Barzani’nin çöküş hikâyesi

21 Ekim 2017 Cumartesi

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY)’nin bağımsızlık referandumu, kendi soylarından oluşan aşiret veya kabileciliğe dayalı bir yapının devlet sistemine dönüşmesinin ilk girişimi değildi. 

Bazen kendilerine vaatlerde bulunan emperyalist devletlerin çıkarcı politikalarının kurbanı oldular. Bazen isyanların başarısızlıkla sonuçlanmasıyla hayal dünyaları yıkıldı.  

….Ve bazen de kendi bünyelerinde devam eden iktidar kavgalarının sebep olduğu aşiretlerin birbirine ihanetleri sonucu hezimete uğradılar.

Kısacası, Kürtlerin tarih boyu devam eden bağımsızlık hedefi her seferinde hüsranla sonuçlandı.

Yukarıda sıralananların hepsi hiç şüphesiz önemli sebeplerdir, ancak en önemli sebep ise kabile veya aşiret yapıları aşılarak ulusal birliğin oluşturulamamasıdır. 

Bu sadece Kürtlere mahsus bir olgu değildir.  

Kabile veya aşiret devletlerinin sonu hep böyle olur. 

DEVLET VE MİLLET OLMANIN ŞARTI

Millet, tarihî ve sosyolojik bakımdan belirli bir aşamaya ulaşmış, belirli nitelik ve şartları, özellikleri olan bir topluluktur.  

Diğer bir ifadeyle; “Millî birlik ve beraberlik”, millet ve devlet olmanın temel ilkelerinden biridir. 

Bu kültürü geliştirip hayata geçiremeyen toplumların millî egemenlik ve millî bağımsızlık elde etmeleri mümkün değildir. 

Kuzey Irak’taki Kürtler de aşiret oligarşisini aşarak ulusal birlik içinde milli bir devlet yapısına dönüşemedi. 

Barzani, toplayıcı ve birleştirici, kaynaştırıcı bir siyasi irade ortaya koyamadı.  

Bunun en bariz örneği 3 yılda kazandığı toprakları 48 saatte kaybetmesidir.

Barzani yönetimi, “Kerkük’e müdahaleyi savaş ilanı sayarız”  tehdidinde bulunmuştu.  

Binlerce Peşmerge’yi bölgeye yığıp halka seferberlik çağrısı yapmasına rağmen bu bölgeler bir iki yerdeki kısa süreli çatışmalar dışında direniş olmaksızın teslim edildi.

Çünkü;Avrupa devletleri sınırlarını kaldırırken, bin yıldır bir arada yaşayan aynı dinin ve kültürün çocukları arasında yeni duvarlar örmenin kime ne faydası var? 

Ayrıca, bağımsızlığı taşıyacak ve koruyacak siyasi, ekonomik ve de askeri altyapının olmaması gibi faktörlerin hesap edilmediği anlaşılmaktadır. 

Tarih boyu iç savaşlar, isyanlar ve ihanetlerde süre gelen Kürtlerin iktidar ve devlet olma hedefi her seferinde olduğu gibi son olarak da KuzeyIrak’ta hezimetle sonuçlandı.  

KEŞKE 

Biz, millet ve devlet olarak, Türkiye içinde ve Türkiye sınırları dışındaki Kürtlerle hiçbir sorunumuz yok.  

Her zora düştüklerinde onlara kapılarımızı ve gönüllerimizi açtık.

Kürtler bizim kardeşlerimizdir ve bin yıllık beraberliğimiz var. 

Biz, Kürtlere değil, Kürtleri istismar eden ve emperyalist güçlerin işbirlikçisi Kürtçülere ve terör örgütlerine karşıyız. 

Bu konuda Barzani diğerlerinden farklıydı ve bize en yakın olan liderdi.   

Irak, Baas rejimi ve sonra da diğer rejimlerce Kürtlere yapılan ayrım, baskı ve zulümlere karşı uzun yıllar süren direniş ve isyanların sembol isimlerden olan Barzanî Ailesi’nin günümüzdeki lideri Mesud Barzanî, bu sefer, içine düştüğü oyunun girdabından kurtulamadı ve kendisine de kendi halkına da yazık etti. 

Keşke Barzani, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı dinleseydi ve bağımsızlık referandumu yanlışından vazgeçseydi. 

Keşke, Kerkük başta olmak üzere Türkmen topraklarını işgal ederek zorla göç ettirip şehir, kasaba ve köyleri Kürtleştirme ihanetine kalkışmasaydı.  

Keşke Barzani, Türkiye’nin sahiplenme ve her alanda yardımına koşan Türkiye’ye karşı ‘ahde vefa’ gösterebilseydi. 

Ama o inatta ve yanlışta ısrar ederek, her zora düştüğünde yardımına yetişen Türkiye’nin kapılarını kapatmasına sebep olmuştur.  

Barzani’nin fırsatçı yaklaşımları ve beceriksiz politikaları yüzünden zor bir mücadele sonucu elde edilen kazanımlar kalıcı bir statüye kavuşturulamadı. 

Barzani, hem başarısız oldu hem de tüm servetini iki zar uğruna kaybetmiş bir kumarcı durumuna düştü.  

…..Evet, acı ama gerçek.

Barzani’nin çöküş hikâyesi işte bu.  

 

  • İMSETİMSET1 ay önce
    BU YORUMUNUZ YAYINLANMIŞTIR... Arkadaşlar Bir Ülke Uğrıunda ölen İçin Vatandır der şair Ata toprakları doğdukları toprakları için savaşmayanların ülkemiz suriye ile sıcak bir savaşa girdiğinde kendi toprakları için savaşmayan bu adamlar benim ülkeö içöin savaşırlarmı zannediliyor sultan murat tümeni komutanı askere ihtiyacımız var erzak, teçhizat, mühümmat ve barınak sıkıntımız yok diye çağrı yapmıştı da hiç kimse bu çağrıya uyup öz vatanları için cepheye koşmamıştı. Yaşlıları, kadınları ve çocukları ile bunların ihtiyaçları için kalacaklar hariç eli silah tutan tüm suriyeliler cepheye sürülmeli gitmeyenlere asker kaçağı muamelesi yapılıp gerekli askeri ceza verilmeli hatta sınırdan alınmamalı