Cenevre Tiyatrosunda Suriye Buhranı...

Suriye’nin geleceğiyle ilgili en büyük sorun göstermelik diplomatik girişimler ve sonuçsuz kalan görüşmelerdir. 

İşte o başarısız görüşmelere bir yenisi daha eklendi ve Cenevre III yapılıp yapılamayacağı ben yazıyı hazırladığım zamana kadar  netleştirilemedi. 

Ya sadece Şam yönetiminin temsilcileriyle tek taraflı olacak veya bir başka tarihe ertelenecek. Muhalefetin katılımını sağlamak için BM devrede. Suriye Muhalifler Cephesi, sivillere ve sivillerin hizmetindeki tüm sağlık birimlerine yönelik saldırıların durdurulmadığı ve  hava operasyonlarının son bulmadığı gibi şehir ve kasabalardaki kuşatmalar kaldırılıp insani yardım ulaşımına izin verilmediği takdirde görüşmeleri boykot edecekleri açıklandı. 

Muhalefet Cephesi çok haklı...

Çünkü; bu haklı taleplerin  karşılanacağı sözü BM yetkililerince söz verildiği halde maalesef  hava saldırıları  ve kuşatmaları hala devam etmektedir. 

Görüşmelerin sıkıntıya girmesinden en çok Avrupa Birliği  endişeleniyor. Akan kanın durdurulamadığı için değil, kendileri için büyük sıkıntı olan sığınmacı krizinin büyümesinden korktukları için endişeleniyorlar...

Uluslararası Toplumun bir kere daha çuvalladığı açıkça  görülmektedir. 

Avusturya’nın başkenti Viyana’da 30 Ekim 2015’de düzenlenen Suriye Konferansına Amerika, Rusya, Türkiye, Suudi Arabistan ve İran’ın da içinde bulunduğu 17 ülkenin dışişleri bakanları katılmıştı.  

‘Viyana formatı’ olarak anılan Suriye görüşmelerinin devamında Cenevre I ve Cenevre II,  Şam ile muhalefet arasında 1 Ocak itibariyle ateşkes ilan edilmesi, görüşmelerin başlaması, Suriye’de 6 ay içinde geçiş hükümeti kurulması ve sonrasında yeni anayasa ile seçimlere gidilmesi kararı alınmıştı. 

Bu görüşmelerin en sonuncusu Aralık 2015’te New York’ta yapılmış ve Viyana’da alınan kararların uygulanmasına karar verilmişti. 

Konferansların, görüşmelerin, diplomatik temasların ve alınan kararların Suriye’de bir işe yaramadığı ve 1 Ocak’ta ‘ateşkes’e uyulmadığı gibi Rus savaş uçaklarının hava desteğindeki Suriye Ordusu, İran ve Hizbullah’tan oluşan kara güçleri muhalefet cephesine saldırılarına devam ediyor. 

Suriye’de hala savunmasız masum insanlar öldürülüyor. Ülke dışına kaçış ve ülke içinde göç devam ediyor. 

Kimse Cenevre görüşmelerinden ümitli değil. Sihirli bir masa etrafında Suriye kördüğümünü çözecek iyi niyetli siyasi iradenin var olduğuna da inanan yok. 

Bunlar oyalama taktikleridir.  Cenevre I ve Cenevre II’de olduğu gibi bu seferde tatminkâr uzlaşma noktaları bulunamayacak. Zaten böyle bir beklenti de yok. Çözüm konusunda herhangi bir iyi niyet belirtisi olmadığı gibi Uzarlaşma konusunda sadece taraflar arasında değil, dış aktörler arasında da derin ayrılıklar var.  

PYD RESMEN DIŞLANDI

Uzun zamandır PKK terör örgütünün Suriye uzantısı PYD, Washington, Brüksel ve Moskova’da temsilcilikler açarak meşruiyet kazanmak için çok yönlü girişimlerde bulundu. Bölgede taşeron örgüt olarak işbirliğine hazır olduğunu bildirerek destek istedi. 

PYD’nin hedefi Cenevre Konferans’larına temsilci gönderebilmekti. Temsilci gönderemese de gündemde kalmak bakımında belli ölçüde başarılı da oldu.  

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov; “PYD olmadan olmaz” diyerek PYD’yi sahiplendi. ABD yönetimi de “PYD’yi PKK’den ayrı tutuyoruz” açıklamasıyla Ankara’yı ikna etmeye çalıştı. Fakat Ankara kararlı duruşunu sürdürdü ve PYD, Türkiye’nin boykot tehdidi yüzünden Cenevre’den dışlandı.

Aralık 2015’te Suudi Arabistan’ınöncülüğünde Riyad’da oluşturulan Yüksek Müzakere Heyeti’ni tespit etmek üzere toplanan Suriye Muhalefeti, PYD’yi aralarına kabul etmedi. 

PYD dışında 16 ayrı Kürt partisi ve çok sayıda sivil toplum Kuruluşu Suriye Muhalefeti ile hareket ediyor.  Suriye Muhalefeti adına Cenevre’de bulunan Yüksek Müzakere Heyeti içinde Kürtler de bulunuyor.

Çünkü PYD, Kobani’nin DAEŞ’in eline düşmemesi için Özgür Suriye Ordusu’nun desteğine rağmen PYD bölgede oluşturduğu kantonlarda Türkmen ve Araplar ile kendileri gibi düşünmeyen Kürtlere yönelik etnik arındırma operasyonları yaparak Suriye’nin kuzeyinde Irkçı bir yapı oluşturdu. 

PYD, PKK’nın Suriye’deki uzantısı ve Şam yönetiminin işbirlikçisi bir terör örgütü olduğu için aslında Cenevre görüşmelerine Şam yönetiminin heyeti içinde bulunmalıydı. Zaten Moskova’da bunu istiyordu.

  ABD VE AB SURİYE DEVRİMİNE İHANETİ

Suriye’de ‘Halk Devrimi’nin önündeki en büyük engel dış aktörlerdir. Suriye krizi başladığından beri Türkiye, ABD ve AB’nin başını çektiği ‘Suriye Halkının Dostları’ grubu 111 ülkenin ilk hedefi Şam rejimini ve Esad’ı bertaraf etmekti. Uluslararası toplumun sorumluluk almaktan kaçması sonucu bu hedef tutturulamadı.

ABD ve AB,  Rusya’nın Suriye’ye fiilen müdahil olması sonrasında politikalarını değiştirerek Rusya ve İran ile farklı bir pazarlığa girdi. 

Peki, ne oldu da 2012’de ABD Başkanı Barack Obama’nın Esad’ı devirmek için askeri operasyonu dahi düşündüğü ve “Kimyasal silahların kullanılması kırmızı çizgimizdir” dediği, Esad’ın kendi vatandaşlarına karşı kimyasal silah kullandığı Birleşmiş Milletler (BM) tarafından teyit edilmiş olduğu halde onu cezalandırma yerine iktidarını sürdürmesi yönünde siyasi bir tercih kullandı? 

ABD ve Avrupa, Rusya, İran ve Suriye konusunda birlikte bir sonuç alabilmek için  “Esad hemen gitmeli” görüşünden “Esad geçici hükümette rol alabilir” noktasına geldi. 

Küba ve İran’la şiddet olmadan uzlaşma sağlayan Obama, Suriye konusunda da benzer bir yolu denemek adına politikalarını değiştirdi. 

Sonuç olarak diyebiliriz ki; ABD, AB, Rusya ve İran’ın Suriye üzerinden Ortadoğu’daki çıkar politikalarının bedelini Suriye halkı ödüyor..

 

YORUMLAR
600

Dikkat: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak Tüm yazıları için tıklayın »