ihya etmeye çalışmanın bir anlamı yoktur” diyenlerin ilimleri ve rütbeleri, unvanları ne olursa olsun, onlar da İslâm düşmanlarından sayılırlar. Hilafet müessesesi gücünü İslâm’dan alan, İslâm’la şekillenen ve varlığı İslâm’ı harfiyyen uygulamakla kaim olan bir müessesedir. Hilafete karşı çıkmak, İslâm’a ve İslâm’ın uygulanmasına karşı çıkmaktır.

İslâmî değerlere ve müesseselere yapılan saldırıları durdurmak, Müslümanlar için anın vacibidir. İslâmî değerlere ve müesseselere yapılan saldırıları içlerine sindirenler, Allah ve Peygamber düşmanları karşısında sinmiş olanlardır. Şunu bilelim ki; İslâmî değerlere ve müesseselere saldıranların öncelikli hedefleri İslâm’ı vicdanlara ve camilere mahkûm edip orada hapiste tutmaktır. İslâm vicdanlarda ve camilerde hapis kalacak bir din değildir. İslâm hayat dinidir; inşa ve ihya dinidir. İslâm, hayatı hayatın düşmanlarına bırakmaz. İslâm, baştan sona inkılâp ve ıslahtır.

İslâm değersiz ve müessesesiz bir din değildir. İslâm kendi değerleriyle ve müesseseleriyle vardır ve var olmak için gelmiştir. Tarihin şehadetiyle sabittir ki; İslâm hâkim olduğu her yeri inşa ve ihya etmiştir. 

İslâmî değerler ve müesseseler, insanlığa armağan edilmiş hidayet hediyeleridir. Onların yeniden insanlığa kazandırılması hususunda “Ben de Müslüman’ım” diyen herkes görevlidir. İslâmî değerleri ve müsseseleri yeniden ihya etmeye, insanlığa kazandırmaya çalışmayanlar, İslâm’a güvenmeyenlerdir. 

 

  • Barış0012Barış00121 ay önce
    Günümüz İslam değerlerine yapılan sahiplenme olayı müesseseler ile özdeştir buda oluyorkı her müslümanın görevidir sahip çıkmak müslüman olanlara .Lakin sosyal aleme bakıldığında söz çok sözle olmuyor işte hayatta halen acımasızca yapılan zulumlere yardım et yarabbel alemın haykırıslarıyla dolu .Rabbim yapılan bu İslamı değer ve muesseselere yardım ve kolaylık ihsan etsın ıseallah .Dılınıze sağlık mustafa hocam