Temiz Siyaset “Prangası”

19 Aralık 2017 Salı

Bir hocamla sohbet ederken konu, Cumhurbaşkanımızın söylemleri ile çelişenlere ve hatta direnç gösterenlere geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan kürsüye çıkıyor ve İstanbul’a yapılan haksızlığı samimi şekilde anlatıyor, şehirlerde dikey değil yatay büyümenin sağlanmasının ve insan şehir arasındaki ölçeğin korunmasının öneminden bahsediyor. Ancak sonrasında İstanbul’da hem de AK Partili ilçe belediyelerinden 2 tanesinin meclislerinde katları yükseltme kararı çıkıyor. Çelişkiler bununla sınırlı değil başka örnekler de var. Faizin inmesi temenni edilirken merkez bankasının faiz artırması, FETÖ terör örgütü ile mücadelede şaşmayan bir iradeden ve devamlılıktan bahsedilirken, içerideki FETÖ’cülerin sokaklara salınması ve ardından kaçmaları.

Milli iradenin işaret ettiği ve sorumluluk verdiği kişi olan Recep Tayyip Erdoğan ile gerek bürokrasi gerekse belli başlı devlet organları ve özel girişim arasında zaman zaman ortaya çıkan bu çelişkinin nedeni nedir?

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri, hatta bu süreci Osmanlı’nın zafiyet göstermeye başladığı ilk zamanlardan günümüze kadar genişletmemiz mümkün; devletin, ekonominin ve toplumun içerisinde yabancılar tarafından farklı klikler oluşturuldu. Hali hazırda içimizde bulunan bazı klikler de saf değiştirirken belki daha niceleri zaman içerisinde oluştu. Mesela bazı Ermeni örgütleriyle bir dönem kanlı bıçaklı hale gelinmesi.

Coğrafyamızı, üzerine çarşaf serilmiş bir yatağa benzetelim ve bu çarşafın üzerine ağırlıklar yerleştirelim. Nasıl ki yatağın üzerine bilyeler bıraktığımız zaman bunlar yatağa ağırlığınca gömülerek sabit kalıyorsa, bürokrasiden ekonomiye, sanata, devletin ve toplumun her kesiminin belli ağırlıkları ile bu yatağın üzerinde olduğunu hayal edin. İrili ufaklı bilyeler var, kimisi toplu iğne başı kadar kimisi kapı tokmağı. Erdoğan ise başlı başına Şahi topunun bir güllesi gibi burada bulunuyor.

Ancak gayet ağır başka bilyeler de aynı çarşafta.

Mesela FETÖ, özellikle ABD tarafından güçlendirilmiş ve belli başlı bir alanı çarşafta ağırlığınca bükebilen bir bilye gibi duruyordu. Bazen de bu bilyeler merkezin etki alanındayken aynı zamanda birbiri ile etkileşip birleşerek,merkezi kaydırma çabasıyla, çarşafta kendinden daha ağır noktalar oluşturduklarını belirtmek gerek. PKK ile FETÖ birlikteliğini buna örnek olarak verebiliriz. Kendi başlarına arzu ettikleri etkiyi oluşturamadıklarından yan yana gelerek etkilerini arttırmak istediler.

Seçimleri ele alalım, toplumumuzdaki her bireyin iğne ucu kadar bir bilye olduğunu düşünürsek, seçimlerde sahip oldukları ufak ağırlıkların baştan dağılımını yaparak çarşaf üzerindeki asli ağırlık noktalarını belirliyorlar. Bunlardan ne kadar fazlası aynı noktaya eğilim gösterirse o denli ağır ve kuvvetli, ne kadar dağılırsa o kadar etkisiz ve hafif kalıyor.

Yönetim ise ne kadar kuvvetli ve istikrarlı olursa o denli ağır oluyor. Ne kadar ağır olursa çarşafın genel eğimini şekillendiriyor. Ama hiçbir zaman sadece ana unsur varmışçasına pürüzsüz muhteşem bir çekim noktası oluşmuyor. Her zaman başka ağırlıkların belki merkezden uzaklaşmaları nedeniyle, bazen de dış etkilere maruz kalmalarıyla farklı çekim noktaları oluşuyor. İşte bu noktalar sistemde çelişkilere ve dirençlere neden oluyor.

Baştaki örneğe bakarsak, devletimizin lideri yatay şehirleri işaret ederken, sermayenin etkisi altında kalan bir bölüm bu duruma direnç gösterebiliyor.

Çözüm ise kendi öz ağırlığı, maruz kaldığı etkiden daha fazla olan kişilerle bu çarşafın önemli noktalarını desteklemek. Açıkçası bu bile nihai bir çözüm değil. Çünkü hiçbir zaman tam anlamıyla “ütopik” bir düzenden bahsedemeyiz. Bu bir mücadele ve Hak rızasını kazanma sahası.

Böyle olunca insan neyin önemli olduğunu ve kendi görevlerini sorgulamadan edemiyor.

Dikkat etmemiz gereken kendi çekim alanımız içinde olanlar. Evimiz ve ailemiz! Bu sahada ilk insandan bu yana mücadele devam ediyor ve bizden sonra da devam edecek. Yapmamız gereken sorumlu olduğumuz yere, evlerimize sahip çıkmak. Adeta Hüdai yolundaki bir kayık olabilmek, çevremizde ne kadar büyük bir fırtına olursa olsun, kayığımızı koruyabilmek. Evin kapısını kapattığımız zaman bu şiddetli fırtınayı dışarda bırakabilmek, evin içerisine sirayet etmesini önleyebilmek.

Ümmeti Muhammed yuvalarının, Hüdai’nin kayığı gibi imanlı, güçlü, sağlam, dirençli, korunaklı ve huzurlu olması duası ile Hüdaya emanet olun.

YORUM YAZ