THY - İstanbul

İhanetin içimizdeki kökleri

31 Ocak 2018 Çarşamba

Elbette herkes fikrini söylemekte serbesttir, ancak makul ve ölçüler içinde olması şartıyla yapılmalı. 

Bu hakkı kullanırken, kendileri dışındaki kitlelerin sabır sınırlarını zorlayan cümleler kullanılmamasına dikkat edilmeli.

Ayrıca, zamanlama ve içinde bulunulan şartlar ile halkımızın hassasiyetleri ve vicdanının incitilmemesine de azami ölçüde dikkat edilmeli. 

Savaşa karşı olmayan insan düşünemiyorum. 

Çünkü savaş demek yıkım ve ölüm demektir. 

Ancak, dış destekli terör saldırısı ve tehditleri ile ülkemize karşı emperyalist güç odaklarının asimetrik savaş sürdürürken, devlet ve millet adına bir karşı mücadele kaçınılmaz olur.

Dış destekli bölücü ihanet örgütleri olan PKK-DHKP-C, PYD/YPG ile FETÖ ile mücadelede büyük bir fedakârlık içinde ve hukuka uygun olarak yapılmasına destek ise milli görevdir. 

Terör örgütlerinin kanlı eylemlerini hiçbir zaman kınamayan, terörist eylemler yerine, çatışmagibi yuvarlak cümleler kuran TTB Merkez Konseyi’nin Türk devlet ve milletiyle şanlı ordumuzu hedef alan bir bildiriyi yayınlaması asla kabul edilemez. 

Bu teşkilat, ‘gezi olayları’ başta olmak üzere ülkemizi savaş alanına çeviren eylemlerin de destekçisi olduğu bilinmektedir. 

İşte o TTB Merkez Konseyi gerçek yüzünü bu açıklamayla bir kez daha göstermiş oldu.

Diyarbakır’da PKK tarafından şehit edilen Doktor Abdullah Biroğlu’nun ölümü ile ilgili PKK’yı kınayamayan TTB, devletimizin ve milletimizin milli çıkarları için Afrin’e yapılan ‘Zeytin Dalı Harekatı’na karşı tavır takınması tek kelimeyle bir ihanettir.

Paris’teki saldırılar konusunda “bu saldırılar Fransa politikalarının yanlışlarından kaynaklanıyor” diyen gazeteci hapsedildi.

Londra’da meydana gelen olaylar konusunda terörü öven paylaşımlarda bulunanlar suçlu bulunmuştur.

Hiçbir siyasi parti ve STK bu gelişmelere eleştirel olarak yaklaşmadı ve ‘Fikir Özgürlüğü’ şeklinde de değerlendirmedi.

CHP SUÇ ORTAĞI

Demokrasiyle yönetilen ülkede siyasi muhalefet, iktidar kadar sorumludur. 

Ülkenin ve milletin değerlerini koruma ve yüceltmek her siyasi hareketin asli görevleridir. 

Bu ülkede siyaset yapmak, bu milleti millet yapan değerlerle barışık olmak ve siyaseti halka rağmen değil halkla beraber yapmak gibi zorunluluk vardır. 

Ana muhalefet CHP’nin bu gerçeklere uygun hareket etmediğine şahit oluyoruz. 

 CHP, bu milleti millet yapan değerlerle kavgalı olduğu gibi siyaseti de halka rağmen yapma alışkanlığını bir türlü aşamamıştır. 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, her konuda olduğu gibi Afrin operasyonunda da maalesef milli bir politika ortaya koyamamıştır.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, o kadar hızlı pozisyon değiştiriyor ki, havarileri olan yönetim kadroları ona ayak uydurayım derken, bir sağa bir sola savruluyor ve sürekli ofsayta düşüyorlar. 

Bölücü ihanetin siyaset arenasındaki temsilcisi HADEP ile ortak politik tavırlarının yanında Türkiye aleyhinde başlatılan her ihanet eylemine CHP bir şekilde destek olmaktadır.

Hatta bazen bilerek bazen de bilmeden ihanet derecesinde hatalar yapılıyor.

CHP milletvekilleri Barış Yarkadaş, Sezgin Tanrıkulu ve Öztürk Yılmaz’ın Özgür Suriye Ordusu hakkında dengesiz açıklamaları bağırsak gürültüsünden başka bir şey değildir.

CHP Genel başkanı Kılıçdaroğlu’nun  TTB (Türk Tabipler Birliği) Merkez Komitesinin ihanet bildirisini “fikir özgürlüğü” olarak değerlendirmesi ise gerçekten utanç vericidir.

Özgür Suriye Ordusu’nun suçlayan emperyalist güçler ve terör örgütleridir. 

CHP ise Suriye halkının hak ve özgürlüğü için savaşan ÖSO’ya benzer suçlamaları ise, şer güçlerin karalama kampanyalarına çanak tutmaktır.

Türk devleti ve milletini aşağılayan, TSK’nin moral ve motivasyonunu bozmaya yönelik olan bu girişim, ne fikir özgürlüğü ve ne de savaş karşıtlığı gibi maskeli beyanlarla üstü örtülemez. 

Bu düpedüz bir ihanet bildirisidir. 

CHP, bu ülkede iktidarın meşru sahibi şimdiye kadar olamadığı gibi bu yanlış politikalarıyla bundan sonra da olamayacaktır.

Unutulmasın ki; Cumhurbaşkanımız ve başkomutanımız Sayın Erdoğan’ın her fırsatta dillendirdiği “Tek devlet, Tek millet, Tek bayrak ve Tek vatan” gibi değerler, halkımız nezdinde kitlesel kabul bulmuştur.

Bu değerlere saldırı ve hakaret edenler ve destekleyenler bu milleti karşısında bulacaktır. 

Herkes haddini ve yerini bilecek. Zira bu ülke sahipsiz değildir …

…Ve herkes bilsin ki:

Bu millet; hep birlikte kefen giyip ihanetlere karşı canı bahasına mücadele etmeye hazırdır.

 

YORUM YAZ