Kudüs Fâtihi Selahaddin Eyyûbi’nin vasiyetleri..

13 Aralık 2017 Çarşamba

Selahaddin Eyyûbi, (1138-1193) Melik Nâsır Ebu’l-Muzaffer Yusuf bin Eyyûb bin Şâdi.. Selahaddin Yusuf (hicri) 532 tarihinde Tikrit’te doğup, Baalbek ve Dımaşk’ta babasının yanında terbiye olunmuş ve “Ehl-i Salib’e (Haçlılara)” karşı gerçekleşen Muharebelerde şecaat ve cesaret ibraz etmiş (göstermiş) idi.. Cesur, şeci’, adaletli, kerim, merhametli, ilimlerin hepsine ve hatta Tıp İlmine vâkıf idi.  İslam Birliği’ni sağlayan, Haçlı Ordularını yenilgiye uğratan, İslâm ahlâk ve şahsiyetiyle, sağlam irade sahibi, Mehmed Akif Ersoy’un deyimiyle “şarkın en sevgili Sultanı Selahaddin” ilmi ve alimleri seven, bilgili, güler yüzlü, geniş kültürlü, son derece cömert, adaletli, müsamahakâr ve dindar bir lider, Devlet adamı ve İslâm kahramanıydı. Haçlıların Kudüs’ü işgal etmesinden 45 yıl sonra Sultan İmadüddin Zengi’nin 1444 yılında Urfa’yı Haçlıların işgalinden kurtarması, Kudüs’ün fethine giden yolu açmış bulunuyordu. İslam kahramanı, büyük mücahid, İslam Komutanı Selahaddin Eyyubi’nin çocukluğundan beri en büyük hedefi ve ideali Kudüs’ü fethederek Haçlı işgaline son vermekti.

2 Ekim 1187 (27 Receb 583) Cuma günü 13 günde “Mübarek Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı” Haçlı vahşet, katliam ve barbarlığından kurtararak fetheden Eyyubi İslam Devletinin kurucusu, büyük İslam mücahidi ve kahramanı Selahaddin Eyyubi, şehir halkına Hz. Ömer (r.a) gibi adaletli ve müsamahakâr davranmış, kimseye zulmetmemiştir.. Himmeti en çok vazifesini iyi yapmakla, af ve iyiliğe harcanmış olduğundan, en büyük tehlikeler içinde ve en önemli olaylarla uğraştığı zamanlarda, yine “mazlumların feryadına, yardımına yetişmekten” bir an bile geri kalmadı… Hele Sultan Selahaddin’in Kudüs ve Filistin’i zapta (ele geçirmeye) muvaffak olması ve Akka önünde “Ehl-i Salib’in (Haçlıların)” birleşik Ordusuna karşı koyması, hakikaten akla hayret verir…

SultanSelahaddin ise bu belanın uzaklaştırılmasından sonra, bir sene kadar bütün bütün adalet ve asayiş (güvenlik) ihtiyaçlarının tamamlanması ve bir taraftan da İslam Ülkelerini, Garb’ın (Batının) saldırılarına sed olabilecek bir hale getirmek için, bazı tedbirler almakla vakit geçirdikten sonra, devam eden hastalığı günden güne artarak sonunda yatak ve yastığa mahkûm oldu. Ve hayatından ümitsiz olunca, Veliahd’ı (kendisinden sonra Hükümdar olacak) olan oğlu “Melik Efdal”ı huzuruna çağırarak, şu vasiyette bulundu:

Oğlum. Sana her hayrın menbaı (kaynağı) olan Allah korkusuyla hareket etmeni vasiyet (tavsiye) ederim. Allah’ın emirlerini yerine getirmekte kusur etme ki, selamet ondadır. Haksız yere kimsenin kanını dökme. Zira ki kan bir zaman uyumaz. Halkın refah ve saadeti (mutluluğu) için çalış ve uyanık ol. Ve daima halkın durumunu araştırmaya çalış ki, halk Allah’ın emanetidir. Ümeraya (yöneticilere), Askerlere ve makam ve itibar sahiplerine iyi davranmaya gayret et. Unutma ki, benim bu derece kudret (iktidar) ve ikbale (yüksek makama) ulaşmam, hep güzel tavırlarım sebebiyledir. Hepimizin fâni (ölümlü) olduğunu düşünerek, kimse hakkında ebedi kin tutma. Herkesin hukukuna (haklarına) riayet et. Zira Cenab-ı Hak, “Erhamürrahimîn” olduğu için “Hukukullah” ile ilgili hatalar kulun bir Tevbesi ile af olur. Fakat “Hukûk-u İbad” (insanların hakları), hak sahipleri hoşnud olmadıkça affolunmaz!..” 

Sultan Selahaddin’in, hastalığı arasında meydana gelen ve özel bir biçimde irada şayan olan durumlardan biri de Kefenini bir mızrağın ucuna bağlatarak ve mızrağı bir dellalın (ilan edicinin) eline vererek, sokaklarda: -“İşte Selahaddin bu kadar Devlet ve ikbâle (yüksek makama) ulaşmışken, dünyadan şu kefenle gidiyor” diye ilan ettirmesidir ki, bu suretle de fâni (geçici) âleme bir hikmet misali (örneği) ve makam ve Devlet mağrurlarına büyük bir ibret (ders) vermiştir! Bundan sonra yanında toplanmış olan İslam Âlimleri ile gâh “Kur’an tilâveti” (Kur’an okuyarak) ve gâh dünyanın geçiciliğine ve bâki cihana (Âhiret âlemine) dâir sohbetlerle, vakit geçirdiği halde Hicri beşyüz seksen dokuz senesi (H.589/M. 4 Mart 1193) Safer ayının 27. Gecesi, bir evden diğer bir eve geçer gibi sükûnet ve metanetle mübarek âleme (dâr-ı beka olan Âhiret âlemine) irtihal (göç) etmiştir. 

Ömrü elliyedi (57) ve Vezirlik ve Saltanat (Devlet Başkanı, Sultan) unvanlarıyla, Hükümeti yirmi beş (25) sene devam etmiştir. Kudüs Fatihi Sultan Selahaddin’e, İslâm Şehidlerine ve Gâzilerine Allah Teâla’dan rahmet niyaz ediyorum. 

Daha geniş bilgi için bkz.Bilinmeyen Yönleriyle Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi,” M.Emin GERGER, Gerger Yayınları,İstanbul. İletişim:[email protected]/ 0532.5226164.

 

YORUM YAZ