AB ile aramızdaki buzlar erir mi?

13 Ocak 2018 Cumartesi

2017’de AB ile yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Türkiye ile AB arasındaki buzlar erir mi? Yeni bir dönem başlar mı?. Bu ‘Yeni Dönem’in içi nasıl doldurulacak? gibi sorulara Ankara ile Brüksel’de cevap aranıyor. 

Yeni yıla başlarken, yakınlaşma konusunda tarafların istekli olduğu dikkat çekmektedir. Diyalog konusunda görüşme trafiği her şeye rağmen açık tutulması bunu teyit etmektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Paris’te Fransız mevkidaşı Macron ile buluşması, Ayrıca Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’le görüşmesi ve bu görüşmeler sonrası hem Fransa hem Almanya’dan olumlu açıklamalar gelmesi, gelecek adına ümit verici. 

Ayrıca, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Almanya’da hükümetin kurulmasının ardından Erdoğan’ın Merkel’i davet edeceğini belirtti. Bu davet karşılık bulması halinde, süreç hızlanmış olacak. 

Fransa ekonomisi Almanya kadar olmasa da BM- Güvenlik Konseyi beş üyesinden biri olması ve tarihi süreç içindeki siyasi ağırlığı bakımından da AB’nin taşıyıcı kolonlarından biri Almanya ise diğeri de Fransa’dır.

Almanya ekonomik ve teknolojik anlamda gerçekten büyük bir başarıya sahiptir. AB’nin 2018 yıllık bütçesi olan 144 milyar Euro’nun %39’unu Almanya kendi başına karşılamaktadır. 

Son yıllarda sorunların krizlere dönüşerek bozulan Türkiye – AB ilişkilerinin düzelmesi için ilk hamleyi yapan Türkiye’nin olması ve AB’nin iki güçlü ülkesi Almanya ve Fransa’dan başlaması çok anlamlıdır.

Çünkü Avrupa Birliği (AB), denildiği zaman, ilk akla gelen ülke Almanya ve Fransa’dır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Paris’te Fransız mevkidaşı Macron ile gerçekleştirdiği görüşmesinin ardından, Türkiye, İtalya ve Fransa’nın dâhil olduğu uzun menzilli hava ve füze savunma sisteminin gelişimi ve üretimi için Eurosam ile işbirliği anlaşması imzalaması sürece olumlu etki sağlayacak.  

Türkiye, Rusya’dan S-400 füzelerini almış ancak NATO içinde bu gibi anlaşmaları imzalayarak, “Eksen kayması yok, çıkarlara dayalı ticari ve askeri ilişkiler var. NATO ve AB ile bağlarımı sürdürmekte kararlıyız” mesajını vermiş oldu. 

Böylece “Türkiye, Batı’dan uzaklaşıyor” gibi haksız suçlamaların yersiz olduğuna işaret edildi. Aslında Türkiye AB’den değil, AB, Türkiye’den uzaklaşıyor.

Diğer bir ifadeyle Türkiye’yi AB, kendinden uzaklaştırıyor.  

BİRBİRİNİ REDDETME ŞANSLARI YOK

Son yıllarda yaşanan olumsuzluklardaki karşılıklı suçlamalar yaşansa da ne AB ve ne de Türkiye birbirini reddetme şansı olmadığı gerçeği görülmüştür. Çünkü, her iki tarafın vaz geçemeyeceği ekonomik ve stratejik ortak çıkarlar söz konusudur. 

Türkiye ile AB arasında yıllık 120 milyar doların üstünde bir ticaret hacmi bulunmaktadır. Ayrıca NATO’da beraber oldukları gibi stratejik ortaklıkları var. Türkiye aynı zamanda bir enerji koridorudur ve güçlü bir ordu ile dinamik bir toplum yapısına sahiptir. 

Tüm olumsuz şartlara rağmen şimdiye kadar karşılıklı görüşmeler devam ettirildi. Diplomatik kanallar açık tutulduğu gibi ekonomik bağların kopmamasına azami ölçüde dikkat edildi. Bundan sonra da karşılıklı ziyaretler devam etmeli ve de ortak çıkarlara dayalı anlaşmalara imzalar atılmaya devam etmelidir. 

Türkiye ile AB arasında başlayacak ‘Yeni Dönem’ ilişkileri eski politikaların devamı asla olmamalı. 

Çünkü, eski politikalar iflas ettiği yaşanan olumsuzluklarla ortaya çıkmıştır. 

Türkiye –AB ilişkilerinde yeni ufuklara yelken açılmalı. 

Bu olumlu gelişmeler her iki tarafın çıkarları için elzem olduğu kadar bölgelerarası toplumsal barış, huzur ve güven için de çok önemlidir. 

AB, mülteci anlaşmasındaki vaatlerini yerine getirmeli;  Türkiye’nin AB’ye tam üyelik müzakerelerinden doğan başta ‘Türk vatandaşlarının vize muafiyeti’ olmak üzere tüm hakları vermelidir.

Kısacası: Türkiye’nin AB’ye, AB’nin de Türkiye’ye ihtiyacı vardır. Taraflar, bu gerçekler üzerinden hareket ederseler buzlar eriyecek ve yeni bir dönem başlamış olacaktır.

Aksi halde sorunlar çözülmeyecek ve hem Türkiye hem de AB birbirinden uzaklaşacaktır.

 

  • HasanHasan10 gün önce
    Umarım böyle bir hataya düşmez hükümetimiz bu sefer, abnin gerçek yüzünü çok iyi gördük.