THY - Orta Avrupa Mayıs 2018

İşgalci, soykırımcı ve kolonyalist olan Türkler değil Fransızlardır

03 Şubat 2018 Cumartesi

İşgalci, soykırımcı ve de sömürgeci olan Türkler değil, başta Fransızlar olmak üzere Batılılardır. 

Zira, kolonyalizmBatılıların karakteristik hastalığıdır. 

Fransa’nın katliamları hâlâ hafızalarda canlılığını korurken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ‘Ermeni Soykırımını Anma Günü’ ilan edileceğini ve ‘soykırımın inkarını’ yasaklayan bir yasanın da parlamentoya getireceğini açıklaması siyasi ahlaksızlıktır.

Ayrıca “Afrin operasyonu işgale dönüşmesin” şeklindeki uyarısı ise bir skandaldır.

Çünkü, Türk milletinin tarihinde ne işgal ne de soykırım vardır. 

Amma; Batılı emperyalist devletlerin tarihi, soykırım ve katliamlarla doludur. 

Fransızlar ise bu insanlık faciasında ilk sıralarda yer almaktadırlar.

Macron’un selefleri François Hollande ve Nicolas Sarkozy, uluslararası düzeyde bir varlık göstermemişlerdi. 

Macron, bazı çıkışlarla uluslararası toplumda Fransa’yı gündeme taşıyan lider olma uğruna ‘Türkiye karşıtı’ bir politik tavır takınmaya başladı.

BM-Güvenlik Konseyi üzerinden bir netice alamadığı gibi“Afrin operasyonu işgale dönüşmesin”uyarısı ciddiye bile alınmadı. 

Çünkü Türkiye; operasyon öncesinde olduğu gibi her fırsatta Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olduğunu tek hedefinin ise hem Suriye hem de Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden terör unsurları olduğunu açık olarak beyan etmiştir. 

Şimdi, Macron, seleflerinin kirli izini sürerek sözde ‘Ermeni Soykırımı’ yalanına sarıldı.

Kısacası Macron, ülkesindeki Ermenilerin desteğini alma ve Türkiye karşıtı cephede yer bulma adına son kozlarını oynuyor.

Zira bu düzmece belgeler ve yalan iddialar yeni değildir.

Ancak; Fransızların kanlı tarihi iddia değil tescillenen gerçeklerdir.

FRANSIZLARIN KANLI TARİHİ

İnsan hakları örgütleri ve tarihçiler, Fransa’nın 1830-1962 yıllarında Cezayir’deki 130 yıllık işgalinde 1.5 milyon insanı katlettikleri iddia etmediler, belgelemişlerdir.

Sadece 1954-1962 arasındaki bağımsızlık savaşında ve Paris’te 17 Ekim 1961’de protesto düzenleyen 45 bin Cezayirli, Fransız asker ve polisi tarafından katledilmiş. 

Fransa sadece Cezayir’de değil, bugün birçoğu açlıkla mücadele eden Fas, Tunus, Yeni Kaledonya, Madagaskar, Haiti, Komor, Senegal, Mali, Fildişi Sahili, Gabon, Kamerun, Gana, Gine, Benin, Ruanda, Laos, Senegal ve Orta Afrika Cumhuriyeti gibi Afrika ülkelerini hâlâ sömürmeye devam etmektedir. 

Fransa’nın sömürdüğü Afrika ülkelerinden yıllık 500 milyar dolardan fazla gelir elde etmektedir.

 

Yakın tarihin en büyük insanlık facialarından biri 1994’te Ruanda’da yaşandı. 800 bin Tutsi ve ılımlı Hutu’nun ölümüyle sonuçlanan soykırımda Fransızlar aktif rol almıştır.

Tarih sayfalarında Fransızların gerçekleştirdiği soykırıma varan toplu katliamlar, saldırı ve işgaller. Tehcir ve işkence gibi insanlık adına utanç verici bilgi ve belgeleri mevcuttur. 

ÖZÜR VE TAZMİNAT

Cezayir’i ilk kez ziyaret eden Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 1850’lerde öldürülen Cezayirli direnişçilerin Paris’teki İnsan Müzesi’nde tutulan kafataslarını, ayrıca, bir kısmı 1518-1830 Osmanlı dönemine ait olan ve Paris’e kaçırılan 18 bin vesikayı Cezayir’e iade edeceğinin sözünü vermişti. 

Fakat bu sözler hâlâ yerine getirilmedi.

Macron, seçim kampanyası sırasında Fransa’nın bir sömürgeci olarak Cezayir’de yaptıklarını ‘insanlığa karşı suç’ diye nitelemiş ve “Fransa, Cezayir’den özür dilemeli” dese de Cezayir’i ziyareti sırasında seleflerinin izinden gidip herhangi bir özür açıklaması yapmadı.

Bir barbarlık örneği olan sömürgecilik aynı zamanda insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. 

Bu sucu defalarca dünyanın çeşitli bölgelerinde işleyen Fransa şimdiye kadar suç işlediğini sözlü olarak kabul etse de resmen özür dileyip tazminat ödemeye yanaşmıyor.

Fransa, şimdiye kadar hep ‘eski defterleri kapatıp’ geleceğe bakmak gerektiğini savundu, savunuyor.

Aynı Fransa ise bu tarihi gerçekler ortada iken utanmadan Türkiye’ye karşı diğer emperyalist Batılı devletler gibi düzmece belgelerle suçlamalarda bulunmaktadır.

Bu girişim siyaseten ve devletler hukukuna göre hiçbir anlam ifade etmez. 

Çünkü bu iddialar doğru değildir ve bizim için de bu yöndeki suçlamalar ile kararlar yok hükmündedir.

 

YORUM YAZ