Vefatının 8. yıldönümünde Muhsin Yazıcıoğlu

02 Nisan 2017 Pazar

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu hatıralarında diyor ki:- “Gayemiz ‘İlâ-yı Kelimetullah’ı”, Allah’ın ismini yüceltme ve yayma, davamız, “Nizam-ı Alem”; Allah’ın nizamını insanlığa hakim kılma davasıdır diyorduk…” “Kanımız aksa da zafer İslâm’ın”, “Çağrımız İslâm’da dirilişedir” diyorduk. O zaman bir çağrı ve çabamız vardı. “Müslümanlar küfre karşı tek yumruk” diyorduk…” Hz. Yusuf (A.S.)’dan İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye, İmam Sarahsi’den İskilipli Atıf Efendi’ye, Hasan El Benna’dan Said Nursi’ye kadar bütün salih Müslümanlar, cezaevlerini medrese gibi değerlendirmişlerdir. Kardeşlerimizin de yaptığı bundan farklı bir şey değildir…” “İlk olarak (12 Eylül) 1980’in başlangıcında 4-5 ay kadar koğuşta kaldık. Ondan sonra tecrit hücrelerine götürüldüm. 5.5 yılda orada kalmış oldum. 5.5 yılın sonunda 3 ay kadar çıkacağımız zamanlarda tekrar koğuşlara götürüldüm. - Tecrit hücreleri kaçar kişilikti, kaçar kişi kalıyordunuz? - 2.5 metrekarelik tecrit hücrelerinde önceleri 3 komünist ve 1 ülkücü kalıyordu. Daha sonra, 1983 yılının sonlarına doğru 2 ülkücü, 2 solcu halinde bulunduruldu. Daha da sonraları artık 1 ülkücü, 1 solcu olarak bırakıldı…”  “Şimdi genelde, tecrit hücresindeki bir günlük hayatımız bütün ülkücülerin geneldeki bir günlük hayatı demektir. Herkes üç aşağı beş yukarı aynı tarzda, aynı biçimde yaşıyorlardı. Bunlar geceleri askerle takışmayı göze alarak ibadet yapma imkanı bulabiliyorlardı. Sabahları saat 06.00’dan itibaren kalkış, sonra yemek, yemekten sonra da bir aralık kitap okumak için imkan bulunuyor. Bu kısa zamanı müteakip, sayım yapılıyor, sayımdan sonra 12.00’ye kadar bir saatlik bir okuma zamanı bulunuyordu. Öğle yemeğinden sonra Namaz vakitleri giriyor. Öğle Namazı, İkindi Namazı ve diğer Namaz vakitleri giriyor. Arada kalan boş zamanlarda Kaza Namazlarını kılarak geçiyordu.” … “Tabii yeni nesillere buradan tavsiyem gelin birbirimizin farklılıklarını değiştirmeden, birbirimizin farklılıklarına tahammül ederek Türkiye için projeler geliştirin. Türkiye için düşünün, tartışın, münakaşa edin, ama hücreleri paylaşmak yerine bu cennet gibi ülkenin nimetlerinden adaletli biçimde paylaşma yollarını arayın, yani burada yaşamanın yollarını arayın. Ben düşündüğüm zaman ne demişim hücrede; gençliğim dedim ver dediler, istikbalim dedim yok dediler, kanım dedim dök dediler, canım dedim milletin dediler, sevdim suçtur dediler ve çığlıkla yarıldı karanlık, sevgimi çarmıha gerdiler!.. Ben bu duygular içerisindeyim. Ben neyi sevmişim; ülkemi sevmişim, ülkem dedim milletim dedim değerlerim dedim. Hep Mevlana gibi hoşgörünün, Yunus gibi sevginin peşinde koştuk. Ama sonundaişkence gördük, zulüm gördük, hürriyetlerimiz alındı ve onlarca yıl cezaevinde yatıp hiç ceza almamış insanlarız...” “Bizim dokuz arkadaşımız idam edildi. Her idam cezaevinde büyük üzüntüye neden olmuştur. İdam cezaları infaz edildiğinde bütün koğuşlarda Kur’an okunarak hatim indirilirdi. Hatim duaları yapılırdı. O şekilde acılar hafifletilmeye çalışılırdı. Onlara dua ederek vazifemizi yerine getirmeye çalışırdık…”

Bakın işkence çekerken neler yazmışız;

Bağlı tavanda kollar

Vücut sıcağa hasret 

Titre ceryan gerçeği

Direnç gelin çiçeği.

Bitti beden direnci 

Bir baygın ana hasret

Ruh bedenin gerçeği 

Direnç iman ölçeği.”

“Hiç şüphesiz en büyük dava adamı bir defa Peygamber Efendimiz (s.a.v) yani O da bir dava adamıdır. Ona ne demişler sana Mekke’nin emirliğini verelim, en güzel kızlarını verelim, sana imkanlar verelim. Hayır bana bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz ben davamın peşindeyim demiş. O kendine göre almış olduğu bir misyonu var ve gereğini yapmıştır… İnsanların saadeti ancak kendilerini yaratan Cenab-ı Allah’ın kitabı olan Kur’an-ı Kerim’e sarılmakla mümkündür…” Da’va arkadaşlarının merhum lider Yazıcıoğlu hakkında söylediklerini hep birlikte okuyalım: “Biz BBP’yi illa iktidara gelelim, imkanlar elde edelim diye kurmadık. Biz Ülkü Ocakları Derneği, ülkücü jenerasyondan gelerek, İslami ve Türk kimliği ile ilgili meselede kendimizi görevli mesul addettik. Bütün İslam alemiyle ilgilenmek hepimizin rüyasıydı, idealimizdi. Nerde Türk dünyası ve İslam dünyası ile ilgili bir problem varsa biz orada olmalıydık.. Muhsin Bey siyasi hayatında esnek olamadı, kıvrak olamadı, paraya önem vermedi, mevki-makam tekliflerine itibar etmedi. Günümüz siyasetinde ne yapılıyor. Kıvrak olacaksın, yatacaksın, kalkacaksın, kafanın önünde başka arkasında başka bir şey olacak!.. Muhsin Yazıcıoğlu, Batman’a, Van’a, Hakkari’ye gider halkın dertlerini dinler, onlarla beraber olurdu. Muhsin Yazıcıoğlu, Arnavutluk’ta kahraman gibi karşılanırdı. Bosna’ya gitti bütün Boşnaklar kendisini kucakladı. Kosova’da hakeza.. Türk Cumhuriyetlerinden, Kuzey Irak’tan, Balkanlar’dan insanlar akın akın gelip Muhsin Yazıcıoğlu’nu ziyaret ediyorlardı… Türkiye’nin ve İslam Âlemi’nin başı sağolsun, Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.” (Hasan Çağlayan Çorum Eski Milletvekili)

“Ben çok net söyleyeyim. Ben ‘kaza’ olduğunu düşünmüyorum. Şundan dolayı düşünmüyorum. Bunun araştırılmasını lazım… Televizyonlara baktığınızda zannediyorsunuz ki, ‘Helikopter’ gidip-dağa çarpmış. Oysa gidip baktığınızda, ‘helikopter dağa çarpmamış, vadiden girmiş dağın eteğine biraz bayır bir yer var, orada düşmüş ‘çarpma’ yok… Ben de ‘Helikopterin’ yerini, düştüğü yeri görene kadar ‘çarptı’ zannediyordum. Ya, ‘Helikoptere’ bir şey yapıldı, orada düştü, artık elektronik araçlarda ‘uydu’ aracılığı ile birçok şey yapabiliyor!. Cep telefonundan bile yönlendiriyorlar. Helikopterin düştüğü yere baktığım zaman, ben bu işin daha çok bir ‘suikast’ olduğuna inandım! Hâlâ da aynı düşüncedeyim… 28 Şubat’ta (1997’de) şunu yaptı Muhsin Yazıcıoğlu: ‘Millete namlusunu çevirmiş tankları selamlamam!’ dedi. Bunu diyebilecek her babayiğit Türkiye’de yoktur. Erbakan ile Tansu Çiller’in arasında, Hükümet ayrılsın, Tansu Çiller, ‘Başbakan ben olayım’ dediğinde, Başbakanlığın önünde verdiği bir mesaj var ki, o çok mühim bir mesajdır. Orada dedi ki; ‘Türkiye Cezayir de, İran da olmayacak! Ama etnik mezhep kökenli Baas Rejimi de olmayacak!..’ dedi.” (Ökkeş Şendiller, Kahramanmaraş Eski Milletvekili)

Yazıcıoğlu ailesine, BBP Camiasına dava arkadaşlarına ve bütün sevenlerine sabr-ı cemil diliyorum. (Mekânı Cennet olsun. Ruhuna Fatiha.)

Daha geniş bilgi için bkz. “Bilinmeyen Yönleriyle Muhsin Yazıcıoğlu, M. Emin GERGER, Gerger Yayınları, İstanbul. Kitabı istemek için: www.gergerkitap.com/ e-Posta adresi: [email protected], Tel: 0532.5226164

 

  • M.Lütfü URALM.Lütfü URAL7 ay önce
    Muhsin Yazıcıoğlu ;Peygamber ahlakını hayat tarzı edinmeye canla başla gayret eden bir Müslüman idi.
  • Mehmet Ayanoğlu Mehmet Ayanoğlu 7 ay önce
    Allah cc sizlerden razı olsun yazar kardeşim değerini bilemedik Muhsin reisimizin.
  • yörükoğluyörükoğlu7 ay önce
    Kıydılar vatanımın milletimin ümmetimin hormonsuz müslüman türk evladına.Sn.yazar gene ağlantın bizi be.
  • MemoMemo7 ay önce
    Vefatının aydınlatılması dileğiyle biliyoruz ki bu bir kaza değildi