“Sykes-Picot” ve Kürtler Üzerinden Yeni Oyunlar (2)

30 Eylül 2017 Cumartesi

Orta Doğu’da yaşananlar, rastlantısal, kendiliğinden, spontane olaylar değildir. 

ABD’nin öncülüğündeki Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) hazırlıklarının 1980’li yıllara değin uzandığı biliniyor. 

Projenin uygulanmasına 1990’lı yılların başlarında, Birinci Körfez Savaşı ile başlandı.

Irak’ın ABD ve İngilizlerin ortak operasyonu sonucu işgaliyle devam etti. 

Demokrasi, barış ve kimyasal silah ile teröre destek gibi bahaneler üzerinden gerçekleşen işgalin asıl hedefi, yeni gizli plana zemin hazırlamaktı.

Gelinen noktada dikiş tutmayan eski statüko yani o gizli anlaşma planı olan “Sykes-Picot” yerine yeni bir gizli plan uygulamaya kondu.

Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek için gerekli olan alt yapı böylece oluşturuldu ve yeni formüller ileri sürülerek, Irak resmen bölünme sürecine sürüklendi. 

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, İngiliz Haber Ajansı BBC’ye verdiği röportajında “Sykes-Picot başarısız oldu. Bölge için yeni bir formül bulunmaya çalışılıyor. 

Ben bu yeni formülde Kürtlerin tarihi taleplerini ve bağımsızlık haklarını alacaklarından eminim” diyor ve beklentilerini ortaya koymuş oluyor. 

Yeni planı uygulanan politikalarından anlamak mümkündür. 

Osmanlı sonrası bölünen topraklar daha da küçültülüyor.

Bu plan üç aşamalıdır. 

Birinci aşaması Kuzey Irak’ta Bağımsız Kürdistan oluşturmak suretiyle Irak’ın bölünmesi.

İkinci aşama Suriye’dir. 

Önce otonom, ilerleyen yıllarda referandum sonucu Suriye’nin Kuzeyinde bir terör devleti kurdurmak.

Üçüncü aşama ise Türkiye’dir.

NEDEN TÜRKİYE?

Çünkü; Türk milleti, tarihi geçmişi, devlet tecrübesi, zalime karşı mazlumu sahiplenme karakterine sahiptir.

Çünkü; asırlarca alem-i İslam’ı koruma ve kollama gibi kutsal bir görevi sürdüren Türkler inandıkları değerler uğruna savaşmaktan korkmayan bir millettir.

 Çünkü; Türk - İslammedeniyetinin mimarı olan milletimiz bu güzel hasletleriyle tanınmıştır. 

Dostları bu hasletlerinden dolayı onu sever. 

Türk milleti bu hasletlerinden dolayı Siyonist Yahudiler ile emperyalist güçlerin korkulu rüyasıdır.

Milletimizin kurduğu o ihtişamlı devletler bugün tarih olduğu halde, emperyalist ve Siyonistler, korkularını hala aşamadılar.

Onun için Kuzey Irak’ta referandum, Suriye’nin kuzeyindeki ihanet hesaplarının asıl hedefi Türkiye’dir. 

Bizde bazı çevreler aslını inkâr etse de emperyalistler ve Siyonistler hâlâ bizi Osmanlı olarak görmektedirler. 

ALEM-İ İSLAM’IN HAMİSİ TÜRKLER

Emperyalist ve Siyonist güçlerin Türk milletine karşı oluşun bir diğer sebebi milletimizin alem-i İslam’a bayraktarlık yapmış olmasındandır.

Türkiye, Filistin meselesinde bir sürü “Arap” devletinden daha net tavır ortaya koyuyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Siyonistlere vurduğu Osmanlı tokadı “One Minute” çıkışı bunlardan biri idi.

Bu gelişmelere bakınca da Türkiye halkının uyanış ve kendine gelişi, Batılı emperyalist devletler ile İsrail için hem yakın hem de uzak bir tehdit olarak kabul ediliyor. 

Çünkü hâlâ Bizans entrikalarının izini süren Batılı emperyalistlere karşı direnebilen, karşı politikalar geliştiren tek ülke Türkiye’dir. 

Ve yine Ortadoğu’da İsrail’e gerçek anlamda engel olabilecek potansiyele yalnızca Türkiye sahiptir.

Batının ve Siyonist İsrail’in Türkiye karşıtlığı ve Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’a düşmanlığının asıl sebebi işte bundandır. 

 

  • Mustafa yıldızMustafa yıldız1 ay önce
    Abi islamda türklere yapılan ilk değil sonda olmayacak birliğimizi ve dirliğimizi ve saflarımızı sıklaştırmalıyız