Las Vegas

03 Ekim 2017 Salı

Amerikan kültüründe Las Vegas’ta ne olursa orada kalır diye kullanılan yaygın ifade Vegas kültürüne atfen söylenir. Her türlü rezaletin yaşandığı, kumardan içkiye insanoğlunun bataklıklarından ne varsa mevcuttur bu bölgede. Hayır, tabii ki ABD’nin başka yerlerinde de vardır bunlar veya dünyanın farklı yerlerinde ama Vegas deyince ilk akla gelenlerin bunlar olması mevzubahis eyaletle ilgili ülkenin popüler kültüründe anlatıcıdır. Bu şehri gündemimize sokan dün orada yaşanan terör saldırısı. Evet, an itibariyle yüze ulaşan ölü sayısı ve beş yüzleri aşan yaralı sayısıyla Amerika tarihindeki en büyük toplu katliamdan söz ediyoruz. Uzun namlulu on adet otomatik tüfekleri ard arda ateşleyerek bulunduğu otel odasının otuz ikinci katındaki pencereden konser için toplanmış kalabalığa gecenin bir vaktinde saldıran Stephen Paddock adında 64 yaşında bir yaşlı adam. Saldırının şahitlerine göre, yirmi iki bin kişinin toplandığı alanda on-on beş dakika süren bir katliamı gerçekleştirdi bu adam. Peki Paddock siyahi mi hayır, Müslüman görünümlü buğday tenli mi hayır, Müslüman mı hayır, Asya kökenli mi hayır, ABD Başkanı Donald Trump kadar bembeyaz ve hatta sarışın bir adam. Buradaki tasvir postkolonyal değerlendirme çerçevesinde yapılacak ölçme ve tartma aracıdır sadece. Yoksa rengin, şeklin şemalin ne önemi olabilir ki bir katliamda....

Yoksa olabilir mi....yoksa yoksa tam tersi mi... Saldırının üzerinden geçen on iki saate rağmen henüz yetkililer tarafından “terör” kelimesi telaffuz edilmedi. Ama ilk andan itibaren ne telaffuz edildi!? “Lone Wolf” yani yalnız kurt tanımlaması. Ne demektir bu? Kendi halinde, tek başına yaşayan, hiçbir bağlantısı olmayan bir kötü, bir kurt adam.

İlginçtir, ölü olarak ele geçirilen saldırgana ulaşır ulaşmaz, yalnız kurt tasvirini rahatlıkla yapabildi yetkililer. Bilmeyebilecekler için açıklamakta fayda var: Amerikan devlet makinasında ve dolayısıyla bürokrasisinde normal olarak çok temkinli konuşmak bir gelenektir. Bir başka ifadeyle emniyet güçleri, sağlık yetkilileri, belediye çalışanları ve benzeri konumda halkla birebir temas halinde olan devlet sektörü yetkilileri kamu açıklamalarında ellerinden geldiğince spesifik ve zaman zaman da ellerindeki bilgiye orantılı olarak temkinli cümleler kurarlar. Burada tek bir istisna vardır. O da terör saldırıları. Saldırganın ırkı, yaşadığı bölge ve hatta yaşı göz önüne alınarak hemen ilk “kanaat” ortaya atılır ve zaman içinde de bu zihinlere işlenir. Bu kadar kısa sürede, bu denli temkinli konuşma terbiyesi almış bir ekip nasıl olur da hemen bir kanaat geliştirir bu ilginçtir...

Tıpkı Norveçli Brevrik’in yetmiş yedi kişiyi kısa mesafeden öldürdüğü o menfur katliamda olduğu gibi. Katil aylarca Müslümanları öldüreceğini internet üzerinden yayınlamış, burada da bırakmamış bunun Hıristiyanlık adına yapılması gerektiğini ifade etmiş ama bir türlü yetkililer “t” kelimesini telaffuz edememişti. Ne katliam öncesi ne de sonrası...

 

YORUM YAZ