Dalkavukluk tapınağında büyümek

20 Aralık 2017 Çarşamba

Dalkavukluk; devlet katmanlarında, döner koltuklarda, makam odalarında, halkın selamlandığı kürsülerde boyuna yeşeren ve tattıkça artan bir iktidar şehvetidir. Dalkavukluk; şehvete, şöhrete ve servete sevdalanmış olanların ekmek kapısıdır. Bu kapıdan girenler, lâ dini düzenlerin, zalim sultanların, helal haram tanımayan patronların kapı kulları oluverirler. 

Dalkavukların âmentülerinin ilk maddesi, nemelazımcılıktır. İkinci maddesini de “Sallabaşını, al maaşını” teşkil etmektedir. Dinde nemelazımcılık; dalkavukluk tapınağında büyümüş olmanın işareti, omurgasızlığın da gerçek adıdır. Biz Müslümanlara; “Bizim müsaade ettiğimiz kadar Müslüman olacaksınız” dayatmasında bulunan sosyal ve siyasal rejimler, politik kadrolar, sivil ve asker bürokratlar, bizi doğrudan doğruya dalkavukluk tapınağında yaşamaya mahkûm etmek isteyenlerdir.

Dalkavuklukta sınır yoktur. Dalkavukların bulunduğu yerde adaleti ve cesareti sürgüne göndermekten başka bir şeye ihtiyaç duyulmaz.

Düşünmeden, anlamadan, sorgulamadan tabi olan insanların hayatı, kendi ellerinde ya da kendi kontrollerinde değildir; onların denetimi dışarıdan gelmektedir.

Dalkavuk; Allah ile aldatanın önde gideni, Allah’sızlık iddiasında bulunanı Allah’a iman etmişlerin önünde tutanı! 

Dalkavukluk zalimin nefes alma zeminidir. Dalkavuğun âlimi ise zalimlerin fetva eminidir! 

Halkı Müslüman olan ülkelerde kendilerini Allah’ın diniyle mukayyed görmeyen kralların meşruiyetlerini dinden almak için “yalaka din adamlarına” ihtiyaçları vardır. 

Diyojen bir gün kendine çorba yapmak için çeşmenin başında mercimek ayıklıyormuş.

Onu gören, krala dalkavukluğuyla meşhur Kalisten, Diyojen’in yanına yaklaşarak alaylı bir tavırla ne yaptığını sormuş.

Diyojen hiç istifini bozmadan kendine çorba yapmak için mercimek ayıkladığını söylemiş.

“Sen de benim gibi krala yanaşsaydın mercimek ayıklamak zorunda kalmazdın” dediğinde ise, Diyojen kral dalkavuğuna lafını esirgemeden şu cevabı vermiş:

“Sen de böyle mercimek çorbasına kanaat etmesini becerebilseydin, krala dalkavukluk etmek zorunda kalmazdın”…

İyi adamın kötü adama muhtaç olma felaketini yaşıyoruz. Kahraman diye sağımızda solumuzda dalkavuk taşıyoruz. Oysaki biz kula kulluk etmek için değil, bir tek Allah’a kulluk etmek için yaşıyoruz. Ekâbirlerine tapanlar, onların Allah’a tapmasını gerekli görmeyenler, dalkavukluk tapınağında büyümüş olanlardır. Rabbimiz haber veriyor:

“Ve dediler ki “Rabbimiz!” Biz büyüklerimize/beylerimize uyduk, onlar da bizi yanlış yola saptırdılar!” (Ahzab Sûresi/ 67)

Dalkavukluğun temelinde zulme tapma ve zalimleri alkışlama vardır. Zalimin zulmüne mazeret bulma marazına yakalanmış olandan dalkavukluktan başkası beklenemez.  

“Zulme tapmak adli tepmek hakka hiç aldırmamak
Kendi âsudeyse dünya yansa başkaldırmamak”

Zalimlere karşı sessizlik ve tepkisizlik, dalkavukluk tapınağında büyümüş olmanın alâmetidir. İslâmî değer ve şiarleri kamusal alandan yalanlarla ve yasalarla arındırmak, doğrudan doğruya firavunlardan olmaktır. Bu işi yapanları alkışlamak, bihakkın dalkavuklardan olmaktır.

Dalkavukluk; cahili statükoya muhalif, aykırı şeyler söyleyip konumunu, makamını, maaşını kaybetmek istemeyenlerin yaşama tarzıdır.

“Padişahın canı patlıcan yemek istemiş, musakka pişirmişler, epeyce yedikten sonra doyan padişah demiş ki: 

- Şu patlıcan ne güzel sebzedir. 

Dalkavuk veziri hemen onaylamış: 

- Ağzınızın tadını biliyorsunuz sultanım. Ben de çok severim hem patlıcan öyle lezzetlidir, besleyicidir ve şifa kaynağıdır. Hem 40 çeşit yemeği olur, tatlısı, turşusu bile olur. Sultanlara lâyık bir sebzedir. İnsan yemeğe doyamaz, parmaklarını bile yer. 

Musakkayı fazlaca yiyen padişah gece sancılanır, kıvranır, rüyasında kâbuslar görür, sabahı zor eder. Sabahleyin sarayın aşçısı padişaha:

- Sultanım öğle yemeğine karnıyarık pişirmemi arzu eder misiniz?’ diye sorunca padişah kükrer:

- Bu ne yahu? Her gün patlıcan, her gün patlıcan, sabaha kadar karnımı ağrıttı, kâbuslar gördüm bu sebzenin yüzünden, deyince:

Dalkavuk veziri atılmış hemen: 

- Haklısınız efendim şu patlıcanın neresini beğenirler de yerler, bir türlü anlamıyorum ne yemeği yemeğe benzer, ne tadı tada benzer. Aman padişahım, bu musakkanın yenilmesini yasaklamak lâzım...

Dalkavuk vezirin sözlerine çok kızan Padişah bağırmış: 

- Bre nadan vezir! Daha dün, patlıcanı yere göğe sığdıramayan öve öve bitiremeyen sen değil miydin? Benimle alay mı ediyorsun? 

Zavallı dalkavuk vezir boynunu bükmüş ve demiş ki: 

- Aman haşmetli padişahım, lütfen yanlış anlamayın! Ben patlıcanın değil, sizin dalkavuğunuzum!..

Dalkavuk, kendi menfaatinin kulu kölesidir. O, kendi insanlığına karşı kurmuş olduğu menfaatin hilesidir. Dalkavukluk tapınağında büyümüş olanlar, dünyevi ihtiraslarla büyülenmiş olanlardır. Dalkavukların kimi sihirbazdır, kimi de madrabazdır. Ama hepsi de şeriat terazisinde tartıldığında görülecektir ki yaramazdır!

 

YORUM YAZ