Vefatının 55. yıldönümünde Üstad Said Nursi..

26 Mart 2015 Perşembe

Üstad Bediüzzaman Said Nursi (rahmetullahi aleyh), Hicri 1293/Miladi 1877 tarihinde Bitlis İli (Vilayeti)’ne bağlı Hizan Kazası (İlçesi)’nın İsparit Nahiyesi’nin Nurs Köyü’nde doğdu. Babasının adı Mirza (Sufi Mirza Efendi), annesinin adı Nuriye Hanımdır. Nüfus kaydına Said Okur olarak yazılır. Said, ailesinde yedi kardeşin dördüncüsüdür. Öteki altı kardeşinin adları: Düriye, Hanım, Molla Abdullah, Molla Muhammed, Molla Abdülmecid, Mercan Hanım’dır. 

Üstad Bediüzzaman Said Nursi, İstanbul’da Şeyhülislamlığa verdiği tercüme-i halinde hayatı hakkında şu bilgileri vermektedir: Bediüzzaman Said Efendi (Bitlisli). “İsmim Said, şöhretim “Bediüzzaman”dır. Pederimin ismi Mirza’dır. (Annesinin adı Nuriye Hanımdır.) Bir sülâle-i ma’rufeye nisbetim yoktur. Mezhebim Şafii’dir. Devlet-i Aliyye-i Osmaniye tabiiyetindenim. Tarih-i velâdetim 1293 (1877)’tür. Doğum yerim, Bitlis Vilayeti dâhilinde Hizan Kazası mülhâkatından İsparit Nahiyesi’nin Nurs Karyesi’dir.” (Nüfus kaydında Said Okur olarak geçmektedir.) İlk tahsilini İsparit Nahiyesi’nde, iki yıl kadar kardeşinin yanında yapmıştır. Sonra Erzurum’a bağlı Bayezid Kasabası’nda Şeyh Muhammed Celâli Hazretleri’nin ders halkasına gidip dâhil olmuş ve okunması mutad olan dersleri ikmalle, nüshaları tamamlamıştır. Sonra Van’da tedrise başlamıştır. On beş sene kadar, muhtelif ilimlere ait tedrisat ile meşgul olmuştur. Birinci Dünya Harbi’nin ilânı üzerine gönüllü olarak “Alay Kumandanı” adı ile harbe iştirak etmiştir. Bitlis’te Ruslara karşı savaşmış ve esir düşmüştür. Esaretten firar ederek, İstanbul’a gelmiştir. 4 Ağustos 1334(1918) tarihinde, İrâde-i Seniyye ile Dârü’l- Hikmeti’l- İslâmiye azalığına tayin olunmuştur. Türk ve Kürt lisanlarıyla tekellüm ettiği gibi, Arapça ve Farsça da okur yazardı. On yedi adet Te’lifâtı vardı: Tefsir’den “İşârâtü’l- İcâz” (Arapça’dır), Mantık’tan “Ta’likat” ve “Kızıl İcâz” adlı risâlelerle, “el- Hutbettü’ş- Şâmiye” adlı risâle Arapça’dır. “Nokta”, “Şuaat”, Sünûhat”, “Münâzarat”, “Muhâkemât”, “Tülûat”, “Lemaat”, “Rumuz”, “İşârât”, “Hutuvât-ı Sitte”, “İki Mekteb-i Musibetin Şehâdetnâmesi” ve “Hakikat Çiçekleri” gibi diğer te’lîfâtı Türkçe’dir. 18 Zilkade 1336’da (24 Ağustos 1334) Mahreç pâyesi ile taltif olunmuştur. Bir adet Harp Madalyası’na hâiz bulunuyordu. Dârü’l- Hikmeti’l- İslâmiye’deki azalık müddeti dört sene üç ay devam etmiştir.. 

İstiklâl Harbi’nde, “Millî Mücadele”ye destek vererek, eserleri ve mücadelesiyle halkın ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin takdirini kazanır. 1922’de TBMM Reisi (Başkanı) Mustafa Kemal Paşa tarafından TBMM’ye da’vet edilir. 22 Kasım 1922’de TBMM’de “Hoş geldin” merasimiyle alkışlarla karşılanır. 19 Ocak 1923’te TBMM’de Mebuslara (Milletvekilleri’ne) hitaben 10 maddelik bir Beyanname dağıtır. Beyannamesinde; Milletvekilleri’nin Namaz ibadeti konusunda hassasiyet göstermeleri, İslami değerlere (“Şeâir-i İslamiyye”ye) sahip çıkmaları, Kur’an’ın emirlerine uymaları, İslam âlemini sömürmek isteyen dış güçlerin oyunlarına (sinsi planlarına) karşı uyanık, tedbirli olmaları, bu konularda gaflete düşerek tembellik göstermemeleri, Müslümanların ve İslam Âlemi’nin güven ve umutlarını boşa çıkarmamalarını tavsiye etmiştir! (Bkz. TBMM Zabıt Ceridesi, c. 24, s. 457/ 19 Ocak 1923.) 1925’ten itibaren, inancı, zulme karşı İslami tavrı, Eserleri, İslami tebliğ ve irşad faaliyetleri sebebiyle Bediüzzaman’ın 30 yıllık sürgün, hapis ve işkence görür! Tek Parti (CHP) İdaresi (“Devr-i Sâbık”) tarafından, Van, Trabzon, İstanbul, Isparta, Eskişehir, Kastamonu, Ankara, Denizli gibi illerde “Din ve vicdan özgürlüğüne aykırı olarak; sürgün, gözetim, hapis ve işkencelere mâruz kalır… Risale-i Nur Külliyatı”nın yayınında Başbakan Adnan Menderes’in büyük yardımlarını  görür…

Üstad Bediüzzaman Said Nursi’yi çok seven, “Risâle-i Nur ve Üstad” hakkında güzel bir şiir yazan Şâir Hasan Feyzi’nin şiirini birlikte okuyalım.

“Huzur bulur bugün seninle âlem,

Ey bu asırda rahmet-i âlem Risâle-i Nur!

Sürûr bulur bugün seninle âdem,

Ey bir rahmet-i âlem Risâle-i Nur!

Zındıkaya küfre karşı saldırdın,

Gönüllerden kederleri kaldırdın,

Bizi nurun deryasına daldırdın,

Ey bîçârelere rahmet-i âlem Risâle-i Nur!

21 Mart 1960 yılında, “Peygamberler Şehri”Şanlı Urfa’ya giderek, İpek Palas Oteli’nde kalır. 23 Mart Çarşamba gecesi (25 Ramazan’da) saat: 03.00’da Dâr-ı Beka’ya irtihal ederek, Rabbi’ne kavuşur.Cenaze Namazı 24 Mart’ta vali, belediye başkanı ve Onbinlerce Müslümanın katılımıyla, Urfa Ulu Camii’nde kılınarak, Halilürrahman Camii avlusundaki mezarlığa defnedilir.

12 Temmuz 1960’ta, Bediüzzaman’ın kardeşi Abdülmecid Nursi (Ünlükul)’a, Başbakan Menderes ve iki Bakan arkadaşını idam eden “27 Mayıs Darbe Hükümeti” tarafından, zorla bir “Mezar Nakli Dilekçesi” imzalattırılarak, Bediüzzaman Said Nursi’nin mezarı yıktırılarak, alınan naaşı askerî bir uçak ile Isparta’ya götürülür ve bilinmeyen bir yere defnedilir..Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

Vefatının 55. yıldönümünde Üstad Bediüzzaman Said Nursi’ye  Allah Teâlâ’dan rahmet niyaz ediyorum. (Ruhuna Fatiha.)

 Daha geniş bilgi için bkz.“Bilinmeyen Yönleriyle Üstad Bediüzzaman Said Nursi hayatı, Davası, Mücadelesi. M. Emin GERGER, Yrd.Doç.Dr. Ramazan TOPDEMİR, Gerger Yayınları, İstanbul. (Kitabı istemek için e-Posta adresi: [email protected] Tel:0532.5226164)

  • M.Ali SeyitmahmutluM.Ali Seyitmahmutlu2 yıl önce
    Selamün Aleyküm..Üstad Bediüzzaman Said Nursi'ye Cenab-ı Hak'dan rahmet diliyorum. Sayın M.Emin Gerger'e ve Yeni Akit'e teşekkürler..