THY - İmaj

Hayalim şu ki...

20 Kasım 2017 Pazartesi

Milletçe yerli yersiz övünmeyi çok seviyoruz… Ustalığı ile övünen tamirciler çıraklarına iş yaptırıyor, cirosuyla övünen patronlar bankaların peşinde koşuyor, ‘boş vaktim yok’ icraat severler hiçbir iş yapmadan o organizasyondan bu organizasyona koşturup duruyor. Sonuç mu? Övünmek için birçok bahane arıyoruz ama övündüğümüz birçok şey de incir çekirdeğini bile doldurmuyor. Maalesef taşeronculuk dört bir yanımızda kol geziyor. Ehil insan bulmak bile artık büyük çaba gerektiriyor. Öyle bir zamandayız ki, piyasada işsizlik kol gezerken, koca koca ilanlar vererek eleman arayışı içine girenler, işin sonunda kapılarını çalanlara burun dediklerine pişman oluveriyor. Gerçekler ortada! İş bilmenin etiketlere ve referans listelerine sıkıştırıldığı bir dönemdeyiz. Millet olarak bildiğimiz işle övünüyoruz ama iş başa düştüğünde onu bile başkasına yaptırmaktan geri kalmıyoruz. Hangi mesleğe bakarsak bakalım tablo aynı. Bir tarafta markalaşma yolunda Türkiye’nin ekonomik kurtuluşunu kendi sektöründe görenlerin mücadelesi, öte yanda günü birlik kazanç peşinde koşanların durumu... Kimse alınmasın ama Türkiye gerçeği bu işte... Ekim ve kasım aylarında gerçekleştirilen organizasyonların birçoğu markasıyla Türkiye’yi uçurmaya çalışanların verdiği mesajlarla geldi geçti. Bir kısmında ise bildik tekerlemelerin ötesine gidilemedi. Şunu net olarak söylemekte yarar görüyorum: En değerli nimetin zaman olduğunu artık az çok hepimiz biliyoruz. Laf olsun, torba olsun misali organizasyonlarla zaman geçirme lüksü artık geride kalmalı. Bu işin bir de plaket merasimi ayağı yok mu? Onu zaten hiç sormayın. Şimdi kalkıp TOBB Başkanı sayın Rıfat Hisarcıklıoğlu’na ‘Göreve geldiğinizden bugüne kadar size kaç plaket takdim edildi?’ diye sorsam, kesinlikle sayısını hatırlamayacaktır. Ama ‘Kaç kişinin istihdamına vesile oldunuz Sayın Başkan?’ sorusunu yöneltsem, mutlaka gururla dillendireceği yüz binlerden söz edecektir. Mesele emek kapılarının açılmasına vesile olmaksa varsın olsun herkes övünsün. Ama sırf gönül birlikteliğini ortaya koymak için düzenlenen toplantılardan bir sonuç çıkmıyorsa boşuna zaman harcamayalım. Bu arada her organizasyonun sonunda yapılan plaket ve benzeri al-verler de son bulsun. Meselemiz yemek içmekse yapmayalım içi boş organizasyonları... Dahası sürekli aynı mesajları vererek almayalım milletin zamanını. Bu tablo karşısında, memlekette değişmesi gereken gereksiz övünme araçlarının varlığına dikkat çekmek istedim. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın memleketin geleceği için ortaya koyduğu çabanın onda birini sahiplenmek bile elimize tutuşturulacak bir plaketten yüz bin defa daha değerlidir. Kuru gürültü yapıp övünmek yerine, herkesin hayallerini gerçekleştirecek ve bu hayallerle ekmek yiyecek gençlerin olacağı bir Türkiye’yi özlüyoruz. Sektörlerin onuru ancak bu ruha sahip olanlar sayesinde kurtulur.

 

YORUM YAZ