Havacılık ve Cız Eden Yüreğimiz… (1)

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Savaş uçağı…

Uçak yolculuğu…

Havacılık…

Denilince, tahmini en az 30 yıldan beri yüreğim  ‘CIZ’ eder…

Neden 30 yıl…

Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ isimlerini, ilk olarak 80’li yıllarda duydum…

Ve başlarına gelenleri öğrendiğimde…

İsmet İnönü’nün ‘Yerli’ ve ‘Müslüman’ olanlara…

Kininin ne boyutlarda olduğunu kavradım…

Bu bahsi haftaya ele alacağım, Allah izin verirse…

Konya’nın Bozkır İlçesi Kuşca Köyü’nden…

Annem, babam ve kardeşim Halit ile 1964 yılı Eylül ayında…

İstanbul Fatih Hüsanbey Mahallesi, Tezgahçılar Sokağa…

O günün tabiriyle göçümüzü getirdik…

Babam Rahmetlik, Akşemsettin İlkokulu’na götürdü.

Müdür odasına gittik…

Müdür babamla ikimizi odasına aldı ve hoş geldiniz dedi.

Babam Müdüre, okula kaydetmesi için geldiğimiz söyledi.

Müdür Hangi Mahallede oturduğumuzu ve babamın ne iş yaptığını sordu.

Bunların cevabını verdikten sonra babam, Müdüre:

-‘Hocam ben bunları okutmak İstanbul’a göç ettim.’ dedi.

Ben birinci sınıfı köyde okumuş ve Pekiyi ile bitirmiştim.

Müdür Bey beni şöyle bir okuttu ve babama:

‘Abdullah Bey bu pek okuyamıyor… Bunu öğleden önce 1. Sınıfta öğleden sonra 2. Sınıfta okutalım’ dedi.

‘Hocam siz nasıl münasip görürseniz, öyle yapın.’ dedi.

Böylece, birinci dönem öğleden önce 1. Öğleden sonra 2. Sınıfta eğitim gördüm.

Müdür Bey, Babamı 2. Dönem başında çağırdı ve:

‘Abdullah Bey, Mehmet Ali durumunu iyileştirdi, 2. Dönem sadece 2. Sınıfı okuyacak.’ dedi.

Babam, müdüre teşekkürler ederek; memnuniyetini belirtti.

Çocukluğumun Fatih serüveni böyle başladı…

İlköğretim hayatım ile ilgili daha ilginç bazı olaylarım var…

Denk geldiğinde inşallah onları sizlerle paylaşacağım…

İlkokulu, Fatih Akşemseddin İlkokulu’nda bitirdim…

Okul bahçemiz, çok büyüktü…
Ben ilkokulu bitirdikten birkaç yıl sonra, zannediyorum 1972 veya 73 yılında; bahçemizin alt tarafına, ikinci bir okul yapıldı…

Adı 29 Mayıs İlköğretim Okulu olmuştu…

Daha sonra her iki okul, 29 Mayıs İlköğretim Okulu adıyla, hizmet vermeye başladı…

Her 15 Mayıs’ta, okul bahçesinde sıraya girer; yürüyerek, Bozdoğan Kemeri’nin Fatih Belediyesi Cenaze İşleri Müdürlüğü şubesi önünden, az ileride bulunan Fatih Askerlik Şubesi binasıyla,sol yanında bulunan Fatih Kaymakamlığı karşısındaki Fatih Parkı’na giderdik…

Kaymakamlık binası, şimdi sanıyorum Fatih Üniversitesi binası olarak, hizmet vermekte…

Fatih Parkı’nda bulunan Hava Şehidleri Anıtı önünde, askeri tören mangası yanında, yerimizi alırdık…

Tören, askerlerin hava ateşiyle başlardı…

Ardından, İstiklal Marşını şevkle, canlı canlı okurduk…

Hava şehidleri hakkında yapılan konuşmalardan sonra…

Yine uygun adım yürüyerek, aynı güzergâhla okulumuza geri dönerdik…

İşte ilk olarak o zamanlar işittim…

Cengiz Topel, Fethi, Nuri ve Sadık Beyler adını…

Bu anıtın temeli 2 Nisan 1914’te atılmış ve 1916’da tamamlanmış.

Mimar Vedat Tek’in eseridir.

Anıt, ilk şehid pilotlar anısına yapılmıştı…

Şehid Pilotların görevlerini tamamlayamadıkları için anıtın üst kısmı yarımdır…

Osmanlı Devleti havacılıkta geri kalmamak için, 1909-1911 yılları arasında, pilot eğitimi almaları için birçok subayını, Avrupa ülkelerine gönderdi…

Fransa’dan alınan uçaklarla, Tayyare Bölükleri (Osmanlı Hava Kuvvetleri) ihdas edildi…

Avrupa’da eğitim gören pilotlarla, ilk uçuş güzergâhı olarak İstanbul-Kahire planlandı…

İlk itap İstanbul-Şam, ikinci etap da Şam-Kahire arasında olacaktı.

İki uçakla yola çıkılacaktı…

Yüzbaşı Fethi Bey ve Üsteğmen Sadık Bey Bleriot marka, “Muavenet -i Milliye” uçağıyla; Yüzbaşı Nuri Bey ve Yüzbaşı Hakkı Bey de Deperdussine marka “Prens Celaleddin” uçağı ile uçması kararlaştırıldı…

Nihayet uçuş günü geldi… 

Ve… 8 Şubat 1914 Pazar günü, önce Prens Celaleddin sonra da Muavenet-i Milliye uçağı havalandı…

Yüzbaşı Fethi Bey ve Üsteğmen Sadık Bey, Muavenet-i Milliye uçağı ile 16 günlük muhataralı bir uçuştan sonra, Şam’a ulaşmayı başardılar…

Ertesi gün, yani 27 Şubat günü de Şam’dan havalanıp, Kudüs’e doğru yöneldiler…

Taberiye gölü yakınlarında, uçak düştü ve Fethi ve Sadık Beyler, şehid oldular…

Nuri ve Hakkı Beyler ise daha ilk gün, hava muhalefeti sebebiyle, Mudanya’dan geri dönmek zorunda kaldılar…

İkinci kez havalandılar, bu sefer de Karamürsel civarında motorları arızalanınca, İznik’e indiler…

Arıza giderildikten sonra tekrar havalandılar ve Kıbrıs üzerinde Lefke’ye ulaştılar…

Lefke’den iki torbalık postayı aldılar ve Eskişehir’e döndüler…

Nuri ve Hakkı Bey, 19 Şubat günü tekrar havalandılar…

Bu sefer Beyrut’a 6 Mart’ta ulaşmayı başardılar…

Beyrut’tan tekrar havalanan uçak, yeteri kadar yükselemediği için, kanadı denize çarpınca, uçak denize düştü…

Sandallarla, hızla yardımlarına koşuldu…

Ancak Nuri Bey çok su yuttuğundan, tüm gayretlere rağmen kurtarılamadı ve şehid oldu…

Nuri Bey’in de naşı Şam’daki Selehaddin Eyyübi Türbesi’nde; Fethi ve Sadık Beyler’in yanına defnedildi…

Üçüncü bir ekip hazırlandı ve Ertuğrul adlı Bleriot marka uçakla, İstanbul’dan Salim ve Rasıdı Kemal Bey’ler havalandı…

Bu uçak da, Edremit’e kadar uçabildi ve orada düştü…

Elhamdülillah, pilotlar sağ salim kurtulmuştu…

Edremit halkının düzenlediği kampanya ile para toplanmış ve yeni bir uçak alınmıştı…

Edremit adı verilen Bleriot tipi uçak, Saidiye Gemisi’yle 11 Nisan’da İstanbul’dan Beyrut’a nakledildi…

Edremit uçağı 1 Mayıs günü Yüzbaşı Salim ve Kurmay Yüzbaşı Kemal Bey tarafından idare edilerek havalandı…

4 Mayıs günü El Ariş’e, 6 Mayıs günü Port Said’e ve 9 Mayıs’ta da Kahire’ye sağ salim ulaştılar…

Pilotlar, Kahire’de birçok gösteri uçuşu yaptılar…

Uçak ve pilotlar, vapurla 22 Mayıs günü İstanbul’a döndüler…

Tüm şehidlerimizin ve gazilerimizin ruhu için, El Fatiha…

(Devam Edecek)