THY- Euroleague

Fransa’da Tarık Ramazan’a kurulan komplo

08 Şubat 2018 Perşembe

İsviçreli bir Müslüman entelektüel ve akademisyen olan Tarık Ramazan, Batı’da geniş bir entelektüel ve medya popülaritesine sahip. Mısır’daki Müslüman Kardeşler’in kurucusu Hasan el-Benna’nın torunu ve aynı zamanda İslam üzerine yenilikçi vizyonu nedeniyle Müslümanlar arasında çok konuşulan bir isim. Batıdaki İslami varlığın özgünlüğünü savunan düşünceleriyle, Müslümanları dinlerinden utanmadan, kabuklarını kırarak özellikle Batı ve Fransız toplumuyla pozitif bir bütünleşmeye davet ediyor.

Fransa Cumhuriyet Savcısı tarafından, Profesör Tarık Ramazan’a yöneltilen tecavüz suçlamasıyla gözaltına alınmasının ardından iki gün içinde başkent Paris’te tutuklanarak hapsedildi. Önceden selefi, şu an laik bir feminist olan Hind Ayari, Ramazan’ı 2012’de Paris’teki bir otelde kendisine tecavüze etmekle, ikinci bir kadın da onu 2009’da Fransa’nın Lion şehrindeki bir otelde tecavüz etmekle suçladı.

Tabii ki, Tarık Ramazan gibi İslam’ı bilimsel olarak savunan ve medya çevrelerinde seküler muhaliflerini düşünceleriyle susturan aktif bir Müslüman düşünürün hedefe konulması garip değil…

Neden şimdi?

Tarık Ramazan’a karşı yürütülen bu kampanyalar şu an Arap bölgesinde ve Körfez ülkelerinde yaşananlardan ayrı olarak değerlendirilmemelidir. Kendisini Avrupa’da İhvan düşüncesini yaymakla suçlayan çevreler, Avrupa’daki Müslümanlarca entelektüel bir referans olarak kabul edilen tek sembol kişiliğin itibarsızlaştırılması için bu davayı ürettiler. 

Arap Baharı’nın patlak vermesiyle halkların haklarını sürekli olarak savunuyor ve Körfez rejimlerine yönelik şiddetli eleştirilerde bulunuyordu. Özellikle eleştirileri nedeniyle hac ve umre yapmasının engellenmesi dahil Suud’a girişinin yasaklanması bunun en açık örnekleriydi. Fransa’nın düşmanlığının ardında da birtakım sebepler mevcut elbette. Tarık Ramazan en popüler TV programlarına ülkenin en ünlü siyasetçi ve düşünürleri ile tartışma programlarına katılıyor, İslam’ın terörizmle anılmasına karşı çıkıyor, kıvrak zekâsı ve derin bilgisiyle Batı’da yaşayan Müslümanların özgüvenlerinin artmasına neden oluyordu. Henüz içişleri bakanı olduğu dönemde Sarkozy’e karşı katıldığı TV programlarında çok takdir toplamıştı. Hatta 2012 Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybeden Sarkozy, Tarık Ramazan’ın düşüncelerinin çok etkisi olduğunu bizatihi kendisi itiraf etmişti.

İsrail›e ve Ortadoğu’daki yeni Siyonist politikaya ve bir zamanlar Fransız televizyonunda Bush’un başlattığı savaşı destekleyen Yahudi aydınlara yönelik keskin bir eleştirmen olması nedeniyle Yahudiler tarafından “anti semitist” olarak suçlanıp hedef gösterilmişti.

Tarık Ramazan karşıtı Müslüman kesimler hangileri?

Özellikle de Sarkozy tarafından kurulan İslam Meclisinde temsil edilen Fransız otoritesine yakın olan resmi dini kurumlar,

Fransızlara karşı Müslümanların haklarını savunmadıkları gerekçesiyle Tarık Ramazan tarafından eleştirilen Cezayir ve Fas devletleri tarafından finanse edilen Paris ve Rabat mescid temsilcileri,

Tarık Ramazan’a en fazla dini hükümleri yumuşattığı gerekçesiyle en fazla selefi-vahhabi kesim karşı çıkıyor. Kendisini siyasi İslam’ın temsilcisi ve Müslüman Kardeşler’in bir üyesi olarak görüyorlar. Onu sözde Kur’an ve Sünneti temel alan İslam dünyasındaki Krallıkları eleştirmesine karşı çıkıyorlar.

Dikta rejimlerin yıkılıp yerine Müslümanların özgürlüğünü savunan bir vizyona sahibi olması nedeniyle bu rejimlerin taraftarlarının düşmanlığına maruz kalmıştır. Mursi aleyhindeki askeri darbeyi kınayan bir kitap yazmış ve Batılı hükümetleri Sisi’ye destek verdikleri için eleştirmiş, Beşar Esad’ı kasap olarak nitelemişti.

Tarık Ramazan’a karşı büyüyen korkunun nedenleri

Birincisi, Fransa’da medyanın büyük bir ilgiyle takip ettiği Müslümanların yıllık buluşma konferansında kendisini dinlemek için farklı akımlardan ve dinlerden 100 bin kişiyi bir araya toplayarak konferans verebilecek bir başka düşünür yok!

İkincisi, İngiltere’de büyük bir etkisi var. İngiliz hükümetinin dini alanda danışmanı ve Oxford Üniversitesi’nde öğretim görevlisi. Amerika ve Afrika’da da ciddi bir takipçi kitlesi var. Avrupa’da insani yardım ve ekonomik projeleri olan Ramazan, her dört yılda bir Fransızca konuşulan ülkelerde ilgiyle takip edilen kitlesel bir konferans veriyor.

Üçüncüsü, sadece ders ve konferans vermekle kalmayıp aynı zamanda gayrimüslimler tarafından da okunup ilgi gören ortalama yılda iki kitap yazarak, Fransa’daki kültür hareketine katkıda bulunuyor.

Öyle anlaşılıyor ki bu çamur tutmasa da iz bırakmak için dahi iyi planlanmış bir senaryodur. Zira Fransız medyasında kabul gören Müslüman tipi, öncelikle kariyer yapmak için İsrail’e ve İsrail’in menfaatine olan konulara bağlılık beyanı eden kimselerdir. Aksi şahsiyetler sürekli “İslamfobia” ve “etnisite” kavramı üzerinden susturuluyor. Herhalde Tarık Ramazan’ın en büyük suçu Batı medyasının her gün sunduğu Müslüman görüntüsü ile asla uyuşmaması.

Kaynak: Arabi21, blogs.aljazeera

 

YORUM YAZ