THY - İstanbul

Öngöremezlik

06 Ekim 2017 Cuma

Çok kutuplu bir dünyamızda örnekler çoğalmaya devam ediyor. Bir iki adımı geriye doğru atıp kısa bir uluslararası veya uluslar ötesi kuş bakışı değerlendirme yapan sade vatandaş hemen bunu idrak edebilir. Çok kutuplu dünyanın en önemli özelliği akışkanlığıdır. İki kutuplu dünyada gördüğümüz sert hatlarla ayrılmışlıklar yoktur bu çok kutuplu zamane dünyamızda. Ayrımlar eskisine nazaran ideolojik de değildir. Bir tarafta serbest piyasacı kapitalistler diğer tarafta korumacı politikalarla komünistler ve varyasyonları yoktur, açık seçik olarak. Bugünkü dünyada ideolojiler hâlâ itici ve çekici güç olarak bulunsa da tabiri caizse arabanın arka koltuğuna geçmiştir. Altyapıda, geride, bilinç ötesinde mevcut, sembolleri ile önde, sahnede, görünürde de ifade edilse ve yer bulsa da, yine de mukayese edildiğinde geridedir. İdeolojik farklılıklar, kendileri üzerinden, yani açıktan savunularak girilen diskurda merkeze oturur ve bütün boş alanları doldururlar. Eskiden gördüğümüz de buydu zaten. Ancak şimdi ideolojik farkındalıkların, ayrışmaların, çeşitliliğin üstü piyasadan, siyasetten bir şeylerle örtülüyor. En olmaz dediğiniz de bu şekilde olur-oluveriyor. Dünyada bir araya gelmez dediğiniz güçler birleşiyor, içtikleri su ayrı gitmez olanlar bir anda farklı köşelere savruluveriyor.

Bugünün dünyasının en önemli bir başka özelliği de bu ideolojik silinmelerle birlikte öne çıkan, öngöremezliktir. İdeolojik çatallanma somuttur, gözle görülür elle tutulur, arkaplana alınmasıyla ortaya çıkan bu yeni durumda yeni gruplaşmaların “case-başed” yani olay ve durum endeksli olarak hiç zaman kaybetmeden yeniden şekillenebilmesidir. Yine bu durum da en olmaz dediğinizi olur hale bir anda getirebilir. Şunu da ekleyelim, o olmaz olacak olabilir ve bizler şaşırabiliriz ama bu şaşırmamız kısa sürebilir, daha doğrusu daha farklı bir şaşırma seansı ile solda sıfır da kalabilir, çünkü şaşırtan yeni gruplaşma bir anda yerini eski haline veya yine bizi daha da hayrete düşürecek olamaz tahayyül edilen yepyeni kollektif hareketlere, gruplaşmalarla da sonuçlanabilir.

Şimdi bakıyoruz, ABD Türkiye ve İsrail üçlüsü çerçevesinde yürütülegelmiş askeri yardımlaşma, mühimmat sirkülasyonu, S-400’lerin Rusya’dan alımı kararı ile başka bir gruplaşma alanına kaymaktadır. Yine başka bir boyutta alışılagelmiş Suudi Arabistan Amerika ortaklığı evrilerek Suudi Arabistan’ın S-400’leri Rusya’dan alma kararı ile sonuçlandı.

Bu arada ABD ile gerek tarihsel ve siyasi olarak gerekse NATO bağlamında ittifak içinde olan Türkiye ABD’nin düşman telakki ettiği İran ile de ilişkilerini stabil olarak tutmakta ve geliştirmektedir.

Üzerinde durulması gereken bütün bu yakınlaşmaların zamansal ve mekansal olarak değerlendirilmesi gerektiğidir. Yoksa kimse kimseye ebediyen ve bütün alanlarda mecbur değildir. Bir ikili yahut çoklu ittifak bir tarafta desteklenirken diğer bir tarafta da bununla örtüşmeyen koalisyonlar kurulabiliyor.

 

YORUM YAZ