THY - Trabzon

ABD, dünyayı felakete sürükleyen girişimleri

17 Ocak 2018 Çarşamba

Emperyalist devletlerin sömürgeci politikalarının sebep olduğu istikrarsızlık giderek daha tehlikeli bir hal almaya başladı. 

ABD’nin uluslararası hukuku hiçe sayan girişimleri ile istikrarsızlığa öncülük eden ülkelerin başında gelmektedir. 

Kudüs kararı, İran’da yaşanan karışıklıklar ve Kuzey Kore ile restleşme gibi kışkırtıcı politikaları fiyaskoyla sonuçlanan Amerika, şimdi Suriye’nin Kuzey’inde bir “terör ordusu” kurmaya hazırlanıyor.

Terör örgütü PKK’nın uzantısı PYD/YPG’nin öncülüğünde Amerika’nın oluşturduğu “Suriye Demokratik Güçler” şimdi “Sınır Güvenlik Gücü” adı altında 30 bin kişilik bir orduya dönüştürmeye kalkışması ABD’nin bölgeye yerleşme niyetinde olduğunu göstermektedir. 

4 bin TIR dolusu ağır silahlar ve askeri malzeme bu amaçla Suriye’nin Kuzeyine taşınmış ve PKK’lı teröristler ABD ordusunun subayları tarafından eğitilmektedir. Unutulmasın ki PYD /YPG ve SDG gibi isimler altındaki yapılanmaların merkezinde PKK vardır. 

ABD’nin PKK merkezli terör örgütleriyle işbirliği girişimi, bölge açısından olduğu kadar dünya barışı içinde son derece tehlikeli bir girişimdir. 

Geçmişte Amerika’nın politikalarına teslim olmayan ülkeleri “terör örgütlerine destek” vermekle suçlayan ABD, şimdi bu suçu bizatihi kendisi işlemektedir. 

Amerika uzun zamandan beri milyonlarca dolar tutarındaki silahların yanında teröristlere 200 ila 700 dolar arasında değişen maaşlar dağıtmaktadır. Aslında bu “Terörist Ordu’nun oluşumu 2014’den beri devam etmektedir. 

Hâlâ ABD, bu “Terör Ordusu”nu ne amaçla? kimin için? ve kimlere karşı? oluşturduğunu açıklamış değil. Sanırım onu da yakın zamanda kanlı saldırı ve eylemleriyle ortaya koyacaktır. 

ABD’nin bu girişimi Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğine hiçe saymak demektir. Diğer bir ifadeyle bu girişim bir işgaldir.

Çünkü başka bir ülkenin içinde ve o ülkeyi bölmek isteyen hatta bölge ülkeleri içinde tehdit olan terörist bir örgütü silahlandırmak beynelmilel hukuka göre suçtur. 

Amerika’nın bu kalkışması asla meşru değildir ve devletler hukukuna aykırıdır. 

ABD Başkanı Trump, daha önceleri DEAŞ terör örgütünün bitirilmesinden sonra Suriye’den çekileceğini ilan etmişti. Aynı Başkan Trump, DEAŞ bittiğinde YPG’ye dağıtılan silahların toplanacağını hatta Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde PYD’ye silah sevkıyatını durdurma emrini verdiklerini söylemişti. 

Ancak bu sözlerin doğru olmadığı ve ABD Başkanı Trump’ın bir yalancı olduğu gerçeği ortaya çıkmış oldu. 

OPERASYON TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİ İÇİN ŞARTTIR

Türkiye’nin kendi güvenliği için terör unsurlarına yönelik Menbiç ve Afrin’e yönelik operasyonlara hazırlandığı bir dönemde ABD’nin terör örgütlerini silahlandırıp bir ordu oluşturmaya kalkışması bir ihanettir. 

Türkiye’ye yönelik bir düşmanlıktır. 

ABD’nin gizli hedefi; Suriye’nin Kuzeyini işgal etmek ve Türkiye ile İran’ı bölmektir. 

Türkiye, bölgemizde ve bizi birinci derecede etkileyecek, bu oyunları ve tuzakları bozmak için gereğini yapmakta kararlıdır. 

Fırat Kalkanı Operasyonu’nun sona erdiği ilan edilirken dahi, gerekli görülürse yeni operasyonlar yapılacağı Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan tarafından açık ve net olarak belirtilmişti. Şu an, yeni operasyonlar için gereken şartlar oluşmuştur. 

Çünkü Türkiye, bu koşullar altında kendi güvenliği ve çıkarlarını korumaya mecburdur. Bu da Türkiye’nin en meşru hakkıdır. 

Her fırsatta ve her alanda ABD ve Rusya’ya bu terör örgütüne yeni alanlar açılmaması gerektiği uyarısı yaparak PYD üzerinden PKK terör örgütünün silahlandırılmasına itiraz etmiştir. 

Ancak ABD, kendi çıkarları doğrultusunda Türkiye’yi tehdit eden bu örgütü silahlandırmıştır. 

Rusya ise bu örgütün Moskova’da irtibat bürosunun açılmasına müsaade ederek ilişkilerini sürdürmüş ve halen de sürdürmektedir. 

 Yani Türkiye, istediği için değil, buna mecbur edildiği için operasyon başlatacaktır.

ABD, Afrin’de bekle-gör siyaseti daha doğrusu bir belirsizlik politikası izliyor. Suriye’de TürkiyeRusya ile ortak gibi görünse de olası bir operasyona Rusya’nın tepkisi ABD’ninkinden fazla olabilir.

Onun için Türkiye, herkesle görüşmeli ama hiç birine güvenmemeli. Tüm ihtimaller hesaplanmalı ve operasyon geciktirilmeden başlatılmalıdır. 

Ayrıca, operasyon sadece Afrin ile sınırlı olmamalı. Fırat’ın doğusuna kadar olan kesim yani Menbiç’i de kapsamalı. 

Aksi halde operasyon tamamlanmış sayılmaz ve tehdit devam eder.

 

YORUM YAZ