THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

İstiklâl Marşı ve Mehmed Akif’in duâsı

13 Mart 2017 Pazartesi

Türkiye’nin Millî Mücadelesi’nin eşsiz destanı İstiklâl Marşımız, 1. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 12 Mart 1921’de büyük bir heyecan, sevinç ve coşkuyla Milli Marş olarak resmen kabul edildi. Mehmed Akif (Ersoy); bundan 96 yıl önce Taceddin Dergâhı’nda yazmış olduğu; Millî Mücadelemizin Destanı ve Türk Edebiyatı’nın muazzam şaheseri olan Şiiri “İstiklâl Marşı”nı, “Kahraman Ordumuza” ithaf etti ve bu muazzam şiiri, Sebilürreşad’ın baş sahifesinde yayınladı. (17 Şubat 1921)

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; 

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. 

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

HAMDULLAH SUPHİ BEY: “Arkadaşlar, hatırlarsınız Milli Eğitim Bakanlığı son mücadelemizin ruhunu terennüm edecek bir marş için şairlerimize müracaat etmiştir. Birçok şiirler geldi. Bunlardan 7 tanesi uygun görülmüş ve ayrılmıştır.” 

SALİH EFENDİ: İsimleri nedir? 

HAMDULLAH SUPHİ BEY: “Ayrıca arz edilecektir. Yalnız Bakanlık, yapmış olduğu incelemede fevkalade kuvvetli bir şiir aramak lüzumunu hissettiği için ben şahsen Mehmet Akif beyefendiye müracaat ettim. Ve kendilerinden bir şiir yazmalarını rica ettim. Kendileri çok asil bir endişe ile tereddüt gösterdiler. Biliyorsunuz bu şiirler için bir ikramiye vaat edilmişti. Kendileri ikramiye meselesinden çekindiklerini belirttiler. Ben şahsen müracaat ettim. Lazım gelen tedbiri alırız ve icap eden ilanı yaparız dedim. Bu şartla büyük milli şairimiz bize fevkalade nefis bir şiir gönderdiler. Diğer altı şiirle beraber sizlere sunacağız. Seçme hakkı size aittir. Arkadaşlar fikrimi açıklıyorum, beğenmek, takdir etmek hususunda serbestsiniz. Ben seçimimi yapmışım. Sizin görüşünüz benim görüşümün aksi olabilir. Şimdi şiiri okuyorum efendim..” (TBMM Zabıt Ceridesi, C.9, s. 1215, Ankara) 

Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey tarafından okunan şiir alkışlarla kesilmiş ve şiirin sonunda sürekli alkışlarla tasvip görmüştü. O sırada Mehmet Akif (Ersoy), mahcubiyetinden başını kollarının arasına almış adeta yok gibiydi. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihi günlerinden birini daha yaşıyordu. Mustafa Kemal Paşa Meclis’e başkanlık ediyor, cephelerden hayırlı haberler veriyordu. TBMM’nin 12 Mart 1921 Cumartesi günkü oturumuna Doktor Adnan Adıvar başkanlık ediyordu. Kâtiplik makamında ise Ziya Hurşit Bey bulunuyordu. Bu oturumdaki konuşmaların bir kısmı şöyleydi. 

HAMDULLAH SUPHİ BEY: “Arkadaşlar, Refik Şevket Bey’in sözünü tekrar ediyorum. Bu şiirler mevzubahis olduğu vakit lüzumsuz yer hatta arzumuz hilafında şiirler yazmış olan arkadaşlarımız için böyle bir söz buradan çıkmamalıdır. Bahusus ki arkadaşlar ısmarlama sözü ve halkın tercümanı olmaz sözü yanlıştır. Çünkü halkın temsilcileri olan sizlerin huzurunda okunan şiirin yüksek heyetiniz üzerindeki azami tesirine bendeniz de şahit oldum. Eğer halk üzerine olan tesirini anlamak için kendi kalbimizden başka miyarımız varsa o başkadır. Eğer halkın teessürünü kendimiz anlayacak olursak halkın kalbini de anlamış oluruz. Şimdi arkadaşlar bendeniz diyeceğim ki yeni bir edebi komisyona havale edersek bir fayda düşünülebilir. Eğer komisyon kararını verip bitirecek ise; fakat zannediyorum meclisimizin verdiği karar ve ısrar ettiği nokta kendisinin bu işi halletmesidir. O halde komisyondan çıkıp yine heyetinize gelecektir. Yine bu durum meydana gelecektir. O halde burada yedi tane şiir vardır.Başkanlık bunları ayrı ayrı oya koysun; hangisi tarafınızdan beğenilirse onu kabul edersiniz.” (Doğru sesleri.) 

REİS: “Efendim müzakerenin kifayetine dair önergeler vardır. Müzakerenin kifayetini oya sunacağım. Müzakereyi kâfi görenler lütfen el kaldırsınlar… (Kabul edildi.) Daha sonra Kırşehir Milletvekili Yahya Galip, Muş Milletvekili Abdülgani Bey, Saruhan Milletvekili Avni Beylerin bu konu ile ilgili önergeleri okundu.

(..)

BAŞKAN: Bu önergeyi kabul edenler yani Mehmet Akif Beyefendi tarafından yazılan marşın İstiklâl Marşı olmak üzere tanınmasını kabul edenler lütfen el kaldırsın… Büyük çoğunlukla kabul edilmiştir. 

MÜFİT EFENDİ: Başkan Bey, yalnız bir şey arz edeceğim. Hamdullah Suphi Bey’in bu marşı bu kürsüden bir daha okumasını rica ediyorum. 

REFİK (KORALTAN) BEY: Milletin ruhuna tercüman olan iş bu İstiklâl Marşı’nın ayakta okunmasını teklif ediyorum. BAŞKAN: Müsaade buyurunuz efendim. Muhterem heyetimiz bu marşı kabul ettiğinden dolayı resmen İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir. Bunun için de ayakta dinlememiz icap eder. Buyurunuz efendiler. Hamdullah Suphi Bey İstiklâl Marşı’nı kürsüde okudu ve Meclis üyeleri sürekli alkışlar arasında dinlediler. Böylece Mehmet Akif’in şiiri, resmen İstiklâl Marşı olarak kabul edildi.” (TBMM Zabıt Ceridesi, C.9,s.12-15, Ankara) 

Yarışmaya katılan 724 Şiir içerisinden birinci seçilen İstiklâl Marşı’nın, TBMM’de Milli Marşımız olarak kabul edildiği gün, Akif’in sırtında paltosu bile yoktu!.. İstiklâl Marşımızın büyük şairi Mehmet Akif, 16 Haziran 1936’da Mısır’dan İstanbul’a dönmüştü. Hasta yatağında yatarken, ziyaretine gelen dostlarından biri Üstad Mehmed Akif’e soruyor: “-Üstad; icab ederse Türk Milleti için bir İstiklâl Marşı daha yazar mısınız?” Mehmet Akif’in gözleri buğulanıyor ve şöyle diyor: 

İstiklâl Marşı bir daha yazılamaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. Allah vatanımızı, istiklâlimizi tehlikeye düşürüp yeniden bir İstiklâl Marşı yazdıracak günleri göstermesin…” 

“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı! 

 Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı,

 Sen şehid oğlusun, incitme yazıktır atanı,

Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

    

Bu ezanlar ki, şehadetleri dinin temeli,

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli!”

    

Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet,

Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl!”

İstiklâl Marşımızın TBMM’de Kabulü’nün 96. yıldönümünde, başta İslam ve İstiklâl Marşı Şâirimiz Başyazar Mehmed Âkif olmak üzere, bütün İstiklâl Savaşı şehid ve gâzilerimize Allah Teâlâ’dan rahmet niyaz ediyorum.

 

YORUM YAZ