Başbakan Menderes diyor ki..

01 Ekim 2017 Pazar

Milletin hür iradesi ve 1950 demokratik seçimi sonucunda Demokrat Parti’nin tek başına iktidarı elde etmesiyle Başbakan olan Adnan Menderes; Türkiye’ye 1950-1960 yılları arasında sayısız faydalı, hayırlı, başarılı hizmetler yapmış, Türkiye sevdalısı, çalışkan, sevilen bir millet ve devlet adamıdır. 27 Mayıs gayr-i meşru, hukuk dışı darbesiyle iktidardan düşürülen “Başbakan Menderes”, Yassıada Darbe Mahkemesi’nde işkence edilerek yargılanmış (!) , Anayasa’yı ihlâl (?) v.b. uydurma isnad ve suçlar sonucunda 17 Eylül 1961 yılında idama mahkûm edilmiş ve cezası infaz edilmiştir!.. (1) Menderes’i hukuka aykırı olarak idam edenler lânetle anılırken, Menderes, Zorlu ve Polatkan rahmet ve dualarla anılmaktadırlar.. Başbakan Adnan Menderes’in Türkiye’ye yaptığı sayısız hizmetleri öğrenmek için gelin Menderes’i dinleyelim. Bakalım Menderes neler yapmış ve neler söylemiş?.. O devrin solcu basınının uydurma ve yalan haberlerine değil, TBMM resmî kayıtlarına göre Başbakan Menderes diyor ki:

“Arkadaşlar; kökü dışarda olan teşkilâtın faaliyetini fikir hürriyeti çerçevesi içinde mütalâa etmek ve müsamaha ile karşılamak bizim için mümkün değildir. Bir çete halinde ve gizli teşkilât olarak muhayyel bir istilânın öncülüğü vazifesini görmeye yeltenenlere karşı kanuni tedbirlerimiz daima şiddetli olacaktır… Milletleri yükselten ileri ve medeni fikirleri ve prensipleri destekleyip muzaffer kılmak, iç politikamızda daima göz önünde tutacağımız bir esas olacaktır. (Soldan, bravo sesleri) Arkadaşlarım; matbuat hürriyetini hattâ bütün hürriyetlerin teminatı saymak çok yerinde olur. Bu itibarla matbuat hürriyetinin büyük bir hürmet ve hassasiyetle muhafazasına çalışılacağını hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak katiyetle ifade etmek isteriz. (Soldan, bravo sesleri alkışlar). Ancak, hiçbirimizin gözünden kaçmadığına ve bütün vatandaşları ve hakikî matbuat hürriyetine samimî olarak bağlı bulunan matbuat müntesiplerini mustarip ettiğine eminiz ki, şahsa hakaret, iftira, teşhir ve hattâ şantaj mahiyetini taşıyan birtakım neşriyat alıp yürümüştür. Bu kabil neşriyatın fikir, tenkid ve matbuat hürriyetiyle ve âmme menfaatinin müdafaasıyla bir alâkası olmadığını söylemeye lüzum yoktur... Muhterem milletvekilleri; kahraman ordumuzun kıymetlerine, yeni silâhlar ve teknik bilgilerin kuvvetini de katmak yolunda muhakkak ki daha büyük bir hızla yürümekte devam edeceğiz… Sulh içinde Türk Milleti’ne güven sağlayan ve herhangi bir tecavüzü derhal ve yerinde önlemek kudretini haiz, mütesanit bir kuvvet halinde maddi ve mânevi her varlığımızı teşkilâtlandırmak, millî müdafaa gayretlerimizin esaslı hedefini teşkil edecektir… Ziraat ve hayvancılığın, iktisadi bünyemizin temelini teşkil ettiğini hiçbir zaman gözden uzak tutmamaktayız… Umumi terbiyemizde millî ve insani hedefleri gözden kaçırmadan ilmî ve pedagojik esaslara göre karakter şahsiyet ve maneviyat gelişmesine ehemmiyet vereceğiz. Gençliğini millî karakterine ve ananelerine göre mânevi ve insani kıymetlerle teçhiz edemeyen bir memlekette ilmin ye teknik bilginin yayılmış olması, hür ve müstâkil bir millet olarak yaşamanın teminatı sayılamaz. Gençliğimizin “Vatan” ideali etrafında toplanmasını hareket noktası olarak alıyoruz. (Bravo sesleri, alkışlar) (TBMM Tutanak Dergisi, 30-03-1951, s. 60-66) 

Memleketimiz yollar, köprüler, limanlar, sulama tesisleri, enerji santralleri, tayyare meydanları gibi sanayinin, ziraatın, hulâsa vatan müdafaasının yüzde yüz muhtaç bulunduğu temel yatırımlarla teçhiz edilmiştir. Sanayileşmenin, zirai ilerlemenin, memleket çapında devamlı imarın, büyük vatandaş kütleleri ihtiyaçlarının müstakar ve arızasız karşılanmasının ilk şartı olan çimento, demir ve çelik, inşaat malzemesi, şeker, mensucat, kâğıt, kimya, gıda, deri gibi esaslı sanayie ait birçok fabrikalar ve tesisler kurulmuştur. Bunların yanında akla gelen ve gelmeyen binbir çeşit ihtiyacımızın, evvelce olduğu gibi, hariçten ithali yerine, memlekette imali memleketimize müyesser olmuş mazhariyetlerdendir… İstikbalin emniyet, selâmet ve huzur dolu, medeni ve yüksek seviyeli Türkiye’sine her gün biraz daha yaklaştığımıza inandığımızı ve bu inançla huzurunuzda bulunduğumuzu derin saygılarımızla arz eyleriz. (Soldan bravo sesleri, şiddetli ve sürekli alkışlar) (TBMM Tutanak Dergisi, 04-12-1957, s. 57-64)

Şimdi, sevgili arkadaşlarım; size mukayese için bir tek misal vereceğim: Sene 1949, memlekette yalnız 4 şeker fabrikası var. 16 sene bir tek fabrika yapılmamış, 16 sene. İstihsal 100 bin ton, 110 bin ton. Nüfus artıyor, istihlâk da artıyor, istihlâki karşılamak lâzım, istihlâki karşılamak için fabrika yapmak lâzım, fabrikayı yapmak için de çalışmak lâzım. Tedbirleri ne oluyor? Bir zihniyeti ifade ettiği için ve bundan başka neticelere intikal etmek mümkün olduğu için arz ediyorum. Tedbir, iktisadi görüşte iki parti arasındaki farkı izah etmeye kâfidir. Halk Partisi’nin devri kontenjanlar, kompansasyonlar ve takaslarla idare edildi. Enflâsyondan da bahsettiler. Fakat enflâsyonun en muazzamı kendi zamanlarında; gördük. Devalüasyon diye tenkid ediyorlar. Devalüasyonun ne olduğunu biz 1946’da görmedik mi?.. Bu memleketin, bu milletin “boğazından kesmek, nafakasından kesmek, onu sefalete mahkûm, etmek suretiyle muvazeneyi temin etmek..” Biz bir an evvel Sanayiimizi, ziraatimizi ve istihsal kaynaklarımızı harekete getirmek suretiyle Türkiye’yi fakrü sefaletten kurtarmak politikasını takib ediyoruz. (Soldan, bravo sesleri, alkışlar) (TBMM Tutanak Dergisi, 26-02-1958, s. 670-768) Muhterem arkadaşlar; karşımızda bir muhalefet var ki, ak denilene mutlaka kara, kara denilene mutlaka ak demektedir. Tahammül ve müsamaha değil, insafı bile akla getirmemektedir! Kendisini bu Meclis camiasının dışında ve hattâ üstünde telâkki etmekte, Hükümeti ise, Meclisin dışında veya Meclise yabancı bir teşekkül sanmaktadır.. Memleketin güzel manzarası, parlak nasiyesi ise kapkaranlık... öyle mi? Halbuki karar sahibi, milletin yegâne ve hakiki mümessili, ekalliyet grubu değil, ancak ve ancak Büyük Millet Meclisinin ta kendisidir… (..)Fakat, aziz vatanın bugün ve yarınki, hattâ, uzak istikbale ait menfaatlerini korumak mesuliyeti iktidarın omuzundadır. Karşıdakiler, böyle bir mesuliyet hissetmiyorlarsa, vazife bizimdir.” (TBMM Tutanak Dergisi, 29-02-1960, s.1120-1122)

“Türk Milleti Müslümandır ve Müslüman kalacaktır” diye haykıran, milletin adamı, Türkiye sevdalısı merhum Başbakan Adnan Menderes’e ve dava arkadaşlarına vefatlarının 56. yıldönümünde Allah Teâla’dan rahmet niyaz ediyorum. (Ruhları için el-Fatiha.)

(1) Daha geniş bilgi için bkz. M. Emin Gerger, İnönü Menderes Mücadelesi ve 27 Mayıs Darbesi, İstanbul/ www.gergerkitap.com

 

  • Okuyucu...Okuyucu...1 ay önce
    Sayın yazar tarihi ve Mendersin hayatını iyi OKUYUN..Seçimde kaybettigi ili ilçe yapması,marshall yardımları,ülkeyi süreklidigi kaos ortamı..