THY - Adıyaman

Altın yumurtlayan sektör ödüllendirilmeli

23 Ocak 2018 Salı

Türkiye’de gayrimenkul geliştirme üzerine adeta bir üniversite gibi derin bilgi sahibi olduğunu bildiğim duayen isim MESA’nın patronu Erhan Boysanoğlu, haklı olarak ‘TÜİK verileri, çoğu zaman gerçeği yansıtmıyor. Tapu devirleri farklı dönemlerde gerçekleşebiliyor’ dese de, sektörde olup bitenleri teraziye koyarken resmi bilgilerle ilerlemek durumundayız. Şöyle arşivleri karıştırdığımda, 2016 yılını 1 milyon 341 bin 453 satışla kapatan sektör, 2017’de ‘bekle-gör’ politikasına rağmen 1 milyon 400 bin sınırını geçmeyi başardı. Aslında bu başarıda üç ayrı tarafın payı var. Bunlardan birisi işin tozunu sahada yutan patronlar ve taşıdıkları marka değeriyle bilinen şirketleri, ikincisi alım gücünü ortaya koyan vatandaşlar, bir diğeri de hükümetimiz...

Patronları sadece lansmanlarda gülümseyen yüzleriyle değil, daha sonrasında sahada akıttıkları terleriyle görüp tanıyan bir gazeteci olarak, onların omuzladıkları yükün ne denli ağır olduğunu söylemem işin en kolay yönü. Hesaplamalarıma göre geçen yıl 35 milyar liralık bir değer oluşturmak için kolları sıvayan markalı konut geliştiricileri, adımlarını geleceğin TÜRKİYE’sine güvenerek atıyor. Bugün eğer bir markanın alıcı adayı, taa Afrikalardan ya da Asya’nın bir ucundan web sayfasını ziyaret ediyorsa bu işin aslında değerli bir nimet olduğunu bilmek gerek. Nitekim, bu bilinçle hareket eden patronlar, sınırları aşarak hem ülkemizi hem de şirketlerini en iyi şekilde temsil edebiliyor. Bunun son örneğini Katar’da gerçekleştirilen MÜSİAD 2 EXPO TURKEY BY QATAR’da gördük. Bugün sektörün önde gelen isimlerinden Süleyman Çetinsaya (ARTAŞ), Altan Elmas (SUR YAPI), Özcan Tahincioğu, Seba Gacemer (SİNPAŞ), Ziya Yılmaz (DAP), Umut Durbakayım (TEKNİK YAPI), Feyzullah Yetgin (HALK GYO) gibi değerler, Türkiye kadar Türk halkına ve Türkiye’ye gönül vermiş yatırımcıların ne istediğini bilerek işlerini geliştiriyor. Satış işlemi yapılan 1 milyon 400 bin konutun yarısı kadarının yeni projelerden oluşması, sadece satışı yapan firmalara değil onların çözüm ortaklığını yürüten 200’e yakın şirket için de bir nimet olmuştur. Ancak şu tespitimiz de göz ardı edilmemeli; 2018 yılında üretime devam edenlerin satış konusunda aynı iştaha sahip olduklarını söylemek doğru olmaz. Eğer 31 Aralık 2018 günü itibariyle satılan konut sayısında yeni bir rekor kırılması arzu ediliyorsa, burada asıl görev yine hükümete düşüyor. Çünkü 2017’de konut satışına hız katan en önemli faktörlerin başında, KDV ve diğer vergilere dair indirimler yer aldı. Öte yandan; Emlak Konut GYO’nun çözüm ortaklarına ve kamuoyuna karşı duyarlı yaklaşımları sonucu uygulanan kampanyalar da moralleri yükseltti. Ancak bugün bile devam eden bankaların yüksek faiz baskısına rağmen, iç finansman imkânlarını zorlayarak vatandaşı ev sahibi yapan firmaların, bu yıl aynı yükü taşıyabileceklerini kestirmek zor. Bütün bunları bildiğini düşündüğüm hükümetin 2018’i kazanca dönüştürmede üstleneceği rol açık ve nettir.

 Sektör temsilcilerinin talepleri belli; döviz kurundaki belirsizliğe karşılık yerli inşaat malzemelerinin üretimini yaygınlaştırıcı teşvikler, lüks konut üretiminin dışındaki üretimlere destek, uygun maliyetli konutlar üretmek isteyenlere yer tahsisi, vergilerde makul oranda indirim gibi moral verecek ve canlılık getirecek adımları atmak çok da zor olmasa gerek. Bugün GYODER’inden KONUT-DER’ine, İNDER’inden diğer müteahhitleri çatısı altında toplayan tüm STK’larına kadar hepsi, geminin su almadan ilerlemesini istiyorsa, buna güç katacak olan hükümetin kararlı ve isabetli yaklaşımı olacaktır. Bu yıl en az 1 milyon 500 bin konut satılması için deyim yerindeyse altın yumurtlayan bu sektöre köstek değil destek olma vakti gelmiştir. Bunun gerçekleşmesi için Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım ve kabinesinin, sektöre başarı ödülü olarak en kısa zamanda müjdeli haberler vermesini temenni ediyoruz.

 

YORUM YAZ